Cuma, Ekim 09, 2009

Dino Tahtaravalli

Dün dayımızı elinde kocaman bir tahtaravalliyle kapıda görünce nasıl mutlu olduk bir bilseniz. Yaklaşık 10 dakika boyunca oyuncağın etrafında dönüp durmadan kıkırdadık. Gerçekten mutluluğumuz görülmeye değerdi. Bir oyuncakla 5 dakika bile oynamayan bizi 1 saat boyunca aynı oyuncakla oynarken görmek annemizide çok mutlu etti:))

Perşembe, Ekim 08, 2009

ISIRIYORUZZ

Isırmak efemle ağamın en sevdiği oyun haline geldi. Beni, babayı, anneanneyi ve tabiki birbirimizi acıta acıta ısırıyoruz. Isırmak ne kelime koparıyoruz desek daha doğru olur. Ve sonrada kıkır kıkır gülüyoruz. Bir önceki gün beni 4 dakikada 6 yerimden ısırdılar. Ben tabi gülmemeye çalışsamda inanılmaz komik görünüyorlar.

Artık üstlerini değiştirmeye korkar olduk. Çünkü her üst değiştirmemizde bıcı bıcı diye banyoya hücum ediyorlar. O kadar tatlı görünüyorlarki ne anneanne ne ben onları kıramıyoruz. Tabi havalar şimdi güzel ama soğuk günlerde nasıl bir çözüm buluruz bilmiyorum.

18. ayımızı doldurmamıza çok az kaldı. 1, 5 yaşımızda oluyoruz. Sizi çok seviyorum iyiki varsınız

Cuma, Eylül 25, 2009

Ağamla Efemin 2. Ramazan Bayramı

Çocuklarımla geçirdiğimiz ikinci Ramazan Bayramını da kutladık. Bütün akraba ziyaretlerimizi yaptık. Ama tabi heryere gidemedik. Zaten uzun bir süre de gidebileceğimizi hiç sanmıyorum. Efemle ağamın evlerde sergiledikleri üstün yıkım performansı bizi uzun süre evden çıkartmayacak gibiBayramın 3. gününden itibaren babamızın rahatsızlanması sonucu efem ve ağam da olaydan nasiplerini alıp grip oldular. Şuruplarımızı kullanıyoruz ve her gün düzenli olarak güneşe çıkıyoruz. Bunun içinde sahil ideal oluyor. Napalım artık kışa giriyoruz ne kadar güneş görürsek o kadar iyi
Bu arada yeni huylar edinmeye hızla devam ediyoruz. Mesela talha dışarıda elimizi tutmak istemediği daha doğrusu beni bırakın özgürce takılıyim dediği zaman direk kendini yerlere bırakıyor. Ve kalkmamakta diretiyor ağlıyor kendini yerden yere atıyor. İnanılmaz yani:)) Kendi kendine geliştirdiği bu yöntem benim bazen dışarıda başka annelerde şahit olduğum bir durum. Ama kendi başıma geleceğini hiç düşünmemiştim. Oğlumun bu durumu geliştirmesi tabi ileride zorluk çıkarabilir. Bende böyle durumlarda direk kucağıma alıyorum. Biraz sakinleşince tekrar yürümesi için bırakıyorum. Aklına esince yine aynısını yapıyor. Bunu daha önce bir kerede oyuncakçıda yapmıştı. Çıkarken geri dönmek istedi izin vermeyince bu yöntemi denemişti. Enesimde öğrenirse bunu artık kendi durumumuzu düşünemiyorum.
Enesimden sonra Talhamda artık ısırma konusunda bayağı ustalaştı. Ama o Enesi ısırmıyor direk bizi ısırıyor. Hatta koparırcasına ısırıyorlar. İkisi bir olup ellerine kimi geçirirlerse (baba, anne, anneanne vsvs.) güle güle bir yandan saldırıp diğer yandan ısırıyorlar. İnanılmaz komik bir o kadar da acı veren bu durum ne zaman geçicek bilmiyorum. Ama bildiğim birşey varki bu konuda her gün biraz daha ustalaşıyorlar.
Anneye düşkünlüğümüz daha da arttı. Evdeyken peşini hiç bırakmıyoruz.
Şu anda en sevdiğimiz oyuncağımız müzikli kitaplarımız.
Talha kıyafet seçmeye başladı. Elinde badi gelip giydirmemi istiyor.
Yeni kelimelerimiz
dadda : Çanta
addi- abba : adda demek 1. sini talha 2. sini enes kullanıyor.

Çarşamba, Eylül 23, 2009

16. Ay




sahil keyfi


Salı, Eylül 22, 2009

yemekteyiz

Salı, Eylül 15, 2009

Oğullarımla sahur yaptık

Bugün Ramazanın 26. günü. 26 gündür süren sahur maceramızın bitmesine 4 gün kaldı. Sahur macerası diyince açıklamakta fayda var. Çocuklarımızla mecburen yaptığımız sahur faslından sonra efemle ağam her gece aynı saatte kalkıp bir ışığın yanmasını veya bir tıkırtı duymayı bekliyorlar. Duydukları andada tabi kızılca kıyamet kopuyor. Bizde tabi bunu bildiğimiz için kendimize göre karşı yöntemler oluşturduk. Mesela bunlardan birkaçı hiç bir yerin lambasını yakmamak, sahurda hiç konuşmamak, parmak ucunda yürümek ve hatta nefes bile almamak noktasının 26. gününün sahurunda dün gece olaya son noktayı koymaya karar verdik. Talhamı gecenin 4.ünde salonda elektrik süpürgesiyle oynarken bulmak bu kararı almakta tabiki çok etkili oldu. Beşikten çıkmış oğulcum emziği ve yastığıyla odalara bakmış kimse yok, banyoya bakmış kimse yok (bunlar karanlıkta oluyor, çünkü hiçbir yerin ışığı yakılmıyor) mutfağa gelecekken (mutfak yanıyor, azıcık ışık sızıyor aradan) salonu görmüş. Bütün gün girmek için önünde dikilip aç aç diyen efem kapıyı açık görünce tabi durur mu? Doğru salona sonra el yordamı birazda sokaktan sızan ışıklar sayesinde elektrik süpürgesi ve salondan kulaklarımıza gelen esrarengiz tıkırtılar.
Her neyse efemden sonra ağamda onun sesiyle uyandı zaten sonra tabi mama mama nidalarıyla sahurda misafirimiz olmaya karar verdiler. Aa birde elektirik süpürgemiz var oda geldi mutfağa. Efem onu salondan çekiştire çekiştire getirdi. Fişini önümüze uzatıp AÇ demeside tabi ayrı bir mesele. Neyse ailecek mamalarımızı yedikten sonra artık uyuma vakti geldi çattı. Dünden yarım saatlik uykuyla duran ben ve uyumak için sadece 1 saatim olan yine ben. Oğullarımın sahurdan sonra uyuyacağını düşünmek ne büyük hata. Sabahın ilk ışıkları telefonun çalıyor, ben ise daha uyumadım. Efem le ağam uykuya yeni dalmışlar. Kalkıyorum işe gidiyorum.

KARAR : Son 4 gün sahura kalkılmayacak, gece yenilip öyle yatılacak.
Related Posts with Thumbnails