Pazar, Ekim 24, 2010

2,5 olduk;)


Bebeklikten çocuk olma yolunda 2.5 yılımızı çok şükür devirdik. Dünya tatlısı oğullarım artık 2.5 yaşında iki beyefendi oldular. Onlarda bizde zamanın nasıl bu kadar çabuk geçtiğinin, ne kadar hızlı büyüdüklerinin farkında değiliz. İşin içinde olmak böyle birşey demekki. Koşturmacadan kendimi herşeyi kaçırmış gibi hissediyorum. Bunu da ancak eski fotolarımıza baktığımız zaman anlıyorum. O kadar küçüklerki. İlk doğdukları halleriyle şimdiki hallerine baktığım zaman aynı çocuklar değilmiş gibi geliyor. Herşeyleri o kadar değişmiş ki. Ve bu değişim devam ediyor. Sonunda ortaya ne çıkacak merak ediyorum:)

Bu çocuklar kime benziyor? Genelde insanların en çok merak ettikleri konu bu. Kimi bana benzetiyor, kimi babaya, kimi anneanneye, kimi amcaya yada bunlar hiçbirinize benzemiyor diyenlerde var. Bana soracak olursanız ben bana benzetiyorum. Ne derler "aynı beeen" (öcüm duymasın)

Ya aslında yazıcak bu kadar şey varken yazamamak çok acı biliyorum. Ama bende bazen oğullarım gibi düşündüklerimi, kafamın içindekileri kelimelere dökmekte zorlanıyorum! Evet oğullarım hala konuşamıyor. Bu beni korkutuyor mu? Bilmiyorum galiba biraz korkutuyor. Herhangi bir doktora gitmedik. Hani konuşacaklarmış gibi geliyor bana, genetikmiş gibi. Kelimeleri söylüyoruz. Ama cümle kuramıyoruz. Baba gel, ayya gel vs. dışında. Bunlarda bana teselli veriyor. Az kaldı konuşacaklar diyorum. Bakalım kreş olayında genelde çözümlenirmiş bu geç konuşmalar. Birazda buna güveniyorum galiba.

En sevdiğim olay hani eve girersin iki yavrucunda kucağına zıplar ya! İşte ben buna bayılıyorum. Yanlış anlamayın hergün bu merasimle karşılanmıyorum evde. Hatta çok nadir böyle bir durum oluyor. O yüzden de çok kıymetli bu durum benim için. Helede bana böyle bir karşılama yapmayıpta babaya yaparlarsa o zaman tam haset oluyorum. Napim bu da anne kıskançlığı olsa gerek.
Şimdi olay şu! Apartmandan girer girmez bir kere sesler tüm apartmanda. İki meraklı yavrucuk "baba ayya dada" diye çığırıyor. Artık kime denk gelirse misali. Merdivenden çıkarken kapıyı anneanneye zorla açtırıyorlar. Son basamakta seni görüyorlar. Bir sevinç çığlığı kopuyor. Kapıya gelince eğiliyosunuz ve iki yavrucukta anne boynuna sarılmak için savaş veriyor. Ayyyaaaaa (annemmm demek bu biliyorum!) Günün yorgunluğu diye birşey kalmıyor. Birebir ilaç gibi yani.


Sizi seviyorum mucizelerim.

Cuma, Ekim 15, 2010

gribiz:(


Geçen hafta önce Talham ardından tabiki Enesim grip oldular. Cuma günü doktora gittik. İki poşet ilaç ile geri döndük. Antibiyotik, Şurup, Sprey vs. derken bir sürü ilaç. Antibiyotiği vermedim şurup ve sprey kullanıyorum sadece. İnşallah bir önce iyileşirlerde antibiyotiğe gerek kalmaz. Enesim hiç dayanamıyor hastalığa. Hele de işin içinde burun tıkanıklığı varsa geceyi ayakta geçiriyoruz. Çok sinirleniyor minişim. Ama elden bişey gelmiyor. Burunlarının akmasından nefret ediyorlar. Çok rahatsız oluyorlar. Hayır zaten titiz çocuklar ama işin komik tarafı elbiselerimizi mendil olarak kullanmaları;)) İğrençlik diz boyu yani! Birde kızdığımızı keşfettikleri zaman işi oyuna vuruyorlar. Talham bir ara babasının çorabına kadar güzelce halletti. Ama tam bir şebek bu kadar tatlı olunur yani. Gülmekten kırdı geçirdi bizi:))

Birşeye kızdığımı anlamasınlar. Üstüne üstüne gidiyorlar olayın. Kıkır kıkır kıkırdayarak bide. Gözümün içine baka baka. Gülsem mi, ağlasam mı durumu
Hergün yeni kelimeler katıyoruz hanemize. Tamam biliyoruz bizim yaşımızdakiler bülbül gibi konuşuyor. Ama olsun biz sonradan açılacağız. Hayıyyy diyoruz mesela yada İivveeeet :))
Koko diyoruz kokuya ve daha bir sürü yeni kelime. Konuşacağız, konuşacağız az kaldı
Related Posts with Thumbnails