Salı, Kasım 30, 2010
Oyuncaklarımızı topladık:)
Dün ilk defa mükemmel bir şekilde oyuncaklarını topladı bizim ağa ile efe. O kadar karışığızki devamlı toplamama rağmen ev resmen bir oyuncak pazarı gibi. Dün en sonunda dayanamadım "hadi oyuncaklarınızı toplayın yoksa oyuncaklarınızı toplayıp kaldırıcam" dedim. Tabi bunu iki üç sefer söyledikten sonra baktım sırayla odalarına girip kapılarını örttüler. Bir ara neler oluyo diye kapıyı şöyle bir araladım. Ne göreyim oyuncaklarını topluyor bizimkiler. Çaktırmadan kapattım kapıyı. Az sonra geldiler anne anne diye. Gittim ohh tertemiz olmuş odamız. Koca bir maşallah tabiki. Sonrasında tek tek odamızı herkese gösterdik, gururlandık, onurlandık. Tabi bu bir seferlikte olabilir. Ama bunu alışkanlık haline getirirsek en azından geceleri uzun bir vaktimi alan komple oyuncak kaldırma operasyonunda yanıma iki yakışıklı da eşlik edecek:))
Cuma, Kasım 26, 2010
Anne
Yaklaşık iki haftadır izinliydik. Bayram tatili ardından bir haftalık iznimizle birleşince uzun bir tatil oldu. Oğullarımla şöyle uzun bir vakit geçirmeyi çok özlemişim. Çok yorucu ama bir o kadar da güzel bir tatil oldu. Beraber gezdik, gördük, eğlendik bebişlerimle. Tatilde neler oldu? İlk üç gün ağlama seanslarıyla geçti. Nedense çok agresiftik. Bayramda tabi evden çıkıp gezmeler başlayınca biraz rahatladık stres attık. Ardından tatil olayı olunca ooohh değmeyin keyfimize bayağı relax olduk. İyi de oldu. Şu anda kelimeleri daha iyi kullanmaya başladık. "Evet"i çok kullanıyoruz. "Vivet" diyoruz bişey sorunca. Hayır oluncada "ok" diyoruz.
Ama en güzel haber şu Anneee diyoruz artık. İlk defa net bir şekilde 7 Kasım'da Talha dedi bunu. Enes'te nanne diyor. Tabi dünyalar benim durumundayım duyunca bunu. Bununda farkındalar sırf beni kandırmak için bile sık kullanıyorlar bunu. Birşey istediğimizde "anne" diyoruz, diğer durumlarda "aya":))
Ama en güzel haber şu Anneee diyoruz artık. İlk defa net bir şekilde 7 Kasım'da Talha dedi bunu. Enes'te nanne diyor. Tabi dünyalar benim durumundayım duyunca bunu. Bununda farkındalar sırf beni kandırmak için bile sık kullanıyorlar bunu. Birşey istediğimizde "anne" diyoruz, diğer durumlarda "aya":))
Etiketler:
Anne dedik
Pazartesi, Kasım 08, 2010
Ondan bundan şundan
Büyüyoruz, Sinirleniyoruz, Hırçınlaşıyoruz!
Enesim birkaç zamandır çok asabi ağa rollerinde. Mesela uzun zamandır gündemde olmayan şeyleri bile tekrar gündeme taşıyor. Saç çekmede bunların başında gelenlerden. Talhadan birşey alamadığı zaman ilk hareketi talhanın saçını çekmek oluyor. Hayır öyle böyle değil iyi çekiyo yani iki eliyle falan. Sonra ikisinde de fırlatma huyu had safhada. Sinirlendiğimiz anda elimizde ne varsa karşıdakine fırlatıyoruz.
En son pazar günü enes babasına sinirlenip kapıdan çıkarken kapıyı hızlıca babasının yüzüne kapattı. Hani sinirlenirsinde kapıdan çıkarken kapıyı çarparsınya aynen öyle. İnanamadık yani. Bir süredir zaten bizde onlardan resmen dayak yiyoruz. Mesela gözümüzün üstüne bazen çakıyorlar ama iyi çakıyorlar. Böyle şimşekler falan çakıyor. Öyle hareketleri varki normalde bizim bunlara sinirlenmemiz lazım aslında görünüşte sinirleniyoruz ama içten içe o kadar tatlılarki gülüpte hareketi pekiştirmemek için zor tutuyoruz kendimizi.
Biz tuvalet alışkanlığımızı kazanalı 6 ay kadar oldu. Ama hala nedense tuvaletimizin geldiğini ısrarla söylemiyoruz. Yani senin devamlı tetikte olman lazım. Neyse aslında asıl mevzu şu. Geçen gün öğlen uykusu için bizimkileri yatağa soktum. Tamam Talha çok geçmeden uyku moduna geçti. Eneste de böyle uyumak istemediği zaman ki şebeklikler falan. Buraya kadar normal. Sonra oğlum bir kere çişini yaptı. Kalktım üstünü değiştirdim neyse sonra geldik yine yatağa soktum. Sonra yine yaptı. Tekrar aynı olay kalk üstünü değiştir onu yap bunu yap. Ama işin garip yanı yapıp gülüyor. Böyle 4 yada 5 kere falan yaptık. En son 1 makine çamaşır birikmişti. Ve şunu keşfettim uyumamak için yapıyor. Yani kendini sıkıyor zorla yapıyor bende kalkıyorum oyalanıyorum falan hoşuna gidiyo gülüyo. En sonunda başardı uyutmadım ama bende bu arada yorgunluktan kırıldım tabi:)
Anlayacağınız olayı çözmüş bizim ağa.
Allahım korusun sizi, esirgesin, bağışlasın. Sizi Seviyorum İkiz Mucizem.
Enesim birkaç zamandır çok asabi ağa rollerinde. Mesela uzun zamandır gündemde olmayan şeyleri bile tekrar gündeme taşıyor. Saç çekmede bunların başında gelenlerden. Talhadan birşey alamadığı zaman ilk hareketi talhanın saçını çekmek oluyor. Hayır öyle böyle değil iyi çekiyo yani iki eliyle falan. Sonra ikisinde de fırlatma huyu had safhada. Sinirlendiğimiz anda elimizde ne varsa karşıdakine fırlatıyoruz.
En son pazar günü enes babasına sinirlenip kapıdan çıkarken kapıyı hızlıca babasının yüzüne kapattı. Hani sinirlenirsinde kapıdan çıkarken kapıyı çarparsınya aynen öyle. İnanamadık yani. Bir süredir zaten bizde onlardan resmen dayak yiyoruz. Mesela gözümüzün üstüne bazen çakıyorlar ama iyi çakıyorlar. Böyle şimşekler falan çakıyor. Öyle hareketleri varki normalde bizim bunlara sinirlenmemiz lazım aslında görünüşte sinirleniyoruz ama içten içe o kadar tatlılarki gülüpte hareketi pekiştirmemek için zor tutuyoruz kendimizi.
Biz tuvalet alışkanlığımızı kazanalı 6 ay kadar oldu. Ama hala nedense tuvaletimizin geldiğini ısrarla söylemiyoruz. Yani senin devamlı tetikte olman lazım. Neyse aslında asıl mevzu şu. Geçen gün öğlen uykusu için bizimkileri yatağa soktum. Tamam Talha çok geçmeden uyku moduna geçti. Eneste de böyle uyumak istemediği zaman ki şebeklikler falan. Buraya kadar normal. Sonra oğlum bir kere çişini yaptı. Kalktım üstünü değiştirdim neyse sonra geldik yine yatağa soktum. Sonra yine yaptı. Tekrar aynı olay kalk üstünü değiştir onu yap bunu yap. Ama işin garip yanı yapıp gülüyor. Böyle 4 yada 5 kere falan yaptık. En son 1 makine çamaşır birikmişti. Ve şunu keşfettim uyumamak için yapıyor. Yani kendini sıkıyor zorla yapıyor bende kalkıyorum oyalanıyorum falan hoşuna gidiyo gülüyo. En sonunda başardı uyutmadım ama bende bu arada yorgunluktan kırıldım tabi:)
Anlayacağınız olayı çözmüş bizim ağa.
Allahım korusun sizi, esirgesin, bağışlasın. Sizi Seviyorum İkiz Mucizem.
Etiketler:
ondan bundan şundan
Pazar, Ekim 24, 2010
2,5 olduk;)

Bebeklikten çocuk olma yolunda 2.5 yılımızı çok şükür devirdik. Dünya tatlısı oğullarım artık 2.5 yaşında iki beyefendi oldular. Onlarda bizde zamanın nasıl bu kadar çabuk geçtiğinin, ne kadar hızlı büyüdüklerinin farkında değiliz. İşin içinde olmak böyle birşey demekki. Koşturmacadan kendimi herşeyi kaçırmış gibi hissediyorum. Bunu da ancak eski fotolarımıza baktığımız zaman anlıyorum. O kadar küçüklerki. İlk doğdukları halleriyle şimdiki hallerine baktığım zaman aynı çocuklar değilmiş gibi geliyor. Herşeyleri o kadar değişmiş ki. Ve bu değişim devam ediyor. Sonunda ortaya ne çıkacak merak ediyorum:)
Bu çocuklar kime benziyor? Genelde insanların en çok merak ettikleri konu bu. Kimi bana benzetiyor, kimi babaya, kimi anneanneye, kimi amcaya yada bunlar hiçbirinize benzemiyor diyenlerde var. Bana soracak olursanız ben bana benzetiyorum. Ne derler "aynı beeen" (öcüm duymasın)
Ya aslında yazıcak bu kadar şey varken yazamamak çok acı biliyorum. Ama bende bazen oğullarım gibi düşündüklerimi, kafamın içindekileri kelimelere dökmekte zorlanıyorum! Evet oğullarım hala konuşamıyor. Bu beni korkutuyor mu? Bilmiyorum galiba biraz korkutuyor. Herhangi bir doktora gitmedik. Hani konuşacaklarmış gibi geliyor bana, genetikmiş gibi. Kelimeleri söylüyoruz. Ama cümle kuramıyoruz. Baba gel, ayya gel vs. dışında. Bunlarda bana teselli veriyor. Az kaldı konuşacaklar diyorum. Bakalım kreş olayında genelde çözümlenirmiş bu geç konuşmalar. Birazda buna güveniyorum galiba.
En sevdiğim olay hani eve girersin iki yavrucunda kucağına zıplar ya! İşte ben buna bayılıyorum. Yanlış anlamayın hergün bu merasimle karşılanmıyorum evde. Hatta çok nadir böyle bir durum oluyor. O yüzden de çok kıymetli bu durum benim için. Helede bana böyle bir karşılama yapmayıpta babaya yaparlarsa o zaman tam haset oluyorum. Napim bu da anne kıskançlığı olsa gerek.
Şimdi olay şu! Apartmandan girer girmez bir kere sesler tüm apartmanda. İki meraklı yavrucuk "baba ayya dada" diye çığırıyor. Artık kime denk gelirse misali. Merdivenden çıkarken kapıyı anneanneye zorla açtırıyorlar. Son basamakta seni görüyorlar. Bir sevinç çığlığı kopuyor. Kapıya gelince eğiliyosunuz ve iki yavrucukta anne boynuna sarılmak için savaş veriyor. Ayyyaaaaa (annemmm demek bu biliyorum!) Günün yorgunluğu diye birşey kalmıyor. Birebir ilaç gibi yani.
Sizi seviyorum mucizelerim.
Bu çocuklar kime benziyor? Genelde insanların en çok merak ettikleri konu bu. Kimi bana benzetiyor, kimi babaya, kimi anneanneye, kimi amcaya yada bunlar hiçbirinize benzemiyor diyenlerde var. Bana soracak olursanız ben bana benzetiyorum. Ne derler "aynı beeen" (öcüm duymasın)

Ya aslında yazıcak bu kadar şey varken yazamamak çok acı biliyorum. Ama bende bazen oğullarım gibi düşündüklerimi, kafamın içindekileri kelimelere dökmekte zorlanıyorum! Evet oğullarım hala konuşamıyor. Bu beni korkutuyor mu? Bilmiyorum galiba biraz korkutuyor. Herhangi bir doktora gitmedik. Hani konuşacaklarmış gibi geliyor bana, genetikmiş gibi. Kelimeleri söylüyoruz. Ama cümle kuramıyoruz. Baba gel, ayya gel vs. dışında. Bunlarda bana teselli veriyor. Az kaldı konuşacaklar diyorum. Bakalım kreş olayında genelde çözümlenirmiş bu geç konuşmalar. Birazda buna güveniyorum galiba.
En sevdiğim olay hani eve girersin iki yavrucunda kucağına zıplar ya! İşte ben buna bayılıyorum. Yanlış anlamayın hergün bu merasimle karşılanmıyorum evde. Hatta çok nadir böyle bir durum oluyor. O yüzden de çok kıymetli bu durum benim için. Helede bana böyle bir karşılama yapmayıpta babaya yaparlarsa o zaman tam haset oluyorum. Napim bu da anne kıskançlığı olsa gerek.
Şimdi olay şu! Apartmandan girer girmez bir kere sesler tüm apartmanda. İki meraklı yavrucuk "baba ayya dada" diye çığırıyor. Artık kime denk gelirse misali. Merdivenden çıkarken kapıyı anneanneye zorla açtırıyorlar. Son basamakta seni görüyorlar. Bir sevinç çığlığı kopuyor. Kapıya gelince eğiliyosunuz ve iki yavrucukta anne boynuna sarılmak için savaş veriyor. Ayyyaaaaa (annemmm demek bu biliyorum!) Günün yorgunluğu diye birşey kalmıyor. Birebir ilaç gibi yani.
Sizi seviyorum mucizelerim.
Cuma, Ekim 15, 2010
gribiz:(

Geçen hafta önce Talham ardından tabiki Enesim grip oldular. Cuma günü doktora gittik. İki poşet ilaç ile geri döndük. Antibiyotik, Şurup, Sprey vs. derken bir sürü ilaç. Antibiyotiği vermedim şurup ve sprey kullanıyorum sadece. İnşallah bir önce iyileşirlerde antibiyotiğe gerek kalmaz. Enesim hiç dayanamıyor hastalığa. Hele de işin içinde burun tıkanıklığı varsa geceyi ayakta geçiriyoruz. Çok sinirleniyor minişim. Ama elden bişey gelmiyor. Burunlarının akmasından nefret ediyorlar. Çok rahatsız oluyorlar. Hayır zaten titiz çocuklar ama işin komik tarafı elbiselerimizi mendil olarak kullanmaları;)) İğrençlik diz boyu yani! Birde kızdığımızı keşfettikleri zaman işi oyuna vuruyorlar. Talham bir ara babasının çorabına kadar güzelce halletti. Ama tam bir şebek bu kadar tatlı olunur yani. Gülmekten kırdı geçirdi bizi:))
Birşeye kızdığımı anlamasınlar. Üstüne üstüne gidiyorlar olayın. Kıkır kıkır kıkırdayarak bide. Gözümün içine baka baka. Gülsem mi, ağlasam mı durumu
Hergün yeni kelimeler katıyoruz hanemize. Tamam biliyoruz bizim yaşımızdakiler bülbül gibi konuşuyor. Ama olsun biz sonradan açılacağız. Hayıyyy diyoruz mesela yada İivveeeet :))
Koko diyoruz kokuya ve daha bir sürü yeni kelime. Konuşacağız, konuşacağız az kaldı
Birşeye kızdığımı anlamasınlar. Üstüne üstüne gidiyorlar olayın. Kıkır kıkır kıkırdayarak bide. Gözümün içine baka baka. Gülsem mi, ağlasam mı durumu

Hergün yeni kelimeler katıyoruz hanemize. Tamam biliyoruz bizim yaşımızdakiler bülbül gibi konuşuyor. Ama olsun biz sonradan açılacağız. Hayıyyy diyoruz mesela yada İivveeeet :))
Koko diyoruz kokuya ve daha bir sürü yeni kelime. Konuşacağız, konuşacağız az kaldı
Pazartesi, Ağustos 09, 2010
Yeni Yeni Şeyler
Dün evden çıkarken Talha elinde çantam heyecanlı heyacanlı arkamdan geldi. "Ayyyaaa (bana böyyle diyorlar) Alll" diye çantamı uzattı. Çantamı unuttuğumu sanmış, peşimden getiriyor:)
Beraber evden çıkarken özgüre anahtarı aldın mı diye sormamla beraber Talha oğlu kapıya koşup anahtarı çekiştiriyor:)
Artık Boya kalemleriyle oynuyoruz. Kağıtlardan sonra duvarlarıda boydan boya boyadık.
Enes Talhayla güreşmek istiyor. Şaka değil gerçekten güreşmek istiyor. Talha kaçıyor Enes kovalıyor.
Enes şu anda Talha üzerinde tam bir hakimiyet sahibi ama ne zamana kadar sürer belli değil. Dediğim gibi ruh değiştiriyor bunlar ruh:)
Son zamanlarda arabalara merak sarmış durumdayız. Bütün arabaların onların olduğu iddiasındalar.
Resim çektirmekten hoşlanmaya başladık bana bir kaç defa poz bile verdiler:)
Beraber evden çıkarken özgüre anahtarı aldın mı diye sormamla beraber Talha oğlu kapıya koşup anahtarı çekiştiriyor:)
Artık Boya kalemleriyle oynuyoruz. Kağıtlardan sonra duvarlarıda boydan boya boyadık.
Enes Talhayla güreşmek istiyor. Şaka değil gerçekten güreşmek istiyor. Talha kaçıyor Enes kovalıyor.
Enes şu anda Talha üzerinde tam bir hakimiyet sahibi ama ne zamana kadar sürer belli değil. Dediğim gibi ruh değiştiriyor bunlar ruh:)
Son zamanlarda arabalara merak sarmış durumdayız. Bütün arabaların onların olduğu iddiasındalar.
Resim çektirmekten hoşlanmaya başladık bana bir kaç defa poz bile verdiler:)
Etiketler:
yeni yeni şeyler
Cıssss - Caay - Caay
Bir haftayı daha bitirdik. Bu haftasonu uzun zamandır unuttuğumuz bir alışkanlığımız tekrarlar gibi oldu. Hani ohh be en azından bunu unuttuk dediğimiz anda Enesim yine esti gürledi ve en son olarak Talhayı üç farklı zaman ve mekanda üç yerinden ısırdı. Ya tekrar ısırma sürecine giriyoruz ki bu sefer çok bilinçli ısırıyoruz yada gelip geçici bir durum bir anlık sinir olarak (ki ben bunu umuyorum) isimlendireceğiz.
Artık öğle uykusunu istemiyoruz gibi. Tabi bu bütün gün oturmayan daha doğrusu oturacak vakti bulamayan bir anne için pekte iç açıcı bir durum değil. Ben yine ısrarla onları uyutmaya çalışıyorum. Çünkü uykuyu kesmek için daha erken diye düşünüyorum. En azından üç yaşına kadar. Uyumamak için her türlü şaklabanlığı yapıyoruz. Bu ayrı bir konu olur yani.
Bu hafta babamız işyerinde bir kaza atlattı. Eli kesildi ve 8 dikiş attılar. Dün pansuman için hastaneye gittik. Oğluşlarım bütün hastaneyi inlettiler.
Enes : (bağırarak) Baabbaaaa
Baba Kişisi: Efendim oğlum
Enes : (Babanın elini göstererek) Cısssss. Caaay, Caaay
(onlara çay döküldü dedim)
Talha : Babaaaa
Baba Kişisi: Efendim
Talha : Cıııııııısssss. Cayyy Cayyy
bu muhabbet hastaneden çıkana kadar devam etti:))
Artık öğle uykusunu istemiyoruz gibi. Tabi bu bütün gün oturmayan daha doğrusu oturacak vakti bulamayan bir anne için pekte iç açıcı bir durum değil. Ben yine ısrarla onları uyutmaya çalışıyorum. Çünkü uykuyu kesmek için daha erken diye düşünüyorum. En azından üç yaşına kadar. Uyumamak için her türlü şaklabanlığı yapıyoruz. Bu ayrı bir konu olur yani.
Bu hafta babamız işyerinde bir kaza atlattı. Eli kesildi ve 8 dikiş attılar. Dün pansuman için hastaneye gittik. Oğluşlarım bütün hastaneyi inlettiler.
Enes : (bağırarak) Baabbaaaa
Baba Kişisi: Efendim oğlum
Enes : (Babanın elini göstererek) Cısssss. Caaay, Caaay
(onlara çay döküldü dedim)
Talha : Babaaaa
Baba Kişisi: Efendim
Talha : Cıııııııısssss. Cayyy Cayyy
bu muhabbet hastaneden çıkana kadar devam etti:))
Pazartesi, Ağustos 02, 2010
Terrible two
2 yaş sendromlarını yaşamaya başladık. Gerçi çok önceden de yaşadığımız bu sendromları bu son 1 aydır talhamda ağır bir şekilde yaşıyoruz. İlle de benim dediğim olacak modunda olan oğlum son zamanlarda geliştirdiği yere yatma, elindeki nesneyi kafaya atma, eve girmek istememe ve mecburen girincede 1 saat ağlama ve bütün çabalarımıza rağmen keyiflenememe ve yemek yemeyi reddetme vsvsvs şeklinde reaksiyonlar gösteriyor.
Enes oğluma gelince oda inadında son derece kararlı. Ama Talhaya yetişemedi henüz. Gerçi dönem dönem ruh değiştirdiklerine inandığım oğullarımın ikiside aynı anda olmasada farklı dönemlerde aynı karakterlere büründükleri kesin. 1 ay Talha sakin Enes hırçınken öbür ay tam tersi oluyor. O yüzden son zamanlarda yaşadığımız bu modu bir süre sonra Enestede göreceğime eminim.
Etiketler:
2 yaş sendromu
Cuma, Nisan 30, 2010
Pazartesi, Nisan 26, 2010
Bugün Güzel Bir Gün
Bugün güzel bir gün.
Bugün anlamlı bir gün.
Bugün önemli bir gün.
Bugün benim canım oğullarım hayatlarındaki ikinci yıllarını doldurdukları gün.
Bugün benim hayatımı anlamlandıran iki harikulade melekle tanışmamızın ikinci yıldönümü.
Bugün ikiyken dört olmamızın ikinci yıldönümü.
Bugün benim anne, Özgürün baba olmasının ikinci yıldönümü.
&
Oğullarım, canlarım her geçen gün büyüyorsunuz. Siz büyüdükçe benim içimdeki sevgide büyüyor, yüreğimden taşıyor. Her bakışınızda, her gülüşünüzde, her kelimenizde içimi titretiyorsunuz. Bu sevgi beni çoktan aştı.
Efem, Ağam;
O kadar güzelsiniz ki size baktığım zaman gözümü sizden alamıyorum. Bunlar benim meleklerim öyle mi diyorum kendi kendime. Bunlar benim bal böcüklerim, ballarım mı diyorum. Ne sizi öpmeye doyabiliyorum, nede kokunuzu içime çekmeye. Hani kafanızı hafif yana yatırıp anneeee diyosunuz ya işte o zaman beni benden alıyorsunuz.
Rabbime bana sizin anneniz olma şerefini nail ettiği için hep şükrediyorum. Sizi koruyup, saklayıp bize bağışlaması için dua ediyorum.
Sizi Seviyorum
Bugün anlamlı bir gün.
Bugün önemli bir gün.
Bugün benim canım oğullarım hayatlarındaki ikinci yıllarını doldurdukları gün.
Bugün benim hayatımı anlamlandıran iki harikulade melekle tanışmamızın ikinci yıldönümü.
Bugün ikiyken dört olmamızın ikinci yıldönümü.
Bugün benim anne, Özgürün baba olmasının ikinci yıldönümü.
&
Oğullarım, canlarım her geçen gün büyüyorsunuz. Siz büyüdükçe benim içimdeki sevgide büyüyor, yüreğimden taşıyor. Her bakışınızda, her gülüşünüzde, her kelimenizde içimi titretiyorsunuz. Bu sevgi beni çoktan aştı.
Efem, Ağam;
O kadar güzelsiniz ki size baktığım zaman gözümü sizden alamıyorum. Bunlar benim meleklerim öyle mi diyorum kendi kendime. Bunlar benim bal böcüklerim, ballarım mı diyorum. Ne sizi öpmeye doyabiliyorum, nede kokunuzu içime çekmeye. Hani kafanızı hafif yana yatırıp anneeee diyosunuz ya işte o zaman beni benden alıyorsunuz.
Rabbime bana sizin anneniz olma şerefini nail ettiği için hep şükrediyorum. Sizi koruyup, saklayıp bize bağışlaması için dua ediyorum.
Sizi Seviyorum
Etiketler:
İki Yaşındayız
Cuma, Nisan 02, 2010
Pazartesi, Mart 22, 2010
İyiki Doğdun Seda Abla:)

Dün kuzenimiz olan seda ablamızın 8. doğumgünündeydik. Yine çok güzel olmuştu kızımız. Çok eğlendi oğluşlarım. Tabi biraz yorucu oldu benim için. Çünkü oğullarımı bir yere gittiğimde zaptetmem çok zor oluyor. Biri bilgisayara koşar, biri televizyona. Biri iki saniye gözden kaybolur mutfakta araştırma yaparken bulunur. Diğeri elektirik süpürgesinin yerini keşfetmiş oynarken. Yani gittiğimiz evlerin her ayrıntısına kadar keşfetmeden evimize dönmeyiz. Dün de böyle oldu işte. Neyse işin en ilginç kısmı ise ziyaretin bittiği yani eve dönme faslının geldiği andı. Saat gelince hadi biz kalkalım artık dedik malum çocuk olunca uyku saatini çokta geçiremiyorsun. Tabi bunun öyle kolay olmayacağını Talha'ya hırkasını giydirmeye çalışırken keşfettik. Oğlum bir yandan ağladı, bir yandan kendini yerden yere attı. Bunun nedeni ise bizimle gelmek istememesi. O daha oturmak istiyor yani. Bir sürü yöntemler denedik olmadı kesinlikle ikna edemedik. En sonunda hepimiz dışarı koridora çıktık talha odada tek kaldı. Ne yaptı dersiniz? Kapıyı üstümüze kapattı:))
Pazar, Mart 21, 2010
Pazar Keyfi
Dün dedemizin doğum günüydü. Önce parka, sonra halamıza daha sonrada dedemize gittik. Beraber mumları üfledik çok eğlendik. Doğum gününü kutladık. İyi ki doğdun dedecim.
Bu arada artık bizde pasta yiyoruz. Annemiz bizimle bu konuda başedemiyor. Çünkü pastayı görür görmez mama mama nidalarımız etrafı sarıyor. Napalım annemiz kabul etmesede biz artık büyüdük 23 aylık olduk. Daha çukulata büsküvi vs. nedir bilmiyoruz. Ama öğrenirsek annemiz bununla nasıl başedecek acaba? Kim tutar yani bizi:)
Sonuç itibariyle uzun zamandır dışarıya adım atmayan bizim için oldukça keyifli bir pazardı.
Niye keyifli pazarlara
Bu arada artık bizde pasta yiyoruz. Annemiz bizimle bu konuda başedemiyor. Çünkü pastayı görür görmez mama mama nidalarımız etrafı sarıyor. Napalım annemiz kabul etmesede biz artık büyüdük 23 aylık olduk. Daha çukulata büsküvi vs. nedir bilmiyoruz. Ama öğrenirsek annemiz bununla nasıl başedecek acaba? Kim tutar yani bizi:)
Sonuç itibariyle uzun zamandır dışarıya adım atmayan bizim için oldukça keyifli bir pazardı.
Niye keyifli pazarlara
Etiketler:
Pazar keyfi
Perşembe, Mart 11, 2010
İlk CÜMLE
Dün akşam babamız süt almak için dışarı çıktı. Tabi oğullarımda kızılca kıyamet koptu. Çünkü akşam eve geldikten sonra çıkmamızı bir türlü kabullenemiyorlar. Eee böyle olunca babamız dönene kadar kapının önünde bekledik. Tabi bir farkla! Şöyleki normalde iki kelimeyi yanyana cümle içinde kullanamıyorduk. Ama Talham dün akşam kapı önünde ilk cümlesini kurdu.
İlk Cümlemiz :"Baabaa GEEEELLL" oldu.
Hayırlı olsun.
İlk Cümlemiz :"Baabaa GEEEELLL" oldu.
Hayırlı olsun.
Çarşamba, Mart 10, 2010
kısa kısa
*Artık hemen hemen herşeyi anlıyorsunuz. Oğlum içeriden git şunu getir dediğimde görevinizi mükemmel ifa ediyorsunuz.
*Düddü, gitti, bitti, giiittt, düüütt (süt), paapaa (yumurta), diytin (zeytin), piini (peynir), daayy (çay), daadaalll (çatal) ve aklıma gelmeyen birçok kelimeyi söyleyebiliyorsunuz.
*Maşallah bir süredir ısırma olayını unutmuş gibisiniz birbirinizi ve bizi ısırmıyorsunuz.
*Artık daha uzun süre birbirinizle oynuyorsunuz.
*Bana bulaşıkları makineden çıkarırken yardım etmekten çok keyif alıyorsunuz.
*Eliniz hala mutfağın tezgahından inmiyor gözünüz hep yükseklerde:))
*Mutfakta uzun zamandır Damacana, sandalye ve diğer üstüne çıkabileceğiniz hiçbir şey yok artık.
*Dolapların kulpları çıktığı halde yandan açmayı öğrendiniz. Doğrusu sizden birşey kaçmıyor maşallah artık çekmeceleri öyle açıyorsunuz. Eee bu durumda en son olarak sizin dolaplarınız da bantlandı. Çünkü merdiven yapıp dolabınızın üstüne çıkıyorsunuz. Ve bundan inanılmaz keyif alıyorsunuz.
*Dışarıya çıkmaya bayılıyorsunuz montunuzu ayakkabınızı getirip giydirmemi istiyorsunuz.
*Düddü, gitti, bitti, giiittt, düüütt (süt), paapaa (yumurta), diytin (zeytin), piini (peynir), daayy (çay), daadaalll (çatal) ve aklıma gelmeyen birçok kelimeyi söyleyebiliyorsunuz.
*Maşallah bir süredir ısırma olayını unutmuş gibisiniz birbirinizi ve bizi ısırmıyorsunuz.
*Artık daha uzun süre birbirinizle oynuyorsunuz.
*Bana bulaşıkları makineden çıkarırken yardım etmekten çok keyif alıyorsunuz.
*Eliniz hala mutfağın tezgahından inmiyor gözünüz hep yükseklerde:))
*Mutfakta uzun zamandır Damacana, sandalye ve diğer üstüne çıkabileceğiniz hiçbir şey yok artık.
*Dolapların kulpları çıktığı halde yandan açmayı öğrendiniz. Doğrusu sizden birşey kaçmıyor maşallah artık çekmeceleri öyle açıyorsunuz. Eee bu durumda en son olarak sizin dolaplarınız da bantlandı. Çünkü merdiven yapıp dolabınızın üstüne çıkıyorsunuz. Ve bundan inanılmaz keyif alıyorsunuz.
*Dışarıya çıkmaya bayılıyorsunuz montunuzu ayakkabınızı getirip giydirmemi istiyorsunuz.
Salı, Mart 09, 2010
gunn gunnn
Yaşadığımız bir olayı yazmadan geçemiycem.
Öncelikle şunu not olarak düşeyim. Enes şarkı söylerken mutlaka gun gunnn der. Şöyle genizden söyler. Yada "bir bir" yap oğlum derim "gun gun " diye parmak sallar mesala. Talha biraz daha iyi konuşma konusunda. En azından "bir bir" diyebiliyor:))
Neyse olaya dönelim Talhamızın hasta olduğu akşam annem, ben, özgür oğullarımı hastaneye götürdük. Doktora muayenemizi olduk. Doktor bir kaç test istedi ve serum takacağız dedi. Olay böyle olunca annemle enesi eve bırakıp hastaneye dönmeye karar verdik. Neyse evin önünde durduk. Benim kucağımdaki Talha, annemdeki enes. Anneme yardım için özgür indi. Beraber eve götürdüler çocuğu. Bende arabada oğluma şarkı söyletiyorum. Hadi annem yar yar şarkısını söyleyelim diyorum. (çok seviyoruz bu şarkıyı) Oğlum başladı şarkı söylemeye ama sanki bir gariplik vardı. Şöyle ki kucağımdaki çocuk "gun gun"diye şarkı söylüyordu. O anda jeton düştü tabi. Yanlışlıkla eve gönderilen Talha geri geldi, kardeşiyle karıştırılan Eneste eve gitti. Bizim içinde komik bir anı olarak kaldı.
Bense düşünüyorum acaba farketmeseydik sağlıklı çocuğa serum mu taktıracaktık?
Sonuç, tek yumurta ikiziniz varsa devamlı tetikte olmalısınız. Her an karıştırmanız mümkün çünkü:))
Öncelikle şunu not olarak düşeyim. Enes şarkı söylerken mutlaka gun gunnn der. Şöyle genizden söyler. Yada "bir bir" yap oğlum derim "gun gun " diye parmak sallar mesala. Talha biraz daha iyi konuşma konusunda. En azından "bir bir" diyebiliyor:))
Neyse olaya dönelim Talhamızın hasta olduğu akşam annem, ben, özgür oğullarımı hastaneye götürdük. Doktora muayenemizi olduk. Doktor bir kaç test istedi ve serum takacağız dedi. Olay böyle olunca annemle enesi eve bırakıp hastaneye dönmeye karar verdik. Neyse evin önünde durduk. Benim kucağımdaki Talha, annemdeki enes. Anneme yardım için özgür indi. Beraber eve götürdüler çocuğu. Bende arabada oğluma şarkı söyletiyorum. Hadi annem yar yar şarkısını söyleyelim diyorum. (çok seviyoruz bu şarkıyı) Oğlum başladı şarkı söylemeye ama sanki bir gariplik vardı. Şöyle ki kucağımdaki çocuk "gun gun"diye şarkı söylüyordu. O anda jeton düştü tabi. Yanlışlıkla eve gönderilen Talha geri geldi, kardeşiyle karıştırılan Eneste eve gitti. Bizim içinde komik bir anı olarak kaldı.
Bense düşünüyorum acaba farketmeseydik sağlıklı çocuğa serum mu taktıracaktık?
Sonuç, tek yumurta ikiziniz varsa devamlı tetikte olmalısınız. Her an karıştırmanız mümkün çünkü:))
Pazartesi, Mart 08, 2010
Hastaydık
Bir süredir yine bloğumuzdan uzak kaldık. Oğullarım ciddi bir şekilde rahatsızlandılar. Yaklaşık 15 günlük bir tedavi sürecindeyiz ve hala devam ediyor.
Talham iki hafta önce aniden ateşlendi. Gece olması nedeniyle evimize yakın bir hastaneye götürdük. Ordaki doktor boğaz enfeksiyonu diyip test ve bir iğne yaptırdı. Sonucunda antibiyotik, ağrı kesici, ateş düşürücü şuruplarının yeterli olacağını söyleyerek bizi evimize gönderdi.
İki gün geçmesine rağmen oğlumun ateşi düşmeyince, üstüne üstlük boğazı daha çok şişip bide dilinde afta benzer bir yara çıkınca gece aynı hastaneden başka bir doktora götürdük. Oda baktı bir sürü test ve sonuç serum takılması oldu. Sabahın 4'üne kadar hastanede serum taktırdık sonunda evladımın ateşi biraz daha düştü.
Sonrasında iğne tedavisi ve ağız içinde iltihabik bir durum olduğunu ve düzenli olarak lokal pansuman yaptırmam gerektiğini söyledi. Ama bunun mümkün olamayacağını bir bebeğin ağzının içinde yaralara acıtan birşeyi sürmeme izin vermeyeceğini nedense! tahmin edemedi. Sonrasında her geçen gün oğlumun boğazı geçsede ağzının için daha kötü oldu.
İki gün sonra enesimide aynı belirtiler ile başka doktora götürdük. Doktor direk test yapmadan iğne tedavisine başladı. Ağız içinde bir sprey yazdı.
Geçen hafta çarşamba oğullarımın kusma ve ishalleriyle birlikte kendimizi başka bir doktorun yanında bulduk. Allah o doktordan razı olsun çünkü onun verdiği ilaçlar vesilesiyle oğullarım hızlı bir şekilde iyileşti. Şu anda ağız içi büyük oranda iyileşti ve en azından ufak ufak yemek yiyebiliyoruz. Çok kötü bir süreçti bizim için çok yıpratıcıydı. Allah beterinden saklasın diyorum.
Talham iki hafta önce aniden ateşlendi. Gece olması nedeniyle evimize yakın bir hastaneye götürdük. Ordaki doktor boğaz enfeksiyonu diyip test ve bir iğne yaptırdı. Sonucunda antibiyotik, ağrı kesici, ateş düşürücü şuruplarının yeterli olacağını söyleyerek bizi evimize gönderdi.
İki gün geçmesine rağmen oğlumun ateşi düşmeyince, üstüne üstlük boğazı daha çok şişip bide dilinde afta benzer bir yara çıkınca gece aynı hastaneden başka bir doktora götürdük. Oda baktı bir sürü test ve sonuç serum takılması oldu. Sabahın 4'üne kadar hastanede serum taktırdık sonunda evladımın ateşi biraz daha düştü.
Sonrasında iğne tedavisi ve ağız içinde iltihabik bir durum olduğunu ve düzenli olarak lokal pansuman yaptırmam gerektiğini söyledi. Ama bunun mümkün olamayacağını bir bebeğin ağzının içinde yaralara acıtan birşeyi sürmeme izin vermeyeceğini nedense! tahmin edemedi. Sonrasında her geçen gün oğlumun boğazı geçsede ağzının için daha kötü oldu.
İki gün sonra enesimide aynı belirtiler ile başka doktora götürdük. Doktor direk test yapmadan iğne tedavisine başladı. Ağız içinde bir sprey yazdı.
Geçen hafta çarşamba oğullarımın kusma ve ishalleriyle birlikte kendimizi başka bir doktorun yanında bulduk. Allah o doktordan razı olsun çünkü onun verdiği ilaçlar vesilesiyle oğullarım hızlı bir şekilde iyileşti. Şu anda ağız içi büyük oranda iyileşti ve en azından ufak ufak yemek yiyebiliyoruz. Çok kötü bir süreçti bizim için çok yıpratıcıydı. Allah beterinden saklasın diyorum.
Cuma, Şubat 05, 2010
Çarşamba, Ocak 13, 2010
2010'dan İlk Yazı "Unutmayalım"

*2010 ve diğer nice nice yıllarda da sizinle olmak dileğiyle!...
* O
ğullarım Şu anda 20. ayınızın içindesiniz. 2 yaşınıza az kaldı ve bu beni çok heyacanlandırıyor. Kilonuz, boyunuz, posunuz, kaşınız, gözünüz herşeyiniz çok güzel.
* Birbirinizle bir iletişim şekli kurdunuz . İkiz dili diyelim. Bizimlede konuşuyorsunuz fakat bir kelimeyi bir kere söyleyip sonra kullanmıyorsunuz. "Ach" ve "gel" sizin iki büyük kelimeniz. Bu iki kelimeyle bütün herşeyi yaptırabiliyorsunuz. O yüzden diğerlerine gerek kalmıyo:))
* Birbirinize inanılmaz düşkünsünüz. Uyanır uyanmaz birbirinizi arıyorsunuz.
*Enes Talha olmadan hiç birşey yapmak istemiyorsun. Kurduğun her oyunda Talha olsun istiyorsun. Olmayınca diretiyorsun ve yine olmayınca bu talha için kötü oluyor tabiki:(
* Tek başına oyun kurma hususunda Talha Enesten çok çok iyisin ama Enesim sende Talhanın oyunlarını bozma konusunda çok çok iyisin:))
*Bir oyuncak için saatlerce ağlayabiliryorsunuz. Hayır vermediğimden değil paylaşamadığınızdan.
" Enes bir oyuncak alır eline. Talha Enesin elindeki oyuncağa göz diker. Almaya çalışır. Oyuncağının alınmaya çalışıldığını gören Enes için elindeki oyuncak artık daha kıymetlidir. Vermek istemez hatta Talhayı ısırmaya çalışır. Talha ise kızılca kıyamet kopararak hala enesin oyuncağının peşindedir. Anne bu durumla başedemez. Talhaya yeni birşey bulmaya çalışır ama annenin her verdiği oyuncağı Talha geri annesinin kafasına fırlatır. Çok büyük çabalarla en sonunda bir tanesi beğendirilir. Ama gel görki bu seferde Enes kardeşinin elindeki oyuncağa göz dikerek Talhanın peşine düşer!... Ve maraton yine başlar:)) "
* Artık birbirinize sarılıp birbirinizi öpüyorsunuz. Bense hem mutluluktan uçuyorum hemde birbirinize zarar vereceksiniz diye aklım çıkıyor.
* Dans etmekten inanılmaz hoşlanıyorsunuz. Hatta bazen birbirinize sarılarak dans ediyorsunuz.
*Meyvenizi tabağa doğruyorum elinizede kaşıklarınızı veriyorum yarısı orda yarısı burda şeklinde kaşığınızla yiyebiliryorsunuz. Benim gururumsunuz:))
*Gece uyumamaya kararlısınız. Her gece düzenli bir şekilde uyanıyorsunuz. (bkz. Bir Gecenin Öyküsü)
*Isırmada çığır açtınız bunu bilin.
* O
ğullarım Şu anda 20. ayınızın içindesiniz. 2 yaşınıza az kaldı ve bu beni çok heyacanlandırıyor. Kilonuz, boyunuz, posunuz, kaşınız, gözünüz herşeyiniz çok güzel.* Birbirinizle bir iletişim şekli kurdunuz . İkiz dili diyelim. Bizimlede konuşuyorsunuz fakat bir kelimeyi bir kere söyleyip sonra kullanmıyorsunuz. "Ach" ve "gel" sizin iki büyük kelimeniz. Bu iki kelimeyle bütün herşeyi yaptırabiliyorsunuz. O yüzden diğerlerine gerek kalmıyo:))
* Birbirinize inanılmaz düşkünsünüz. Uyanır uyanmaz birbirinizi arıyorsunuz.
*Enes Talha olmadan hiç birşey yapmak istemiyorsun. Kurduğun her oyunda Talha olsun istiyorsun. Olmayınca diretiyorsun ve yine olmayınca bu talha için kötü oluyor tabiki:(
* Tek başına oyun kurma hususunda Talha Enesten çok çok iyisin ama Enesim sende Talhanın oyunlarını bozma konusunda çok çok iyisin:))
*Bir oyuncak için saatlerce ağlayabiliryorsunuz. Hayır vermediğimden değil paylaşamadığınızdan.
" Enes bir oyuncak alır eline. Talha Enesin elindeki oyuncağa göz diker. Almaya çalışır. Oyuncağının alınmaya çalışıldığını gören Enes için elindeki oyuncak artık daha kıymetlidir. Vermek istemez hatta Talhayı ısırmaya çalışır. Talha ise kızılca kıyamet kopararak hala enesin oyuncağının peşindedir. Anne bu durumla başedemez. Talhaya yeni birşey bulmaya çalışır ama annenin her verdiği oyuncağı Talha geri annesinin kafasına fırlatır. Çok büyük çabalarla en sonunda bir tanesi beğendirilir. Ama gel görki bu seferde Enes kardeşinin elindeki oyuncağa göz dikerek Talhanın peşine düşer!... Ve maraton yine başlar:)) "
* Artık birbirinize sarılıp birbirinizi öpüyorsunuz. Bense hem mutluluktan uçuyorum hemde birbirinize zarar vereceksiniz diye aklım çıkıyor.
* Dans etmekten inanılmaz hoşlanıyorsunuz. Hatta bazen birbirinize sarılarak dans ediyorsunuz.
*Meyvenizi tabağa doğruyorum elinizede kaşıklarınızı veriyorum yarısı orda yarısı burda şeklinde kaşığınızla yiyebiliryorsunuz. Benim gururumsunuz:))
*Gece uyumamaya kararlısınız. Her gece düzenli bir şekilde uyanıyorsunuz. (bkz. Bir Gecenin Öyküsü)
*Isırmada çığır açtınız bunu bilin.
Etiketler:
Unutmayalım
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)




