Cuma, Aralık 25, 2009

Zeynep Duru

Canım arkadaşımın dünyalar güzeli kızı Zeynep Duru (15.06.2009)



Perşembe, Aralık 24, 2009

Tavşancıklar


Perşembe, Aralık 17, 2009

Adda'ya giderken


Perşembe, Aralık 10, 2009

Diş Sendromları!




Yaklaşık 1 haftadır ne gece ne gündüz uyumuyoruz. Sinirliyiz, herşeye ağlıyoruz. Buraya kadar tamam diş çıkarma belirtilerimiz baş gösterdi. Emin değilim ama galiba arka dişler çıkıyor. Dün akşam Talhamın hiç hali yoktu. Devamlı ağlamaklı, sanki bir tarafları acıyormuş gibi. En son uyku vakitleri geldiğinde Talhanın ateşinin bayağı yükseldiğini farkettim. Öyleki bebeğim gözünü açamıyordu. Ateş düşürücü fitil verdim. İşe yaradı ateşi biraz düştü. Enese de baktım ateşi yoktu ama onunda bu durumu gece yarısına kadar sürdü. Sonrasında oğlum bütün gece ateşler içindeydi maalesef. Diş çıkarmamızın 3. belirtiside gerçekleşmiş oldu. Umarım bir an önce dişlerimiz çıkarda biraz rahatlarız.
Hayırlı dişler olur inşallah.

Pazar, Aralık 06, 2009

BİR GECENİN ÖYKÜSÜ




00.20 Talha oğlum evdeki tıkırtıların kesilmesiyle uyanır. Ağlamaya başlar anne kişisi odaya dalar eliyle emziği bulduktan sonra yaklaşık 10 dakika pışpışlar. Oğluş uykuya dalınca bir banka soyguncusu sessizliği ve akrobasik hareketleriyle odadan ayrılır.

01.00 Anne kişisi evde tıpır tıpır sesler duyar. Ne olduğuna anlam veremez kalkar enes oğluş uyanmıştır. Anne Enes'i yanına alır akşamdan olacağı bildiği için hazırladığı çekyata yerleşir. Oğluşun uykusu kaçmıştır. Anne devamlı kafasında dönen ve parmağını annenin gözüne daldıran varlık karşısında uyuyamaz ama yinede büyük bir savaş vererek oğluşunu uyutmaya çalışır.

01.20 Anne Enes kişisini uyutmuştur. Ama annenin uykusu kaçmıştır. Uyumaya çalışır.

02.30 Anne uykuya dalmıştır ki başında birinin dikildiğini fark eder. Talha oğluş uyanmıştır ve evde anneyi bulmuştur. Yanına gelmek istemektedir ama çekyat 1 anne iki bebeğe göre küçüktür. Anne büyük bir sessizlikle kalkar Talhayı alır yatak odasının yolunu tutar. Talhayı yatağa koyar yanına ilişir bir yandan Enes uyanmasın yada düşmesin diye dua eder, bir yandan Talhayı uyutmaya çalışır.

02.50 Talhanın daldığını düşünüp diğer odaya doğru hareketlenen anne kişisi Talhanın çığlığa yakın ağlama sesiyle irkilir. Baba da uyanır, susturmaya çalışır ama Talha babayı kesinlikle istememektedir. Anne büyük bir riyakarlıkla az önce kaçmaya çalışan kendisi değilmiş gibi yine yatağa ilişir. Uykusu vardır ama uyuyamaz, diğer çekyattaki enesi düşünür.

03.10 Evet talha kesinlikle uyumuştur. Anne büyük bir sessizlikle harekete geçer. Başarıyla çekyata geri dönmüştür. Enes oğluş ise üstün dönüş performansıyla çekyatın % 90 'nını işgal etmiştir. Ama olsun %10 'luk yer yeter anneye çekyata ilişir uyumaya çalışır.

05.20 Anne kişisi başındaki kıpırtıyla uyanır. Talha oğluş yine uyanmış ve anneyi aramalar sonucu yine odadaki çekyatın üzerinde bulmuştur. Anne kişisi tekrar usta bir manevrayla kalkıp talha oğluşu kaptığı gibi yatak odasının yolunu tutmuştur. Bu sefer Talha oğluşun uykusu iyice kaçtığından baba uyandırılıp çekyata enes oğluşun yanına gönderilmiştir.

05.25 Anne gece boyunca devamlı yer değiştiren Talha oğluşun emziğini aramaktadır. Talha oğluş ise bundan sonsuz keyif almaktadır. Anne kişisi oğluşunu uyutmak için tek şansının o emzik olduğunu bilmektedir.

05.30 Emzik bulunur. Uyutma operasyonu başlar.

07.05 Kaç gibi uykuya daldığı belli olmayan anne kişisi başındaki kıpırtılarla ve seslerle uyanmıştır. İki oğluştan biri yatakta, diğeri yatağa çıkmaya çalışmaktadır. Bu gecenin sonu sabahın başladığının belirtisidir.

07.10 Anne kişisi kalkar.

Cuma, Aralık 04, 2009

İyi Bayramlarrrr:))


Ramazan bayramından sonra oğullarımla geçirdiğim ikinci kurban bayramı.
Her bayramın yeri ayrıdır bende. Ama tabiki son iki yıldan beri bayramlar daha bir güzel ve anlamlı benim için. Her geçen bayramda "nerde o eski bayramlar" desekte hepimiz, ben eğer istenirse o eski güzel bayramları bugünlere taşıyabileceğimize inanıyorum.

Cumartesi, Kasım 28, 2009

YaNsImAlAr

Aynadaki yansıma gibi duruyor:))

Çarşamba, Kasım 25, 2009

19. Ay foto


Pazartesi, Kasım 23, 2009

Hamarat oğullar

Portakal suyu sıkıyoruz:))

Perşembe, Kasım 19, 2009

Reklamda "dido" Bizde "baba" Krizi



Uzun zamandır bloğumuza yazı yazma imkanını maalesef bulamadım. Mevsimsel grip sonunda benide buldu ve bir haftadır evde istirahat halindeydim. Tabi evde iki bebiş olunca onları korumak için elinden geleni yapıyorsun. Maskeler, anti bakteriyel jeller, sabunlar, evde hergün steriliizasyon işlemleri, şunlar bunlar vs. Ama nereye kadar koruyabilirsin o tartışılır işte. Perşembe gecesi Enesimin muhtemelen karın ağrısı dolayısıyla canhıraş ağlaması, bana beni kurtar şeklinde sarılması, yaklaşık bir saat boyunca kucağımdan kesinlikle inmemesi, diğer 1 saat boyuncada ona masaj yapmam hoşuna gittiğinden elimi çeker çekmez uyanması vsvs. Sabah bir baktım oğlumda hasta olmuş. Bu sefer bol bol ıhlamur, meyve suları, temiz hava şu bu derken dün biraz daha iyiydik. Galiba atlattık:) Eğer Talha'ya geçmezse ki çok dikkatliyiz ilk birbirimize geçirmediiğimiz hastalığımız bu olacak. Bunu da bir kenara yazalım...

Dido ile Baba ilişkisine gelince. Reklamda dido krizi tutan kişi misali bizimde artık bir "baba" krizimiiz var.

Baba krizinden bir kesit;

Talha : "baba, babba, baaba"

Özgür : "Efendim oğlum?" - (baba kişisi acayip mutlu, dünyalar onun olmuş bir vaziyette gülümser)

Talha : (Oğlum devam eder) "babba,abba,babbba,baabba"

Özgür: "Efendim babası??"

Talha :(Hiç ara vermeden) "baba,baba,babba,baba,baba,bbaba,baba..............................."

Özgür : Ne diyeceğini bilemez bir şekilde gülmekte son safhada.

Enes: (Diğer oğlumunda krizi gelmiştir) "baabba,baba,babba,baba,babaa..................................... "

Baba kişisi sevinçten ve şaşkınlıktan ne yacağını bilemez halde bir o bebişe, bir bu bebişe bakıp bakıp durur.

"Anne olacak kişi ise niye "anne" değil "baba" diye kıskanır durur "


Son bir haftadır lugatımıza giren yeni kelimeler;

aaadii gel (hadi gel)

*emaa (elma)

*düddü (düştü)

*guu (göz)

dişş (diş)

iişş (arada bir elimize bir çanta alıp baybayın yanında "işş"de diyorlar. Yani işe gidiyoruz:))

ve son olarak ta;

dadıı (cadı) İtiraf ediyorum bu kelimeyi ben öğrettim onlara ;)

Pazar, Kasım 15, 2009

Ekmek keyfi:))

Sonunda elimize annemizin bizden köşe bucak kaçırdığı (çünkü bir parçalayıcı edasıyla un ufak edip bilahare evin her yerine döküyoruz) ekmekler geçti.

Eeee durum böyle olunca keyfimize de diyecek yok yani:))









Pazartesi, Kasım 09, 2009



Oğluşlarımı uzun zamandır havalar kötü gittiği için dışarı çıkaramıyordum ama dün havanın güzel olmasını fırsat bilerek babamızla beraber dışarı çıktık. Biraz arabada dolaştık, biraz parka gittik. Yeşilliklerin içinde koşturduk durduk. Oğluşlarım inanılmaz mutlu oldular. Kovalamacamız görülmeye değerdi doğrusu. En son özgür koşturmaktan nefes nefese kalmıştı. Oğullarıma yetişmek öyle kolay iş değil. Enesim koştururken ayağı takıldı ve dudağının üst kısmı soyuldu. Sonra yorgun argın eve geldik. Banyolarını yaptırdım, yemeğimizi yedik. Uyku vakti gelince 1'de başlayan uyuma maceramız saat 4,5 olmasını rağmen devam ediyordu. Ben yorgun, bitkin ve agresifdim. Bunda 3.5 saat boyunca beni peşlerinden koşturan oğluşlarımın tombik şirin parmakları var tabiki:))


Neyse bu haftaki ilklerimize gelince ;


*Babamızın arkadaşı akşam bize geldiğinde hem adama bakıp agladılar hemde özgürü arkadaşından kurtarmaya çalışır gibi elinden tutup ağlaya ağlaya odadan uzak bir yere götürmeye çalıştılar:))

* Enesim ilk defa "kagık" (kaşık) dedi.

* Ve babasının telefonunu göstererek ilk defa "saagı" (şarkı) dedi.


*Talham ve Enesim kaşıkla yemek yemeyi öğrenmeleri için koyduğum kuru üzümleri biraz zorlanarak da olsa ilk defa kaşıklayıp yediler. Hatta amcalarına bile kaşıkla yedirdiler.




Benimse keyfime diyecek yoktu.







Çarşamba, Kasım 04, 2009

Enes ve Talha







İlkler Kısa kısa




* Enes oğlum dün benden birşey istedin sonra baktın olmayacak gittin anneanneye "vemio" diye beni şikayet ettin.

*Dün babanızı spora gönderirken ben görüşürüz dedikten sonra ilk defa"göüyyysüz" (görüşürüz) dediniz.

*Haftasonu parka gittiğimizde ilk defa "çiçi" ve aaahçç (çiçek - ağaç) dediniz.

*Dün ilk defa biberon kullanmadık. Gece yatmadan cam bardakta sütümüzü içtik.

*Talha oğlum hafta sonu ilk defa suya "cuu" dedin. Daha önce bazen "buu"diyorduk:=))

*Enes oğlum iki gün önce direk yüzüme bakarak bana "naaanne" dedin ve beni dünyanın en mutlu "naaanne"si yaptın. Hakikaten bundan daha etkileyici bir söz daha düşünemiyorum. Oğluşlarım eğer bu kelimeye olan zaafımı öğrenirlerse yandıkki ne yandık:)

Pazartesi, Kasım 02, 2009

Unutmayalım!




*Damacanaya tırmanıp mutfak tezgahının üstüne çıkmanıza çok az kaldı.:)

*Babanızın çantasını veya benim çantamı boynunuza takıp bize bay bay yapıyorsunuz.

*Oynamayı çok seviyorsunuz şarkı duyunca dansetmeden duramıyorsunuz.

*Bezinizi doldurduğunuz zaman pantolonunuzu aşağı indirip "achhh" diyorsunuz. Bazen sırf beni yormak için doldurmadan da diyorsunuz. :P

*Babanız veya ben işten geldiğimizde peşimizi 1 dakika olsun bırakmıyorsunuz eğer kazara gözden kaybolursak kıyameti koparıyorsunuz.

*Gece kalktığınız zaman babanın yanında uyumayı reddediyorsunuz. İlla benim yanımda uyumayı istiyorsunuz. Babanız bu duruma çok bozuluyor haberiniz olsun. :D :D

*Anneanneyi diğer torunlarından çok kıskanıyor bir türlü paylaşamıyorsunuz kazara biri yanına yaklaşırsa kıyameti koparıyorsunuz.

*Bir şeyi elinizden almak istediğimizde ısırıyorsunuz eğer aldıysak hem saçımızı çekip hem ısırıyorsunuz.

*Uzanmama kesinlikle izin vermiyorsunuz uzandığım anda gelip ikiniz birden hem kıkır kıkır gülüyor hemde ısırıyorsunuz. Galiba benim size yaptığım gibi yerim seni yapıyorsunuz.

*Babayı görür görmez oynuyorsunuz telefonunda en sevdiğiniz şarkı varya onu çalmasını istiyorsunuz.

* Dışarıdan geldiğinizde kapının önünde oturup ayakkabılarınızı ve montunuzu çıkarmamı bekliyorsunuz.

*En dayanamadığınız şahıs olan dayınızı görünce direk balkonun kapısına vurup dinonuzu istiyorsunuz yada dans ediyorsunuz hemde müziksiz:)

*Yemeğinizi sandalyede oturup yiyorsunuz. Başka türlü kesinlikle yemiyorsunuz.

*Biriniz uyandığında kesinlikle ikinizde uyanmış oluyorsunuz. Çünkü birbirinizi uyandırana kadar yapmadığınız kalmıyor.

*İkinizde birbirinize ismiyle hitap ediyor. Talhanın adı "Taahaa" Enesin adı "Eenee"

*Artık yapboz yapmayı seviyorsunuz ama en çok birilerine yaptırıp bozma kısmı hoşunuza gidiyor.

*Artık eve gelişimi bekliyorsunuz. Geldiğimde ikinizde beni kapıda karşılıyorsunuz ve anneye sırayla sarılıp öpüyorsunuz.

*

Cuma, Ekim 30, 2009

1,5 Yaşındayız


Koşuşturması bol bir haftayı daha bitirdik. Bloğumuza sık sık yazmak istememe rağmen maalesef vakit bulamıyorum. Ayrıca hafta boyunca biriktirdiğim o kadar şey vardıki bilgisayarın başına oturunca hepsini unutmuş olmamda cabası.
Neyse asıl önemli olan meseleye gelince bu haftanın bizim için özel bir yeri var çünkü 26 ekim 2009'a rastlayan günde 1.5 yılı geride bırakmış oluyoruz. Zaman çabuk mu geçiyor yoksa bizmi yetişemiyoruz zamana bilemiyorum lakin bildiğim bir şey varsa oda oğluşlarımın bebeklikten çocuk olma yolunda ilerlediği. Bense onların bu geçişlerini kaçırmamaya çalışıyorum. Arkama dönüp baktığımda keşke şunuda yapsaydım dediğim şeyler olacaktır mutlaka, malum hayatta herşeye yetişmek mümkün değil. Ama ben her ne olursa olsun bu iki yakışıklı bebeğin annesi olarak elimden geldiğince her an oğluşlarımla birlikte olmak, onların hiç bir hareketini kaçırmamak, her kelimelerine şahit olmak, her tebessümlerine ve kahkahalarına ortak olmak, onlarla oyunlar oynamak, her yeni bir şey yaptıklarında onları onurlandırıp doyasıya alkışlamak istiyorum. Çok mu şey istiyorum acaba:)

Bunları her anne ister mutlaka ama ben dillendirmek istedim sadece! Ve tabiki “en özel an, yaşadığın andır.” sözünden yola çıkarak, her anı sevdiklerimle doyasıya yaşamak istiyorum.

Pazartesi, Ekim 19, 2009

Haftasonundan ilkler

* İlk defa elimizde cam bardak kendi kendimize su içtik. Suyumuzu bitirdikten sonra bardağı anneme verdik. İkimizde çok şeker görünüyomuşuz ve içerken bir ayrı havaya bürünüyomuşuz. Annemiz öyle söyledi:)

* İlk defa babamızın peşinden ağlamadan kapıdan bay bay yapıp el sallayarak ve öpücükler yollayarak babamızı uğurladık ve ardından kapıyı kapattık. Annemiz ve babamız gözlerine inanamadı.

*İlk defa bize gelen halamıza ağlamadık aksine öpücükler verip oyunlar oynadık.

*İlk defa Annemizin hazırladığı renk kartları ile oynadık.

*İlk defa ciddi şarkı söyleme girişiminde bulunduk.

*İlk defa bilgisayara saldırmadık :P Ya annemin salonda koyduğu yeni mekanı keşfedemedik, yada keşfettik ama önemsemedik.

ve bugün pazartesi ilk defa annemizi öpücüklerle el sallayarak işe uğurladık.

Cuma, Ekim 09, 2009

Dino Tahtaravalli

Dün dayımızı elinde kocaman bir tahtaravalliyle kapıda görünce nasıl mutlu olduk bir bilseniz. Yaklaşık 10 dakika boyunca oyuncağın etrafında dönüp durmadan kıkırdadık. Gerçekten mutluluğumuz görülmeye değerdi. Bir oyuncakla 5 dakika bile oynamayan bizi 1 saat boyunca aynı oyuncakla oynarken görmek annemizide çok mutlu etti:))

Perşembe, Ekim 08, 2009

ISIRIYORUZZ

Isırmak efemle ağamın en sevdiği oyun haline geldi. Beni, babayı, anneanneyi ve tabiki birbirimizi acıta acıta ısırıyoruz. Isırmak ne kelime koparıyoruz desek daha doğru olur. Ve sonrada kıkır kıkır gülüyoruz. Bir önceki gün beni 4 dakikada 6 yerimden ısırdılar. Ben tabi gülmemeye çalışsamda inanılmaz komik görünüyorlar.

Artık üstlerini değiştirmeye korkar olduk. Çünkü her üst değiştirmemizde bıcı bıcı diye banyoya hücum ediyorlar. O kadar tatlı görünüyorlarki ne anneanne ne ben onları kıramıyoruz. Tabi havalar şimdi güzel ama soğuk günlerde nasıl bir çözüm buluruz bilmiyorum.

18. ayımızı doldurmamıza çok az kaldı. 1, 5 yaşımızda oluyoruz. Sizi çok seviyorum iyiki varsınız

Cuma, Eylül 25, 2009

Ağamla Efemin 2. Ramazan Bayramı

Çocuklarımla geçirdiğimiz ikinci Ramazan Bayramını da kutladık. Bütün akraba ziyaretlerimizi yaptık. Ama tabi heryere gidemedik. Zaten uzun bir süre de gidebileceğimizi hiç sanmıyorum. Efemle ağamın evlerde sergiledikleri üstün yıkım performansı bizi uzun süre evden çıkartmayacak gibiBayramın 3. gününden itibaren babamızın rahatsızlanması sonucu efem ve ağam da olaydan nasiplerini alıp grip oldular. Şuruplarımızı kullanıyoruz ve her gün düzenli olarak güneşe çıkıyoruz. Bunun içinde sahil ideal oluyor. Napalım artık kışa giriyoruz ne kadar güneş görürsek o kadar iyi
Bu arada yeni huylar edinmeye hızla devam ediyoruz. Mesela talha dışarıda elimizi tutmak istemediği daha doğrusu beni bırakın özgürce takılıyim dediği zaman direk kendini yerlere bırakıyor. Ve kalkmamakta diretiyor ağlıyor kendini yerden yere atıyor. İnanılmaz yani:)) Kendi kendine geliştirdiği bu yöntem benim bazen dışarıda başka annelerde şahit olduğum bir durum. Ama kendi başıma geleceğini hiç düşünmemiştim. Oğlumun bu durumu geliştirmesi tabi ileride zorluk çıkarabilir. Bende böyle durumlarda direk kucağıma alıyorum. Biraz sakinleşince tekrar yürümesi için bırakıyorum. Aklına esince yine aynısını yapıyor. Bunu daha önce bir kerede oyuncakçıda yapmıştı. Çıkarken geri dönmek istedi izin vermeyince bu yöntemi denemişti. Enesimde öğrenirse bunu artık kendi durumumuzu düşünemiyorum.
Enesimden sonra Talhamda artık ısırma konusunda bayağı ustalaştı. Ama o Enesi ısırmıyor direk bizi ısırıyor. Hatta koparırcasına ısırıyorlar. İkisi bir olup ellerine kimi geçirirlerse (baba, anne, anneanne vsvs.) güle güle bir yandan saldırıp diğer yandan ısırıyorlar. İnanılmaz komik bir o kadar da acı veren bu durum ne zaman geçicek bilmiyorum. Ama bildiğim birşey varki bu konuda her gün biraz daha ustalaşıyorlar.
Anneye düşkünlüğümüz daha da arttı. Evdeyken peşini hiç bırakmıyoruz.
Şu anda en sevdiğimiz oyuncağımız müzikli kitaplarımız.
Talha kıyafet seçmeye başladı. Elinde badi gelip giydirmemi istiyor.
Yeni kelimelerimiz
dadda : Çanta
addi- abba : adda demek 1. sini talha 2. sini enes kullanıyor.

Çarşamba, Eylül 23, 2009

16. Ay




sahil keyfi


Salı, Eylül 22, 2009

yemekteyiz

Salı, Eylül 15, 2009

Oğullarımla sahur yaptık

Bugün Ramazanın 26. günü. 26 gündür süren sahur maceramızın bitmesine 4 gün kaldı. Sahur macerası diyince açıklamakta fayda var. Çocuklarımızla mecburen yaptığımız sahur faslından sonra efemle ağam her gece aynı saatte kalkıp bir ışığın yanmasını veya bir tıkırtı duymayı bekliyorlar. Duydukları andada tabi kızılca kıyamet kopuyor. Bizde tabi bunu bildiğimiz için kendimize göre karşı yöntemler oluşturduk. Mesela bunlardan birkaçı hiç bir yerin lambasını yakmamak, sahurda hiç konuşmamak, parmak ucunda yürümek ve hatta nefes bile almamak noktasının 26. gününün sahurunda dün gece olaya son noktayı koymaya karar verdik. Talhamı gecenin 4.ünde salonda elektrik süpürgesiyle oynarken bulmak bu kararı almakta tabiki çok etkili oldu. Beşikten çıkmış oğulcum emziği ve yastığıyla odalara bakmış kimse yok, banyoya bakmış kimse yok (bunlar karanlıkta oluyor, çünkü hiçbir yerin ışığı yakılmıyor) mutfağa gelecekken (mutfak yanıyor, azıcık ışık sızıyor aradan) salonu görmüş. Bütün gün girmek için önünde dikilip aç aç diyen efem kapıyı açık görünce tabi durur mu? Doğru salona sonra el yordamı birazda sokaktan sızan ışıklar sayesinde elektrik süpürgesi ve salondan kulaklarımıza gelen esrarengiz tıkırtılar.
Her neyse efemden sonra ağamda onun sesiyle uyandı zaten sonra tabi mama mama nidalarıyla sahurda misafirimiz olmaya karar verdiler. Aa birde elektirik süpürgemiz var oda geldi mutfağa. Efem onu salondan çekiştire çekiştire getirdi. Fişini önümüze uzatıp AÇ demeside tabi ayrı bir mesele. Neyse ailecek mamalarımızı yedikten sonra artık uyuma vakti geldi çattı. Dünden yarım saatlik uykuyla duran ben ve uyumak için sadece 1 saatim olan yine ben. Oğullarımın sahurdan sonra uyuyacağını düşünmek ne büyük hata. Sabahın ilk ışıkları telefonun çalıyor, ben ise daha uyumadım. Efem le ağam uykuya yeni dalmışlar. Kalkıyorum işe gidiyorum.

KARAR : Son 4 gün sahura kalkılmayacak, gece yenilip öyle yatılacak.

Pazartesi, Eylül 14, 2009

Yaagaaayiii!...Yagaaayiii!...



Bu başlık çok önemli! Çünkü Talham son 3 gündür devamlı bu kelimeyi tekrarlıyor. Devamlı büyük bir zevk ve heyecanla aynı kelimeyi tekrar eden oğlumun bu kelimesinin ne anlama geldiğini maalesef çözemedik. Ama bunu şarkı gibi söylemesi bana ilk bestesini yaptığı izlenimini veriyor:)
Hazır söylenen kelimelere gelmişken konu efemle ağamın söylediği kelimeleride unutmadan yazalım. Şu anda 17 aylığız ve aşağıdaki kelimeleri söyleyebiliyoruz.

*anniy (bu ben oluyorum)

*baaba

*deede

*at

*aaattimm

*ach

*all

*mama

*memi(emzik 1 kaç defa duydum)

*abii

*eyay

*gell (en sevdiğimiz kelime)

*bir bir bir (talha bunu kullanıyor)

*taahaaa(enes bunu kullanıyor)

*kii (kim - kapı ve telefon çalınca)

*çaal (çatal dediğim zaman tekrarlıyorlar)

*gaa (kalk çok nadir kullanıyoruz)

*aa gii ( al giy olabilir dün talha babasına tişörtünü uzatırken kullandı)

***ve son olarak yagaaayiii, yagaayiii
Şimdilik aklımdakiler bu kadar. Liste uzadıkça eklemeleri yaparız.

Pazar, Eylül 13, 2009

Bir haftasonundan notlar!

Talha dünden beri ellerini arkasında bitiştirip efe efe dolaşmaya başladı nerden gördüğünü bilmiyorum ama inanılmaz komik duruyor. birde bu efelenmenin yanısıra enesin saçını yeniden çekmeye başladıB(( Tabi bu ağamı korkutmuş olacakki artık efeye çok yanaşamıyor ve dolayısıyla ısıramıyorda.
Dün ben bir yerden evi düzenlerken ağamla efemde diğer yandan bozarken yine komik manzaralardan biriyle karşılaştık. Efemi benim tuvalet masamın koltuğunu gardırobumun önüne çekmiş bir güzel babasının bütün kıyafetlerini yere boca ettikten sonra takı çekmecemi çekip araştırma yapar durumda iken yakaladık. Tabi enesde yanında durmuş talhanın yere attıklarında faydalanır durumdaydı. Gülmekten kırıldık desem yeridir. O kadar mutlu ve şaşkın hali vardıki bir yandan hepsini almak istiyor diğer yandan güç yetiremediği için birini alıp birini bırakıyor. Bir araştırma, bir inceleme aşkı anlatamam.
Mutfağımda bulunan dolaplarımdan bir tanesini neredeyse üzerlerine deviriyorlardı. Normalde zaten kapakları merdiven yapıp tırmandıkları için bantlamış olduğum bölmeleri kollarından tutup (efem ortadan, ağam üstten) kendilerine çekip bırakıyolar böylelikle her seferinde yüreğimin ağzıma gelmesi bir yana dolap bir öne bir arkaya devrildi devrilecek durumda. Napiyim bende ilk fırsatta bantları kesip kolları söktüm. Yeni yöntemler bulana kadar en azından yine tehlikesiz sıfatına indirgedim olayı.
Yine haftasonu ağam ve efem yeni oyunlar buldular. Oturma odamdaki koltukların kollarını sırf tırmandıkları için çıkarmıştım zaten. Şimdide en tepesine tırmanıp ki bunu yapıyorlardı ama en azından uzanıyorlardı ve kendilerini tutabiliyorlardı. Şimdi ise ayağa kalkıyorlar. Bunu Allahtan yanımızda bir kaç sefer yaptıkları için her düşüşlerinde havada yakaladık. Ama baktık bu heyecanla yaşanmaz ki bizim korktuğumuzu bildikleri için daha bir mutlu oluyorlar yaparken koltuğu tamamen açmaya karar verdik. Çekyat tarzı olduğu tabi problem olmadı Allahtan sabit koltuk değil öyle oalsaydı napardık bilmiyorum. Artık bir süre en azından ağamla efem bu heyecanlı aksiyon oyununu unutana kadar açık kalsın:))Not: 17. ayımızın içindeyiz

Perşembe, Ağustos 20, 2009

Okudum ki!...(paylaşmadan geçmeyelim)

Hamileliğimde bunların hepsini okuyup, duyduğumda ben de bunları böyle kitabına göre yapacağım diye kendimce karar vermiştim. Ama gerçek hayatta hiç de öyle planladığın gibi olmuyormuş? Evdeki hesabın çarşıya uymadığını tez zamanda gördüm maalesef.İşte benim tecrübelerim:1. Okudum ki: Doğduğunda mutlaka sadece anne sütü verilecek. Yoksa biberona alışabilir veya "nipple confusion" yaşayabilirmiş.Gördüm ki: Bebişin kilosu önemli miktarda azalır ve doktor formula ver derse, aynen formula takviyesini dayıyormuşuz.(ha biz bunu yaşamadık ama bu tür vakaları yaşayanları gördüm)2. Okudum ki: Sallayarak uyutmaya alıştırmamak lazımmış.Yaşadım ki: İlk 3 ay bebişin uyuması için her yol mübahmış.Kaldı ki alıştırmak kavramı da çokbilmiş böyle 3-5 çocuk büyüten sözüm ona uzman annelerin safsatasıymış.Bebeğin uyuması için denenen onca yol yordam çözüm olmazsa hatmettiğin onca yazı,site karşıtı sallamak fiili illaki caizleşiyormuş.3. Okudum ki: Bebeğimizi memede veya biberonda uyutmamak lazımmış.Yaşadım ki: Bebiş uyuyacaksa uyusunmuş, ister memede, ister biberonda, ister bacakta sallanırken...Yeter ki uyusun da şöle ecü yatak görebilesin sen de.4. Duydum ki: Aman her gak guk dediğinde bebeği kucağa almayın; kucağa alışırmış, şımarırmış.Yaşadım ki: Kucağa alışma diye diye birşey yokmuş. bebişimizi bol bol kucaklayıp, sarılıp öpecekmişiz. Güven duygusunun gelişmesi için ağladığında cevap verecekmişiz. Sonra büyüyüp sözüm ona koca adam olunca zaten kucaktan kaçmak için solucan gibi kıvranacakmış.Zaten sen kucana almazsan o inadım inat muradım kel murat hesabı seni mutlak hizaya sokarmış….kucak hizasına.5. Okudum ki: 6-7 aylıktan sonra gece beslemelerini kesecekmişiz.Yaşadım ki: Bu lafı edenler yavrularımız gece uyanıp ağladığında bi taraflarında pireler uçuşarak üçüncü beşinci uykularını uyuyorlarmış. Biz ise kucaklayıp bebişi beslemeye devam ediyormuşuz.Zaten sıkıysa besleme…Avazı çıkan bebek illakine isterim …. modundaymış6. Okudum ki: İlk dişler ortalama 6. ayda çıkarmış.Gördüm ki: İlk dişler 11. - 12. ayda da çıkabilirmiş.Bizimki diil ama böyleleri de var tıpkı dişle doğanlar gibi.7. Okudum ki: Bebeklere TV seyrettirilmemesi gerekirmiş.Yaşadım ki: Yavruya yapılacak başka animasyon kalmadığında ve yavru sıkıntıdan sinir küpü olduğunda (az da olsa) TV imdadımıza yetişirmiş.Her yerde reklam zararlı özellikle deseler de iki saniye olsun nefes almanı sağlıyacaksa bu bile mubahlaşıyormuş.Hele en fazla yarım saat olan dahi bebek-baby Einstein cdleri yemek yerken bebişi meşgul etmek için en birincil obsesyon oluyomuş.8. Okudum ki: 1 yaşını geçtiğinde biberonla süt/su vermeyi bırakmak gerekirmiş.Gördüm ki: Başka türlü süt içmeyi kabul etmiyorsa biberonla vermeye devam edilirmiş.Yeter ki içsinmiş-yesinmiş.Beden dersinde hiç atamadığın taklalar attırılırmış en alasından.9. Duydum ki: Çocuklar 1 yaşından evvel tuvalete alıştırılabilirmiş. (örn: amerikada 6 ayda öğrenen bebek veya ülkemizdeki bilumum vs ler)Görüyorum ki: Yavru hazır olmadan hiçbirşeyi zorla yaptıramazmışsınız yaptıramıyormuşsunuz.10. Okuduklarımdan Sandım ki: İstediğin kadar yavruşlar emzirilebilir.Yeter ki süt yok die pes etmeyesin.Gördüm ki: Sütünüz tahmininizden evvel azalabilirmiş, hatta kesilebilirmiş.Can alıcı noktada mecburen pes ediyomuşsun.Bu tür anne sütü savaşı öykülerini de okudum en yaşanmışından…..11. Düşündüm ki: Bunların hepsini ben tek başına yaparım. Kimseye ihtiyacım yok.Olsa olsa az buçuk lohusalıkta naz yaparmışım.Yaşadım ki: Annem olmasa bu çocuk 2 aylık olmazmıs. Belki olurmuş ama o zaman ben böyle olmazmışım.Böyle değil hatta hiç olmazmışım.12. Düşündüm ki: Hamişlikte hiç zarar ziyan etmeyen hatta varlığını 27 hafta gizde tutan oğliş doğunca da benim evdeki oyuncak bebelerim gibi bezini al, karnını doyur, gazını çıkar modunda bi bebiş olacak.Gördüm ki: Avcunu yalarsın kızım.Bu bebek yola koyulur koyulmaz o 40 haftanın da intikamını alıyor, 7/24 seni mesaide tutmayı da beceriyor.Artı bir de etraftaki çok bilmişleri dinleyip asabiyetin tavan yapıyor.Yapmıyorsa sinirlerini aldırmışsındır.Doğal yollardan sükunetini koruyamayacağına eminim.
13. Duydum ki: Ooooo onların zamanında onlar yokmuş, bunlar yokmuş, annelik çok zormuş.Yaşadım ki: Annelik hala zor….

Çarşamba, Ağustos 05, 2009

5 dk sessizlik sonrası!
























15. Ay







Pazartesi, Temmuz 06, 2009

14. Ay













































































Çarşamba, Mayıs 27, 2009

13. Ay

İlk saç kesimimizi yaptık:)














Pazartesi, Nisan 27, 2009

12. Ay




Doğumgünü Kartı




Pazar, Nisan 26, 2009

1 Yaşındayız

Bugün oğluşlarımla ilk buluşup tanıştığımın üzerinden 1 sene geçti. Evet geçen sene bugün 2008 nisanının 26. günü sabahı 8.37'de Enesimin, 8.38'de Talhamın dünyaya gözlerini açmalarının üzerinden tam koca 1 sene geçti. Artık 1 yaşındayız.

Cumartesi, Nisan 25, 2009

Fotoğraf Çekimi




Bugün bir yaş resimlerimizi çektireceğiz.

Yarın doğumgünümüz var ya pastamızın üzerine de 1 yaş resimlerimizden yerleştirmek istiyoruz. Bunun için bir koşturmaca varki bizde bence yazmakla anlatılacak cinsten değil biraz zamanla yarış gibi diyelim. Çünkü 3'e kadar pastayı yaptıracağımız yere resim vermemiz gerekiyor ve saat 1. Yetişmemiz çok zor ama denemenin zararı yok.



Neyse yola koyulduk doğru stüdyoya. Çok mutlu efemle ağam. Evden çıkalım da nereye gittiğimiz önemli değil. Haklılar ama hep evde aynı yeri dağıt dağıt sıkılıyo bebişler. Değişik yerler istiyorlar tabiki. Ee bu stüdyoda benim oğluşlarımın isteklerine çok uygun. Bir sürü çerçeve, yırtılacak resimler, albümler vsvs. Daha ne olsun dimi? Oğluşlarım böyle mutlu mutlu etrafı dağıtırken bu mutluluk tablomuz fotoğraf çekilecek bölüme geçmemizle son buldu. Önce ağam sonra efem çığlık çığlığa ağlamaya başladılar. Neler yapılmadıki şarkılar çalındı, danslar yapıldı, balonlar havada ucuştu ama oğluşlarım kesinlikle susmadı ve devamlı ağladı. Yinede tecrübeli fotoğrafçımız arada bir kaç kare yakalamayı başardı. Allahtan oğullarım yakışıklı olduğu için "kuzguna yavrusu şahin gelir:)))" bütün resimlerde çok güzel çıktılar. Ama ağlamayıp en azından şöyle birazcık gülselerdi çok daha güzel resimler çıkardı eminim.

Hiç önemli değil hemen pastamız için olan resimden 1 tane cd ye çekip doğru pastaneye gittik. Saat üç buçuğa geliyordu ama sağolsun aldılar yinede. Bakalım yarın ki partimiz nasıl olucak?

Pazar, Mart 29, 2009

11. Ay







Çarşamba, Mart 18, 2009

Yürüyoruzzz:)))

1 yaşına girmedik ama artık tam olarak yürüyoruzz :))

Pazar, Mart 08, 2009

10. Ay







Pazartesi, Şubat 09, 2009

9. Ay











Perşembe, Ocak 15, 2009

İlk adım:)

Bugün tam olarak ikimizde ilk adımımızı attık.9 ay 15 günlüğüz.
Related Posts with Thumbnails