Çarşamba, Aralık 14, 2011
Bugün kreşe enesimle tek geldik. talhamız evde kaldı. Çünkü daha tam anlamıyla iyileşmedi. Ama muhtemelen yarın onuda getiricez. Enesim gerçekten çok mahsundu bugün. Arabada çıngar çıkaran oğlumdan çıt çıkmadı gelene kadar. Talhada önce hiç evde kalmak istemedi Enesin okula gideceğini duyunca. Sonra ikna oldu. Enesde okula gelmek istemedi. Ama sonunda ikna oldular. Canlarım benim Allahım ayırmasın birbirinizden, sağlık ve uzun uzun ömürler versin ikinize. (AMİN)
Pazartesi, Aralık 12, 2011
Enesimle talham bu hafta hasta oldular. Daha doğrusu önce oldular tam iyileştiler derken tekrar oldular.. Doktor Enesime antibiyotik iğne verdi. Ama bu iğneleri yapmak tabi biraz zor oldu. Çünkü Enesim çok nazlı yaptırdığımız anda bütün akşamı ağlayarak ve söylenerek geçiriyoruz. Özellikle bir söz varki nereden aklına geldi bilmiyorum.
"Herkes bana yaralı Enes diyirrr" " Ben artık yaralı Enes oldumm." Oğlum kim sana yaralı enes diyor?
O,o,o :))) (dışarıdaki insanları gösteriyoruz.)
"Herkes bana yaralı Enes diyirrr" " Ben artık yaralı Enes oldumm." Oğlum kim sana yaralı enes diyor?
O,o,o :))) (dışarıdaki insanları gösteriyoruz.)
Pazar, Aralık 11, 2011
Akvaryuma gittik.
Pazar günü istanbul foruma gittik dev akvaryumu görmek için. İnanılmaz eğlendik. O kadar çok balık çeşidi var ki insan hakikaten gözlerine inanamıyor. Dev köpekbalıkları, vatozlar, piranalar, yılan balıkları ve daha bir sürü güzelliklerde balıklar. Tavuskuşu gibi balıklar bile var. Çocuklar akvaryumun camına yapıştılar resmen. O kadar keyif aldık ki. İnsan bu doğanın güzel varlıkları karşısında ne diyeceğini bilemiyor. Hakikaten dünyamız güzelliklerle dolu.
Cumartesi, Aralık 10, 2011
Dayımız ingiltereden tatile geldi. Bizimkiler çok mutlu. Hoplayacak zıplayacak birini buldular ya. Benim farkettiğim husus artık ilişkilerimizde menfaatlerimizi gözönünde bulundurarak politik davranmaya başladık. Mesela dayının telefonunda hoşumuza giden oyunlar var ve bu oyunlara bayılıyoruz.
Dayımız soruyor
"Talha bana mı benziyosun, annene mi?
Cevap: Anne
Soru: Bak emin misin bana mı benziyosun sen?
Cevap : Anne.
Dayı: Kediyle oynamak istemiyorsun galiba? Kime benziyosun?
Talha: Dayı:)))
Dayımız soruyor
"Talha bana mı benziyosun, annene mi?
Cevap: Anne
Soru: Bak emin misin bana mı benziyosun sen?
Cevap : Anne.
Dayı: Kediyle oynamak istemiyorsun galiba? Kime benziyosun?
Talha: Dayı:)))
Pazar, Kasım 27, 2011
Kıssadan Hisse
Bizimkiler ananelerine çok düşkünler. Malum anneannemizin elinde büyüdük. O gün anneannemizin evine gittik. Nerden bulmuşlarsa ananemizin çorabını ve terliiğini geçirmişler ayaklarına. Biri tül çorabı geçirmiş ama çorabın hali içler acısı durumda olmuş, diğeri terliği.Diyalog şu,
Anne - " Sen kimsin?"
Enes - " Terlik anane"
Anne - " Peki sen kimsin?
Talha - " Çorap anane"
Anne - " Sen kimsin?"
Enes - " Terlik anane"
Anne - " Peki sen kimsin?
Talha - " Çorap anane"
Etiketler:
çorap anane:))
Perşembe, Kasım 17, 2011
Perşembe, Ekim 27, 2011
Evde kaldık :)
Dün hava çok soğuk olduğu için çocukları evde bıraktım. Annemde gezmeye götürmüş. Bizimkiler zaten sıkılmıştı kreşten. Fırsat bu fırsat özgürlüklerini ilan ettiler. Dünden beri artık kreşe gitmek istemediklerini ve ananelerinin onlara bakabileceğini söylüyorlar. Bende napim anane çalışıyo evde yok dedim. "Aaaaaaaa" klasik şaşırma haraketinden sonra tam oh pes ettiler demiştim ki "o zaman cici anne (yengem - annemin gezmeye gittiği ev) bize baksın" dediler. Bu sefer ben "Aaaaaaa" oldum:))
Cumartesi, Ekim 15, 2011
Hastayız
Evet kış geldi, virüsler geldi. Bizimkilerde kendini gösterdi. Talhamın dudağı uçukladı ateşten, enes desen hasta. Antibiyotik falan fayda etmedi. 10 gündür geçmeyen hastalıktan ve gezilen birçok doktordan sonra aklıma eski doktorumuz Mustafa Bey geldi. Adamın adresini bulduk, gittik. Şu anda kullanıyoruz ve ağzımız çok şükür iyileşti. Canım Talham bir kilo vermiş belki daha çokta vermiştir. Ama Enesle aralarında 1 kilo fark oluşmuş. (Talha 16, Enes 17) Talha özellikler ağzındaki uçuklardan dolayı pipetle besleniyordu. Neyseki şimdi iyiyiz. Kreşede bayramdan sonra başlayacağız.
Çarşamba, Eylül 28, 2011
Kaza yaptık!
Kreşimizin önüne arabayı park edelim derken park etmiş başka bir arabaya tosladık. Arabada kreşin velilerinden birininmiş. Kadın sigortacı olunca işimiz kolaylaştı. Neyseki sorun yok. Allah beterinden saklasın. Allahım sen evlatlarımı koru. AMİN.
Pazartesi, Eylül 26, 2011
kreşten notlar
1. Gün : Çocukları bıraktık, sınıfları gezdik, talhayı sınıfında bıraktık, enesle vedalaştık. Akşam - Bütün gün gayet iyilermiş. Enes uykusunda biraz altına kaçırmış. İlk günün stresinden olabilir dediler. Yemeğini çok az yemiş. Eve geldik. Birbirlerine karşı daha saldırgan gördüm onları. Hala şokta gibiler. Sınıflarının ayrılmasından dolayı olabilir. 20.09.2011 Salı
2. Gün : Sabah evden çıktık. Arabada duamızı ettik. Kreşe vardık. Oldukça iyi görünüyorlar. Ama içlerinde ne yaşadıklarını bilemem. Akşam- Enes gün içinde yine altına kaçırmış. Yapmadığı bir şey normalde. Ama onun ne kadar duygusal bir çocuk olduğunu biliyorum. Kesinlikle hem evden hemde Talhadan ayrı olduğu için çok üzgün. Talha gayet iyiymiş. Ama uyumak istemiyormuş.Çok zor uyumuş. 21.09.2011 Çarşamba
3. Gün : Kreşteyiz. Talha biraz keyifsiz gibi. Onları öpüp bıraktım. Akşam - Enes hiç uyumamış. Yatakta oturup devamlı konuşmuş. " Canım annem, güzel annem, benim çok güzel annem var" diye öğretmenlerine anlatıp durmuş. Talha çok zor pijamalarını giymiş. Ama sonra ikna olmuş, Akşam biraz daha iyiydiler. Bebeklerim benim. Artık birbirlerini özlediklerini daha iyi gözlemleyebiliyorum. Evde birbirlerine sarılıp oynuyorlar. 22.09.2011 Perşembe
4. Gün : Kreşe bırakıp ayrıldım. Akşam Talhanın öğretmeni talhanın gün içinde gayet iyi olduğunu fakat uyku saatinde uykuyu reddettiğini söyledi. Yatakta oturup konuşmuş. " Çiykiiinn anne, iğleennç anne, benn anne sev yok, ben anne bekle" demiş durmuş:) Bir gün önce Enesle kıyaslayınca söyledikleri aynı olmasada söyleyiş şekillerinin aynı olduğunu diyebiliriz. Enes bugün gayet iyiymiş. Kreşte Enes kucağıma gelmek istedi. Talha bunu görünce Enesin poposunu ısırdı. Ardından Enesi çok zor zaptettim. Dönünce Talha Enesin emniyet kemerini açtı. Belliki birşeye kızmış bebişim. Ben böyle yaparsan seni kreşe götürmiyim dediiğimde cevap "ben okul sev yok" oldu:) 23.09.2011 Cuma
5. Gün : Alıştık galiba. Çok sorunsuz bir günmüş. Öğretmenleri gayet memnun bu durumdan. Bende memnunum tabi. 26.09.2011 Pazartesi
2. Gün : Sabah evden çıktık. Arabada duamızı ettik. Kreşe vardık. Oldukça iyi görünüyorlar. Ama içlerinde ne yaşadıklarını bilemem. Akşam- Enes gün içinde yine altına kaçırmış. Yapmadığı bir şey normalde. Ama onun ne kadar duygusal bir çocuk olduğunu biliyorum. Kesinlikle hem evden hemde Talhadan ayrı olduğu için çok üzgün. Talha gayet iyiymiş. Ama uyumak istemiyormuş.Çok zor uyumuş. 21.09.2011 Çarşamba
3. Gün : Kreşteyiz. Talha biraz keyifsiz gibi. Onları öpüp bıraktım. Akşam - Enes hiç uyumamış. Yatakta oturup devamlı konuşmuş. " Canım annem, güzel annem, benim çok güzel annem var" diye öğretmenlerine anlatıp durmuş. Talha çok zor pijamalarını giymiş. Ama sonra ikna olmuş, Akşam biraz daha iyiydiler. Bebeklerim benim. Artık birbirlerini özlediklerini daha iyi gözlemleyebiliyorum. Evde birbirlerine sarılıp oynuyorlar. 22.09.2011 Perşembe
4. Gün : Kreşe bırakıp ayrıldım. Akşam Talhanın öğretmeni talhanın gün içinde gayet iyi olduğunu fakat uyku saatinde uykuyu reddettiğini söyledi. Yatakta oturup konuşmuş. " Çiykiiinn anne, iğleennç anne, benn anne sev yok, ben anne bekle" demiş durmuş:) Bir gün önce Enesle kıyaslayınca söyledikleri aynı olmasada söyleyiş şekillerinin aynı olduğunu diyebiliriz. Enes bugün gayet iyiymiş. Kreşte Enes kucağıma gelmek istedi. Talha bunu görünce Enesin poposunu ısırdı. Ardından Enesi çok zor zaptettim. Dönünce Talha Enesin emniyet kemerini açtı. Belliki birşeye kızmış bebişim. Ben böyle yaparsan seni kreşe götürmiyim dediiğimde cevap "ben okul sev yok" oldu:) 23.09.2011 Cuma
5. Gün : Alıştık galiba. Çok sorunsuz bir günmüş. Öğretmenleri gayet memnun bu durumdan. Bende memnunum tabi. 26.09.2011 Pazartesi
Pazar, Eylül 25, 2011
Miniatürk
Pazar günü miniatürke gittik. İstanbuldaki hemen hemen herkesin facebooktaki profil resimlerinde rastladığım ama bir türlü gidemediğim bir yerdi. Sonunda yollara düştük. Gerçekten şimdiye kadar gitmediğime pişman oldum. Çünkü çok güzel bir yer. Oğullarım pek olayı çözemeselerde küçük gemilere, uçaklara ve boğaz köprüsüne bayıldılar. Ama tabi çocukla gitmenin şöyle bir eksi tarafı var. Bir kere tuvalet olayı sıkıntı. Yani özgürle aklımız çıktı bizimkiler altına kaçıracak diye. İki kalabalık oluyor bu nedenle çocukları zaptetmek daha zor. Üç durup incelemek ve tarihini dinlemek gibi bir şansın yok. Ama yinede ben çok keyif aldım. Oğullarımda. Nice nice gezmelere inşallah:))
Çarşamba, Ağustos 10, 2011
Salı, Temmuz 26, 2011
annemin aalabası büüyükk
Bugün arabamızı aldık. Oğullarım görünce inanılmaz mutlu oldular. Her zaman "babamın büyüüüük alabası" diye övünen oğullarımın gözünde birden babanın arabası baayaağı küçüldü. Şimdiki favori cümlemiz "annemin aalabası büüyükk, babamın aalabası kücüüükk" şeklinde. Hatta bunun için bir bestemiz bile var:)
Cuma, Temmuz 15, 2011
İğlenç anne
İğlenç anne, pis anne, çiykinnn anne
Eskiden anneye yada babaya kızınca pis derdik "anne sen pis, çoğ piss anne, çoğğğ pis!" Şimdi ise kelime lugatımız bayağı genişledi. Anne yada baba kişisi istediklerini yapmayınca. "Anne sen pis, iğlenç anne, çiykinnn anne, işe git anne işe git ....." şeklinde devam ediyor. Tabi bu iğğğlenç kelimesini artık herşeyde kullanıyoruz. Anne o kadar emekle bebişlerinin önüne yemek koyar. Talhanın tepki şu "iğleeenç":))
Etiketler:
İğlenç anne
Salı, Temmuz 12, 2011
Büyüükkk Ev
Enes'le Talha'nın Büğüükkk Evii
Bu gün itibariyle evimizi taşıdık. Yeni evimiz eski evimize oranla daha büyük. Bundan ötürü olsa gerek bebişlerim olayı komple sahiplenmiş durumdalar. Olay şöyle ;
Soru: "Annecim nereye gidiyoruz"
Cevap "Enesle Talhanın büüüğüükk evi"
Soru : "Annecim orda ne var"
Cevap : " Paykk var paykkk, kücükkk payk"
Taşınma olayında en sevdikleri durum anneyle birlikte koli bantlamak oldu. Bol bol koli yapıp beraber bantladık. Gerçi arkamı dönünce bazılarını geri çıkartıyorlardı amaaa:)) Bu arada tabi gelen nakliyecileri anlama olayıda ilginçti. Bu adamlar neden bizim evimizi taşıyolar olayına Enes oğlumun bakış açısı " Babamıyn çooğğğ aykadaşı vayyyy" şeklindeydi.
Çarşamba, Haziran 15, 2011
Cumartesi, Mayıs 21, 2011
tatilll
Ailecek tatile gittik çok keyifliydi gerçekten. Neler yaptık peki? Talha ve enesim bol bol yüzdüler çocuk havuzunda. Daha doğrusu onlar öyle zannettiler:) Özellikle talham çok komikti. Komple suyun içine dalıp zorla ayağa kalkıyor, sonrada kendine alkış yapıp "talya talya" diye tezahürat istiyordu. Anne kişiside dururmu havuzun başında bol bol tezahürat yaptı bebişlerine:) Bazen babasıyla bazen benimle takıldılar. Keyiflerine göre yani. Yemek olayı tatilde çok zorlaşıyor. Çünkü hiç yemek yemek istemiyorlar. Bol bol parka gittik arabalara bindik, tavşanlara çim yedirdik. Akşamları konserler izledik. Gerçi konserin yarısında günün koşturmacasına dayanamayıp küt uyuyorduk. Mini discoda dans ettik diyemiycem çünkü geçen sene olduğu gibi bu senede dans pistinden hep kaçtık. Hiçbir şeye eşlik etmedik. İlginç ama alandaki bütün çocuklar piste koştururken oğluşlarım tam tersi istikamete koşturuyorlardı. Neyse bundada vardır bir hayır:)
Tabi en önemli adımımız şu oldu. Emzik olayını zorlada olsa bıraktık. Artık emzik kullanmıyoruz!...
Salı, Nisan 26, 2011
3 . yaşımıza girdik!...
-Anne : "Enes kaç yaşındasın?"
-Enes : "üüüççççç"
-Anne : "Talha sen annecim?"
-Talha: "İkiiii, üçççççççççç":))
Yaşlarını biliyorlar artık çok şükür. Büyüdü bebişlerim artık çocuk oldular. Hakikaten bunu bu yaşla birlikte iyice anladım. Siz benim bebeğimsiniz dediğimde ikisinin tepkiside aynı oluyor "biz bebek deiliz... çocuk çocuk" diyolar. Yani bebek olmadıklarının üstüne basa basa bana duyuruyorlar. Ben inanılmaz bir mutluluğun yanında şunu yaşıyorum. Acaba bebekliklerinin keyfini tam çıkarabildim mi? Yoksa kaçırdım mı çoğu şeyi? Aslında ikinci kısım bana daha uyuyor. Hayatın, işin, evin koşturmacasında bir çok şeyi kaçırdığımı biliyorum ve vakit hızlı akıyor. Allahım sağlık versin canları sağolsun bebişlerimin!...
Galiba yine bebişlerim dedim. Sonuçta onlar kaç yaşında olurlarsa olsunlar hep benim bebişlerim olarak kalacaklar.
Beyefendiler bunu kabul etmese bile:)
Etiketler:
3 . yaşımıza girdik
Çarşamba, Mart 02, 2011
Bunu anlatmadan geçmemem lazım.
Oğullarımı sonunda arkadaşlarımın yoğun ısrarları üzerine işyerime götürdüm. Normalde yabancılara karşı mesafeli olan oğullarım beni yalancı çıkartmak istercesine o kadar ısındılar ki ortama insanları görür görmez öpmeleri, sarılmaları, ellerinden tutup yürümeleri vs. inanamadım. İnanamadığım diğer hususta ben hep yıkar dökerler buraları diyordum arkadaşlara. Tam aksine bir uslu bir uslu durdular. Tamam itiraf ediyorum. Yalancı çıktım
Bunu anlatmadan geçmemem lazım
Geçen annem bizimkileri mutfakta yakalamış. Ellerinde kaşıklar buzdolabının kapağını bir güzel açmışlar sütün ve yoğurdunda kapağını açmışlar. Bir sütü kaşıklıyorlarmış bir yoğurdu
Etiketler:
Bunu anlatmadan geçmemem lazım
Pazartesi, Şubat 28, 2011
Pazar Günü Sendromu
Ben şunu anladım benim oğluşlarım beni ve babayı görünce zıvanadan çıkma hali yaşıyorlar. Şöyle ki bir insan nasıl çıldırtılır bu yaşta nerdeyse tez yazacaklar bunun üzerine. Kısaca özetlersek
*Sabah kahvaltıda ağlama sendromları, küsme, yememe, annenin çabası sonucunda sakinleşme.
*Alta kaçırma durumları. Yıka, sil, temizle durumu.
*Özenle düzenlenmiş yatakları günde 20 kez dağıtma durumları. (Bu olaya fena takmış durumdayız. Yorganlarla yol ve araba yapma durumundan saklanma durumuna geçtik. )
*Tezgahın üzerindeki tuzu daha sabah özenle süpürülmüş halıların üzerine yemek pişirme edasıyla serpme durumu. (talhanın beni görünce coşma hali de çok tatlıydı. Koca kavanozla bir yandan tuzu döküyor, bir yandan gülüyor.)
*Televizyon düşürme çalışmalarına devam etme durumu.
*Annenin makyaj malzemeleri bilahare rujlarıyla annenin tuvalet aynası olmak üzere duvarları boyama durumu. (gitttiiii gittiii rujlarım gitti)
Pazartesine oldukça antremanlı girdik anlayacağınız. Haftasonu yapılan o kadar spordan sonra
Sevgiyle kalın.
*Sabah kahvaltıda ağlama sendromları, küsme, yememe, annenin çabası sonucunda sakinleşme.
*Alta kaçırma durumları. Yıka, sil, temizle durumu.
*Özenle düzenlenmiş yatakları günde 20 kez dağıtma durumları. (Bu olaya fena takmış durumdayız. Yorganlarla yol ve araba yapma durumundan saklanma durumuna geçtik. )
*Tezgahın üzerindeki tuzu daha sabah özenle süpürülmüş halıların üzerine yemek pişirme edasıyla serpme durumu. (talhanın beni görünce coşma hali de çok tatlıydı. Koca kavanozla bir yandan tuzu döküyor, bir yandan gülüyor.)
*Televizyon düşürme çalışmalarına devam etme durumu.
*Annenin makyaj malzemeleri bilahare rujlarıyla annenin tuvalet aynası olmak üzere duvarları boyama durumu. (gitttiiii gittiii rujlarım gitti)
Pazartesine oldukça antremanlı girdik anlayacağınız. Haftasonu yapılan o kadar spordan sonra
Sevgiyle kalın.
Etiketler:
Pazar günü sendromu
Cumartesi, Şubat 26, 2011
Bunu anlatmadan geçmemem lazım.
Enesin yüzünde bir kızarıklık oluştu ne zamandır gidemedik doktora. Geçen ayarladık sabah erkenden götürelim dedik. Talha evde kaldı tabi. Sabah uyanınca Enesi evde aramış. Bulamayınca çok üzülmüş, ağlamış, “ben enese uçucam” diyormuş. Annem aradı bizi Enesle konuşturduk. Enesin sesini duyunca rahatladı. Bu duruma çok duygulandım. Allahım sen evlatlarımı koru, onlara sağlık , sıhhat nasip eyle. AMİN
Etiketler:
Bunu anlatmadan geçmemem lazım.
Perşembe, Şubat 17, 2011
Bunu anlatmadan geçmemem lazım
Polisçilik olayını bayağı ilerlettik artık birbirimizi tutuklayıp, elleri kelepçeliyoruz. Önce Talha enese geliyo ikisininde elinde silah niyetine bir oyuncak (bu genelde lego oluyor) Muhabbet şu “siahı bıakk” diğeri silahı bırakıp elini kaldırıyor. Sonra evde bulduğumuz tespih ellere kelepçe niyetine geçiriliyor. Sonrada odaya hapsedilip kapı üzerine kapatılıyor. Bu durum Enesin Talhayı tutuklamasıyla devam ediyor. Ama Enes Talha’yı tutukladığı zaman Talhanın kopardığı kıyameti görmek lazım. Yıkıyo ortalığı kurtarın beni diye
Etiketler:
Bunu anlatmadan geçmemem lazım
Çarşamba, Şubat 09, 2011
MESLEĞİMİZİ SEÇTİK : "BEN POİSS"
Enesle Talhanın acayip bir silaha sempatileri var. Bu öyle birşeyki legolardan bile silah yapıyoruz. Bu sempatinin nereden geldiği konusunda bir fikrim yok artı hani bu çocuklarına silah alanlarada oldum bittim kızmışımdır. Ama oğullarımda böyle bir sevgi oluşunca olayın her zaman aileyle orantılı olmadığını da anladım.
Hafta sonu babalarının telefonunu almışlar, bir güzel başka bir odaya geçmişler onu bunu arıyorlarken yakaladım oğullarımı. Kimleri aradıklarına bakarken az kalsın poliside arayacakmışsınız dedim. Hikaye burdan başladı. Polis polis bağrışmaları bütün gün sürdü. Kimi arıyodunuz bakiyim dediğimde cevap direk pois pois oldu. Ama bununla bitmedi tabi ertesi gün Enesle Talham kendilerini polis ilan ettiler. Ben polisin ne olduğunu bilmediklerini zannediyordum.
Ama önce silahla polisi bağdaştırmaları (silahı alıp ben pois diyorlar) ardından televizyonda film izlerken polisleri göstermeleri, sokakta yürürken poliss arabasını ve hatta rozet resminden emniyet binasını gösterip polis polis demeleri bana şunu dedirtti. Valla benim çocuklar çok bilinçli bir şekilde bu mesleği sevip beğenmişler. Olayın ne olduğunun farkındalar yani.
Son olarak babamız 2 tane polis arabası hediye etti oğluşlarına. Ellerinde 5 dakika düşürmüyorlar. Birde gelip arabayı gösterip soruyorlar.
"Anne ne?"
"Enes yada Talha polisin arabası"
sormalarının sebebi bilmemeleri değil tabiki benim ağzımdan duyunca daha bir mutlu oluyo aşklarım.
Hafta sonu babalarının telefonunu almışlar, bir güzel başka bir odaya geçmişler onu bunu arıyorlarken yakaladım oğullarımı. Kimleri aradıklarına bakarken az kalsın poliside arayacakmışsınız dedim. Hikaye burdan başladı. Polis polis bağrışmaları bütün gün sürdü. Kimi arıyodunuz bakiyim dediğimde cevap direk pois pois oldu. Ama bununla bitmedi tabi ertesi gün Enesle Talham kendilerini polis ilan ettiler. Ben polisin ne olduğunu bilmediklerini zannediyordum.
Ama önce silahla polisi bağdaştırmaları (silahı alıp ben pois diyorlar) ardından televizyonda film izlerken polisleri göstermeleri, sokakta yürürken poliss arabasını ve hatta rozet resminden emniyet binasını gösterip polis polis demeleri bana şunu dedirtti. Valla benim çocuklar çok bilinçli bir şekilde bu mesleği sevip beğenmişler. Olayın ne olduğunun farkındalar yani.
Son olarak babamız 2 tane polis arabası hediye etti oğluşlarına. Ellerinde 5 dakika düşürmüyorlar. Birde gelip arabayı gösterip soruyorlar.
"Anne ne?"
"Enes yada Talha polisin arabası"
sormalarının sebebi bilmemeleri değil tabiki benim ağzımdan duyunca daha bir mutlu oluyo aşklarım.
Çarşamba, Ocak 05, 2011
2011'e merhaba
2010'u da bitip 2011'e merhaba dediğimiz bu günlerde uzunca bir zamandır uğrayamadığım blogumada bir merhaba diyim hemde ufak tefek aklımda kalan anılardanda bir dem vurayım dedim.
*Bu sene bizim için önemli çünkü bezden çıktık ve normal tuvalet alışkanlığımızı kazandık.
*Terrible two olması münasebetiyle oldukça sinirli, hırçın, duvarlara yumruk atan, yerle bütün olan, kapıları suratımıza çarpan birileri olduk çıktık.
*Ayrıca dalga geçilmesinden de hiç ama hiç hoşlanmıyoruz. Tatildeyken masaların yanında koşan Talhamın düşüşüne gülen masadakilerin başına gelenleri daha unutmadım. Tabi engel olmaya çalışan benim başıma gelenleri saymıyorum bile:))
* Artık birbirleri ile oynamaktan zevk alan iki oğlum var. Bu tabi bazen başka şeylere de sebebiyet verebiliyor ama olsun. Onların birlikte yaptıkları herşey bana mutluluk veriyor. Bu yaramazlık bile olsa.
*Artık kaşık tutma konusunda daha iyiyiz ama ben yinede çok dökülecek şeyleri kendim yedirmeyi tercih ediyorum.
*Oyuncaklar konusunda en sevdiğimiz oyuncak ben ne kadar buna pek sıcak bakmasamda silahlar onların deyimiyle cu cu:)) İkinci olarak mutfak malzemeleri:P
*Kendilerine has oğullarımın kendilerine has hallerinin olduğu alanlarda oldu tabi. Mesela tatilde bütün çocuklar sahnede dans ederken talha tek başına sahnenin altında dansediyordu. Herkes indikten sonrada o çıkmak istiyordu. Enes ise sahnede diğer çocuklardan ve onların danslarından alakasız bana el sallayıp öpücükler gönderiyordu.
*Tabi yaptığımız yaramazlıklardan da biraz dem vurmadan geçmek olmaz. Talhanın krem kutusunu komple kafasına sürdüğü ve enesinde talhanın yüzünden ve saçından alıp ne sürersem kardır hesabı saçlarına sürmesi ve gördüğümde onları temizlememin 1 saatten fazla zamanımı aldığı bir hikayemiz var.
*Talhamın ve Enesimin mutfak ve tezgahı ile ilgili bir sürü macerası var mesale aygazın düğmesini açması ve benim kokuya uyanmam ki Allahtan balkonun kapısı açıktı ve çok şükür ucuz atlattık. Ya da tezgahın üzerindeki yağ şişesini ele geçirip komple halıya bocalamak, tezgahın üstündeki süt dolu tencereyi kepçeyle lavaboya boşaltmak, annenin kekine kırdığı 5 yumurtayı komple yere ve halıya boca etmek vsvsvs. bunun gibi bir sürü örnek var elimizde:)
* Şunuda belirtmeden geçmeyelim şu anda hala konuşamıyoruz ama önceki yazılarımda da belirttiğim gibi kelime haznemizi bayağı genişlettik.
Şimdilik bu kadar.
Sizleri seviyorum canlarım
*Bu sene bizim için önemli çünkü bezden çıktık ve normal tuvalet alışkanlığımızı kazandık.
*Terrible two olması münasebetiyle oldukça sinirli, hırçın, duvarlara yumruk atan, yerle bütün olan, kapıları suratımıza çarpan birileri olduk çıktık.
*Ayrıca dalga geçilmesinden de hiç ama hiç hoşlanmıyoruz. Tatildeyken masaların yanında koşan Talhamın düşüşüne gülen masadakilerin başına gelenleri daha unutmadım. Tabi engel olmaya çalışan benim başıma gelenleri saymıyorum bile:))
* Artık birbirleri ile oynamaktan zevk alan iki oğlum var. Bu tabi bazen başka şeylere de sebebiyet verebiliyor ama olsun. Onların birlikte yaptıkları herşey bana mutluluk veriyor. Bu yaramazlık bile olsa.
*Artık kaşık tutma konusunda daha iyiyiz ama ben yinede çok dökülecek şeyleri kendim yedirmeyi tercih ediyorum.
*Oyuncaklar konusunda en sevdiğimiz oyuncak ben ne kadar buna pek sıcak bakmasamda silahlar onların deyimiyle cu cu:)) İkinci olarak mutfak malzemeleri:P
*Kendilerine has oğullarımın kendilerine has hallerinin olduğu alanlarda oldu tabi. Mesela tatilde bütün çocuklar sahnede dans ederken talha tek başına sahnenin altında dansediyordu. Herkes indikten sonrada o çıkmak istiyordu. Enes ise sahnede diğer çocuklardan ve onların danslarından alakasız bana el sallayıp öpücükler gönderiyordu.
*Tabi yaptığımız yaramazlıklardan da biraz dem vurmadan geçmek olmaz. Talhanın krem kutusunu komple kafasına sürdüğü ve enesinde talhanın yüzünden ve saçından alıp ne sürersem kardır hesabı saçlarına sürmesi ve gördüğümde onları temizlememin 1 saatten fazla zamanımı aldığı bir hikayemiz var.
*Talhamın ve Enesimin mutfak ve tezgahı ile ilgili bir sürü macerası var mesale aygazın düğmesini açması ve benim kokuya uyanmam ki Allahtan balkonun kapısı açıktı ve çok şükür ucuz atlattık. Ya da tezgahın üzerindeki yağ şişesini ele geçirip komple halıya bocalamak, tezgahın üstündeki süt dolu tencereyi kepçeyle lavaboya boşaltmak, annenin kekine kırdığı 5 yumurtayı komple yere ve halıya boca etmek vsvsvs. bunun gibi bir sürü örnek var elimizde:)
* Şunuda belirtmeden geçmeyelim şu anda hala konuşamıyoruz ama önceki yazılarımda da belirttiğim gibi kelime haznemizi bayağı genişlettik.
Şimdilik bu kadar.
Sizleri seviyorum canlarım
Etiketler:
2011 ilk yazı
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)