Salı, Aralık 30, 2008

8. Aydan kısa kısa

Artık 8. ayımızdayız ve yürütece binebiliyoruz. (Tabiki günde iki saati geçmemek kaydıyla) Ama tabi bununla birlikte bazı şeylerin değişmesi gerektiğini anladık. Şöyleki eskiden mutfağa gelemiyorduk. Yani en azından emeklediğimiz için bu bizim bayağı vaktimizi alıyordu. Ama artık yürüteçimiz olduğu için her an her yerdeyiz. Bu nedenle annem her an bizi biryerleri yıkarken, kırarken veya alaşağı ederken bulabiliyor. Yanlış anlamayın bunları gözaçıp kapayana kadar çaktırmadan yapabiliyoruz:)) En son annem birimizi evde yetiştirdiği çiçeklerinin topraklarını yerlere saçarken, birimizi de bütün çekmeceleri açmış kaşıklığa tırmanmaya çalışırken bulması bu değişikliklere neden oldu tabi ki Kısaca bütün saksılar çiçekler kaldırıldı, mutfağın dolapları kilitlendi, Mutfağın dekorasyonunda köklü değişiklikler yapıldı. Artık tencere tavalar hepsi en yukarılara taşındı aşağıda bulunan ne kadar dolap varsa boşaltılıp bantlandı. Mutfağımızın bütün çekmeceleri boşaltıldı ve üstlere taşındı. Ama tabi bu bizi durduramaz biz yine yapacağımızı yaparız.

Pazar, Aralık 28, 2008

8. Ay




Pazartesi, Kasım 24, 2008

7. Ay






















Perşembe, Ekim 30, 2008

6. Ay





































Çarşamba, Ekim 29, 2008

1. yılı yarıladık 6.Ay

Bu altıncı ay benim için gerçekten önemliydi. Şöyleki 6. ayına geldikten sonra bir bebek artık bir çok ek gıdaya başlayabilir, dişleri çıkar, gaz sorunları iyice biter, oturabilir, yavaş yavaş emeklemeye başlayabilir benim için en önemlisi ise gece yemeğini bırakabilir ve "geceleri aralıksız uyuyabilir" olanıydı.Biz ne durumdayız peki ?Artık bir çok ek gıdaya başlamış durumdayız. İlk dişlerimizi çıkartmaya başladık. Ateşimiz çıkıyor, burnumuz akıyor, asabiyiz, sinirliyiz ve yemek yemek istemiyoruz. 4. ayımızdan beri kucakta oturuyorduk. Ama artık tek başımıza yastık destekli oturmaya çalışıyoruz. Hemen kayıyoruz o ayrıEmeklemeye başladık başlayacağız gibi ama biraz tembeliz galiba:))Gece yemeğini kesip kesmemekte kararsızız. Hala geceleri hiç uyumuyoruz
Image and video hosting by TinyPic

Pazar, Ekim 12, 2008

Talhaca


Perşembe, Eylül 25, 2008

5 Aylığız :))

Maşallah kilo alımımız gayet güzel, boyumuz, posumuz da yerinde imiş. Doktorumuz öyle söyledi. Tabi bu geçirdiğimiz hastalık olmasaydı daha iyi olurdu muhtemelen. Sonuç itibariyle bünyemiz zayıf düştü. 4. ayımızda ki rahatsızlığımız geçtikten bir müddet sonra tekrar grip olduk. Hemen doktorumuza götürdük. Gribal enfeksiyon. Evin içinde nerden kapıyolar anlamadım ama yapacak birşey yok. Elimden geldiğince dikkat ediyorum ama yinede bir yerlerden sızıyo haneye demekki. Neyse Allah beterinden saklasın. Artık iyice şekillenmeye başladık. Yüzümüz gözümüz iyicene meydana çıktı. Tek başımıza oturamıyoruz ama kucak olunca rahat oturuyoruz. Tabi anneannemizin kucağı olunca onun keyfi bir başka oluyor hiç kimsenin yüzüne dahi bakmıyoruz. Ve tabi en sevdiğimiz oyun kucakta zıplamak. Offff off anlatamam bir keyif alıyoruz ki. Artık kollarımız tükeniyor efemle ağamı zıplatmaktan ama durduğumuz andada kıyamet kopmuyor değil. Onların yorulması lazım, o da tabi biraz zaman alıyor Yemek olayımız gittikçe gelişmeye ve renklenmeye başladı. Artık meyve sularında da değişik tatlara başlayacağız. Portakal suyu için 6. ayı bekliyoruz. Daha doğrusu bir çok tat için bekliyoruz. Image and video hosting by TinyPic

Çarşamba, Eylül 24, 2008

5. Ay






















Cuma, Ağustos 29, 2008

4. Ay


Bu ay oldukça sıkıntılıydı. Çocuklarım aynı gün hasta oldular. Daha doğrusu aynı anda bende dahil hepimiz hasta olduk. Neden olduğunu anlamadım ama üşüttük muhtemelen. Tabi bu efemle ağamı daha zorladı. 10 gün boyunca oğullarımın griple birlikte bronşlarının dolması ve doğru düzgün nefes alamamaları ömrümden ömür götürdü resmen. Doktorumuz akciğer filmi istedi ve alerjik bronşit teşhisi koydu. Sonrasında buhar tedavisi başladı. Gittiğimiz akşam hastanede kalmamızı istedi ama ben iki çocukla ilgilenmekte zorlanabileceğim için evi tercih ettim. Acilde ki buhar tedavisinden sonra evimize gittik. Neyseki çocuklarım uzun uykusuz bir kaç geceden sonra o gün rahat uyudular. Ertesi gün sabah tekrar gittik ve 1 hafta aynı şekilde devam edildi. Tabi yanında antibiyotik, şurup vsvs. veriyoruz. Bu ayı böyle atlattık. Ama gerçekten çok zordu. İnsan bazı şeyleri anne olunca anlıyor. Evladının hasta olması ne zor olmuş. Tabi bide ikiz annesi olunca bu zorluk ikiye katlanıyor. Onlar her iniltisi gelip insanın kalbine ok gibi saplanıyor gerçekten. Bu arada anne sütü olayımız bizim nane molla çoğunluk mama yiyoruz. 4. ayımızda artık ek gıdalara başladık. Meyve püresi, havuç püresi, çorbalar vs.vs. veriyoruz. Bu işde öyle kolay değilmiş. Acayip vaktimi alıyor. Şöyleki çorbayı pişirdikten sonra tel süzgeçten geçiriyoruz (blender kullananlarda var ama ben sağlıksız buluyorum) ve bu işlem acayip vaktimi alıyor ama yedirmek çok keyifli. Yavaş yavaş, azıcık azıcık veriyorum oğluşlarımın ağzına. Her seferinde yeni bir tatla tanıştırıyorum. Kusmalarımız aynı hızda devam ediyor. Bu arada doğduğumuzdan beri çok kusuyoruz. Bütün çocuklar bu kadar kusarmı bilmiyorum. Artık insanları ayırt etmeye başladık. Anneannenin kucağından kimseye gitmiyoruz. Ondan sonra benim kucağımdan sonrada babanın kucağından kimseye gitmiyorlar. Bu arada kucakta oturmaya başladık. Ama hala kafamızı tam anlamıyla tutamıyoruz. Talha mın boynunda bir eğrilik oluştu. Ama doktor geçeceğini söyledi masaj yapmamız gerekiyormuş. Kulaktan arkaya parmak masajı. Yapmadığın takdirde 1 yaşından sonra çaresi yok. Allah korusun. Birde göz pınarı masajı var bu da hem nefes için hemde gözlerinde çapaklanma olmasın diye. Aldığımız ana kucakları beşiklerimizi gölgede bıraktı devamlı onun içindeyiz. Bu bizim için rahatlık oldu en azından kucaktan kurtulduk ama tabi devamlı birinin sallaması lazım ikisinide. Aksi takdirde kesinlikle içinde durmak istemiyorlar. Gece yatarken artık yeni beşikleriyle yanımıza taşınıyorlar. Birine annem birine ben bakıyorum yada güçlerimizi birleştirip bütün geceyi aynı odada beraber geçirip sabahı buluyoruz. Anladım ben benim çocuklarım uykuyu vakit kaybı sayıyorlar:))

Salı, Ağustos 26, 2008

4. Ay



























Pazar, Temmuz 27, 2008

3. ayımıza geldik


Yatakta ilk dönmelerimize başladık ve beşiklerimizin ayrılma vakti geldi. Çünkü oğluşlarım birbirlerini uyandırmaya başladılar. Ağlayarak zaten uyandırıyorlardı ama beşikte artık ayaklar inip kalktıkça diğeride ağlamaya başlıyor. Bu nedenlede beşikleri ayırdık. Artık ayrı odalarda yer yer de aynı odada iki ayrı beşikte yatıyoruz. Ee artık 3 aylık oldu el, kol, özellikle bacaklar devamlı hareket halindeler. Yeni şeyler geliştirmeye başladık tabi. Bunlardan en sevdiğimiz üstümüze örtüleri çekmek. Birşey olucak diye hepimizin aklı çıkıyor desem yeridir. Biliyorum koruyan gözeten Allah biz kimiz ki ama olan uykumda gitmiş durumda devamlı ses dinler konumdayız. Kaç defa üzerine battaniye (elbise, çarşaf vs ne bulduysa işte o anda) çekmişken ve altından çıkamaz bir şekilde bulduğumuzu anlatamam oğullarımı. (özellikle ağam bunu çok yapıyor) En son annem odalarından bir inilti duyup girmiş ve beşikte oynayan bir battaniye altında kıpkırmızı nefes alamayan ağam. Ondan sonradır oğullarımı beşiğe koymayıp yanımızda yatırıyoruz veya üstlerine çekebilecekleri birşey atmıyoruz. Hayır çok güzel giriyorsunuz battaniyenin altına be oğluşum da bir türlü altından çıkamıyorsunuz:)) E tabi bunlar bizim ilk vakamız değil daha 1 haftalıkken efe oğlumu hastane dönüşünde pusetin içine koymuştuk. Tabi küccük kafasınada şapka takmıştık üşümesin diye. Bir baktım eve gelince garip sesler geliyor pusetin içinden. Ne göriyim şapka oğlumun yüzünü olduğu gibi kapatmış, nefes alamıyor. Nasıl korktuğumu anlatamam. O günden sonra şapka takmadık oğullarıma. Çünkü ne zaman taksak sonuç aynı oluyordu. Bide tabi oğluşlarımı götürdüğümüz doktorumuz arada sırada yüzüstü yatırın ama çok dikkatli olun dedi. Ben tabi bilmiyorum o zamana kadar aman Allahım çocuklar nasıl sevdiler bu yatış şeklini anlatamam. Çevirdiğim anda uyanmalar, başka şekilde yatmak istememeler. Anne kucağında hissederlermiş kendilerini. Ama çok tehlikeli gözünü 1 an bile ayırmayacaksın nolur nolmaz diye. Öyle bile olsa 1 saat bile uyumaları işime geldiği için arada bir uyutuyorum. Şimdi tabi uyumaları özellikle gündüz sadece kucakta oluyor senin kucağında uykusunu alıyor bıraktığın anda uyanıyor. Ağam da efem de aynı. Ama bir tatlı oluyorlarki kucakta kedi gibi sırnasıyolar. Bu yorgun halimle kucağımdayken uyurum diye korkmasam kalsın gece gündüz hiç önemli değil. Bir ayın tüm maceralarını anlatmak istediğim için biraz karışık yazıyorum tabiki.



Çocuklarımı doğduklarından beri ayağımda uyutmuycam sallamaya alıştırmıycam diye çok attım tuttum. Yine öyle atıp tutarken ve çocuklar beşikte değil kollarımdayken ve asla ve kata uyumaz ve zır zır ağlar iken diğer taraftan evde misafir doluyken en sonunda amcamın hanımı son noktayı koydu "kızım sallasana bu çocukları uyusun ne bu kendine eziyet ediyorsun. Ve benim teslim bayrağını çektiğim an o an oldu. Evet o an:)) birini annemin güzel ayaklarına, diğerini yengemin güzel ayaklarına teslim edip çocuklarımın uyuyuşunu seyretmek gerçekten çok keyifliydi. Aman 3 ayı sallamadan geçirdik ya yeter:)) E tabi bu yeni yorgunlukların habercisi oldu. Şöyleki iki gün sonra ayakta sallamakta kesmez oldu benim efemle ağamı. Benim annemin eşimin hepimizin bacakları artık iflas noktasına geldi sallamaktan. Yok bu da çözüm değildi. Bunun için koşa koşa gidip iki tane ana kucağı aldık. En güzel yönü tabiki ana kucağı gibi değilde ayak gibi sallanıyor olması. Aman ne büyük rahatlıkmış biraz bizim kollar, bacaklar dinlendi tabi durumdan istifade. Daha tam alışmadılar ama alıştıkları zaman çok seveceklerine eminim.
Aslında bu kadarla bitmez benim anlatacaklarım ama şimdilik 3. aydan bu kadar.

Perşembe, Temmuz 10, 2008

Uyku Halleri 2





























Perşembe, Temmuz 03, 2008

3. Ay


























Pazar, Haziran 29, 2008

Uyku Halleri 1
















Cuma, Haziran 27, 2008

Gül oğlumun Gül lekesi:)



2. ayımıza girdik. Tek yumurta ikizi oğluşlarımın arasında olan 400 gr lık kilo farkı gittikçe kapanıyor ve bu gidişle ayıramayacağız dediğimiz anda talhanın elinde bir banyo sonrası


kırmızı bir leke farkettim ki ben bunu aslında bir şey alerji yaptı diye düşünmüştüm. Ama her geçen gün oğluşumun eliyle birlikte büyüdüğünü görünce doktorumuza danıştık. Meğer talhamın minik elindeki minik leke Gül lekesiymiş. O kadar şirin duruyorki beyaz minicik ellerinde doktor zamanla geçeceğini söyledi. Bende Gül oğlumu fotoğraflarken Gül lekesinide görüntülemeye çalışıyorum.

Cuma, Haziran 20, 2008

2. Ay

Çarşamba, Haziran 11, 2008

40'ımız çıkarken











Salı, Haziran 10, 2008

40'ımız çıktı

Doğduğumuzun üzerinden 40 gün geçti. Peki biz ne yaptık bu sürede? Erken doğum münasebetiyle bir sürü ultrason ve testlere girdik. Aşılar olduk. Bunların en zoru prematürelerde uygulanan göz testiydi tabiki. efemle ağamın gözünü çengel gibi birşeyle açıp yine metal ucu sivri birşeyi gözlerine batırdılar. Kanarsa problem var demekmiş ama çok şükür bir problem çıkmadı. Kulak, kalça çıkığı, popo ultrasonu, kafa vsvs. bir sürü test, aşı ve ultrason yaptırdık. Anne sütünü çok istemiyoruz çünkü küvözde biberona alıştık. Bu kabullenmek benim için çok zor oldu ama yapacak bir şey yok bu nedenle genelde biberondan mama ile besleniyoruz. Oldukça yavaş içiyoruz 1 cc mamayı ancak 1 saatte bitirebiliyoruz. Bazen kollarımızın ağırdığını hissediyoruz artık. Çünkü elimizde biberon ve bebek saatlerce bu şekilde beklemek insanı yoruyor. Ama bana göre bebişler kucağa alıştılar mamada tabiki bahaneleri oluyor. Çünkü ne kadar uzun sürede içerlerse o kadar uzun süre kucağımızda kalıyorlar. Az uyanık değil benim bu oğluşlarım:)) Gece uykusuna gelince hiç uykumuz yok. Geceyi hemen hemen uyanık geçiriyoruz. 40'ı çıkınca yavaş yavaş düzelir diyorlar bakalım düzelecek mi? Bu arada biraz yüzümüz gözümüz gelişti, şişliklerimiz indi. 1400 gr almışız bu ay. Daha bir güzelleştik yada bana öyle geliyor. Çok sevimliler gerçekten. Not : Birbirlerine hiç bakmıyorlar onu farkettim görmemezlikten geliyorlar sanki:))

Perşembe, Mayıs 29, 2008

1. Ay

Talha
Enes








Çarşamba, Nisan 30, 2008

1. Haftamız





























Evde İlk Gün!...


Hastaneden geldiğimiz o ilk gün! bebeklerimle geçireceğim ilk günüm Bebek nasıl bakılır bilmem ben. Normalde kucağıma almaya bile korkarım. Hele birde yeni doğmuş, 2 kilo kadar, ufacık, el kadar bebeklerse bunlar. Nasıl bakarımın telaşesi had safhada. Yok öyle kucaklamak değilki sadece altını değiştiriceksin, banyo yaptıracaksın, karnını doyuracaksın. Velakin eve gelen bu iki bebek senin olunca işler değişiyor tabiki. Ben yapamam edemem dediğin şeyleri bir güzel yapmaya başlıyorsun, kendinde şaşırıyorsun bu duruma bırak yapmayı anneliğin verdiği o coşku ve şefkatle bir o bebeğe bir diğer bebeğe atlıyorsun. İlk 3 ay yanımda uyumaları için yatak odasına bir parkyatak koymuştum odalarının haricinde. Oraya yerleştirdik ikisini. Tabi dizildik sırayla hepimiz bir ona bakıyorum bir ona bunlar benim mi şimdi anne mi oldum ben. İnanamıyorum ki hala şoktayım. Sadece
benmi hane halkı komple şoktayız. Bir yatağa sığıyorlar daha doğrusu kayboluyorlar beşikte. O kadar minikler yani bir o kadar güzel. Melek gibi uyuyorlar. Veee sonra
tabi uyanıyorlar yok öyle sırayla değil aynı anda:)) haydaa! altını değiştir, süt ver, gaz çıkar, uyut kısa bir zaaman sonra tekrar... Başını kaşımaya vakit bulamıyosun, yada yemek yemeye!.. Gecesi gündüzü uykusu bilmem nesi yok. Bir şaşırmaca hepimizde bir şok, 4 çocuk büyüten annemde bile. Velhasıl bebeklerimizle beraber ilk günümüz böyle geçti. Ne kadar yorucuysa o kadar güzel, o kadar anlamlı!...

Cumartesi, Nisan 26, 2008

Takvim











Doğum

Evliliğimizin ikinci yılının 3. ayında aldık bu güzel haberi. Bir bebeğimiz olacaktı. Daha 5 haftalıktı öğrendiğimizde, kalp atışları bile belli belirsiz, ultrasonun ekranında görünen bir noktadan ibaret. Bir kaç riskli durum şüphesinden sonra doktorun tavsiyesi "dinlenmen gerekiyor" oldu. 8. haftamıza kadar istirahatten sonra yeni doktorum sema hanımla tanıştık. Sema hanım riskin sona erdiğini söyleyip ekranda daha yeni fasulye boyutuna ulaşmış bebeğimizi gösterdi. Çok mutluyduk bir o kadar da heyecanlı.
12. Hafta ise hamileliğimin dönüş noktası. Kiloma bakıldı evet normal 3 ay içinde 3 kilo. İyi gidiyoruz. Sonra ultrason için yattım merakla ekrana bakıyorum. Doktorum birden sustu ve elinde alet bir oraya bir buraya gidiyor. İnanmıyorum dedi birdenbire. Tabi bende korktum ne oldu ne gördünüz bir şey mi var diye sıraladım soruları. Doktor hala tepkisiz ağzında birkaç kelime döküldü zor bela. "Bunlar iki tane". Allahım ne yapacağımı şaşırdım birden. Şaka mı yapıyosunuz diye sordum doktora bu işin şakası olamayacağını bildiğim halde. Bir ara özgüre takıldı gözlerim o da şoka girmişti. O odadaki herkes resmen şoktaydı. Ben doktorum gözünün içine bakıyorum eminsiniz değil mi diye? Bak dedi ekrandan önce birini sonra diğerini gösterdi. Sonra nasıllar diye sordum ama doktor biraz endişeli "bilmiyorum, aralarında ki zarı göremedim büyük ultrasona gireceksiniz" dedi. Ben tabi bittim o an. Odadan çıktık başladım ağlamaya. Bir yandan mutluluk bir yandan endişe. Özgürse beni teselli etmeye çalışıyor. Tabi bunlar hakan beyle konuştuktan sonra son buldu. Onların hareketleri görünce ekrandan dünyalar bizim oldu. Ben rüyadaydım sanki. Sonra ikisininde durumunun iyi ve tabi aralarında bir zarları olduğunu da öğrendikten sonra rahatladım. Ama tabi riskli bir hamilelik dönemi geçireceğimi eklediler doktorlar. Hastaneden çıkınca annemi aradım. Annecim sana bir süprizim var dedim bil bakalım. Tabi annem anlamadı. İkiz torunların geliyor dediğimde resmen şoka girdi anneciğim. Bir an afalladı hadi canım şaka yapıyorsun falan (annem nedense başından beri hep ikiz bebek bekliyordu ve tabi özgürümde) sonra tabi annemi inandırmak biraz güç oldu ve sonra bütün ailemiz öğrendi.

Asıl hamilelik şimdi başlamıştı sanki. Doktorum iş yapmamı, ayakta fazla durmamı yasakladı. Tabiki işe gidip geldim 7. ayıma kadar. 4. ayımda giymeye başladım hamile kıyafetlerimi son ayımda ise artık onlarda küçük geliyorlardı. Bazı aylarda 7 bazı aylarda 4 kilo aldım ve sonunda 30 kilo almıştım. 36. haftaya girdiğim gün bebeklerimin hareket etmediğini anladım. Doktorumu aradığımda saat 16. 00 olmuştu. Doktorumun hemen hastaneye gel uyarısıyla annemle hastaneye gittik. NST'den sonra doktorum hemen doğum yapmam gerektiğini beni ameliyata alacağını söyledi. Çok korktum açıkçası zamanına daha var diye düşündüğüm ve beklemediğim bu ani ameliyat beni oldukça tedirgin etmişti. Doktorla konuştuktan sonra en geç yarın sabah hastanede buluşmak üzere ayrıldık. Ertesi gün sabahın ilk ışıklarıyla eşim ben annem hastaneye gittik. Çok sakin bir o kadar neşeliydim o gün. Sanki hastaneye doğum için değilde doğum yapan bir arkadaşımı ziyarete gelmiş gibiydim. Ta ki beni sedyeye yatıp ameliyathaneye götürülene kadar.
Ne kadar zaman geçti bilmiyorum ama beni odaya çıkarırlarken uyandım, yarı baygın bir halde bebeklerimin durumunu sordum yanımdaki hemşireye. Gayet sağlıklı iki oğlunuz oldu dedi. Sonra yine kendimden geçmişim.

Bütün gün bekledim bebeklerimi odaya getirmelerini ama solunum yetersizliğinden yoğun bakıma girdiler. 4 gün bebeklerimi kucağıma alamadan geçirdim hastanedeki günlerimi. Her odadan bebek ağlamaları duyulurken ben bebeklerimin doğru düzgün yüzünü bile görememiştim daha. 4. günün bitimin de çocuk doktorumuz bebeklerimin durumunun düzeldiğini ve eve götürebileceğimizi söylediler. Dünyalar bizim olmuştu tabi hemen hazırlıklarını tamamlayıp evin yolunu tuttuk bebişlerimizle:))

Ve gecesi, gündüzü olmayan insana kendini bile unutturan maceramız başlamıştı.

Cumartesi, Şubat 16, 2008

Biz Anne Karnında İken 16.02.2008
















Related Posts with Thumbnails