Cuma, Ekim 15, 2010

gribiz:(


Geçen hafta önce Talham ardından tabiki Enesim grip oldular. Cuma günü doktora gittik. İki poşet ilaç ile geri döndük. Antibiyotik, Şurup, Sprey vs. derken bir sürü ilaç. Antibiyotiği vermedim şurup ve sprey kullanıyorum sadece. İnşallah bir önce iyileşirlerde antibiyotiğe gerek kalmaz. Enesim hiç dayanamıyor hastalığa. Hele de işin içinde burun tıkanıklığı varsa geceyi ayakta geçiriyoruz. Çok sinirleniyor minişim. Ama elden bişey gelmiyor. Burunlarının akmasından nefret ediyorlar. Çok rahatsız oluyorlar. Hayır zaten titiz çocuklar ama işin komik tarafı elbiselerimizi mendil olarak kullanmaları;)) İğrençlik diz boyu yani! Birde kızdığımızı keşfettikleri zaman işi oyuna vuruyorlar. Talham bir ara babasının çorabına kadar güzelce halletti. Ama tam bir şebek bu kadar tatlı olunur yani. Gülmekten kırdı geçirdi bizi:))

Birşeye kızdığımı anlamasınlar. Üstüne üstüne gidiyorlar olayın. Kıkır kıkır kıkırdayarak bide. Gözümün içine baka baka. Gülsem mi, ağlasam mı durumu
Hergün yeni kelimeler katıyoruz hanemize. Tamam biliyoruz bizim yaşımızdakiler bülbül gibi konuşuyor. Ama olsun biz sonradan açılacağız. Hayıyyy diyoruz mesela yada İivveeeet :))
Koko diyoruz kokuya ve daha bir sürü yeni kelime. Konuşacağız, konuşacağız az kaldı

Pazartesi, Ağustos 09, 2010

Yeni Yeni Şeyler

Dün evden çıkarken Talha elinde çantam heyecanlı heyacanlı arkamdan geldi. "Ayyyaaa (bana böyyle diyorlar) Alll" diye çantamı uzattı. Çantamı unuttuğumu sanmış, peşimden getiriyor:)

Beraber evden çıkarken özgüre anahtarı aldın mı diye sormamla beraber Talha oğlu kapıya koşup anahtarı çekiştiriyor:)

Artık Boya kalemleriyle oynuyoruz. Kağıtlardan sonra duvarlarıda boydan boya boyadık.

Enes Talhayla güreşmek istiyor. Şaka değil gerçekten güreşmek istiyor. Talha kaçıyor Enes kovalıyor.

Enes şu anda Talha üzerinde tam bir hakimiyet sahibi ama ne zamana kadar sürer belli değil. Dediğim gibi ruh değiştiriyor bunlar ruh:)

Son zamanlarda arabalara merak sarmış durumdayız. Bütün arabaların onların olduğu iddiasındalar.

Resim çektirmekten hoşlanmaya başladık bana bir kaç defa poz bile verdiler:)

Cıssss - Caay - Caay

Bir haftayı daha bitirdik. Bu haftasonu uzun zamandır unuttuğumuz bir alışkanlığımız tekrarlar gibi oldu. Hani ohh be en azından bunu unuttuk dediğimiz anda Enesim yine esti gürledi ve en son olarak Talhayı üç farklı zaman ve mekanda üç yerinden ısırdı. Ya tekrar ısırma sürecine giriyoruz ki bu sefer çok bilinçli ısırıyoruz yada gelip geçici bir durum bir anlık sinir olarak (ki ben bunu umuyorum) isimlendireceğiz.

Artık öğle uykusunu istemiyoruz gibi. Tabi bu bütün gün oturmayan daha doğrusu oturacak vakti bulamayan bir anne için pekte iç açıcı bir durum değil. Ben yine ısrarla onları uyutmaya çalışıyorum. Çünkü uykuyu kesmek için daha erken diye düşünüyorum. En azından üç yaşına kadar. Uyumamak için her türlü şaklabanlığı yapıyoruz. Bu ayrı bir konu olur yani.

Bu hafta babamız işyerinde bir kaza atlattı. Eli kesildi ve 8 dikiş attılar. Dün pansuman için hastaneye gittik. Oğluşlarım bütün hastaneyi inlettiler.

Enes : (bağırarak) Baabbaaaa
Baba Kişisi: Efendim oğlum
Enes : (Babanın elini göstererek) Cısssss. Caaay, Caaay
(onlara çay döküldü dedim)
Talha : Babaaaa
Baba Kişisi: Efendim
Talha : Cıııııııısssss. Cayyy Cayyy

bu muhabbet hastaneden çıkana kadar devam etti:))

Pazartesi, Ağustos 02, 2010

Terrible two

2 yaş sendromlarını yaşamaya başladık. Gerçi çok önceden de yaşadığımız bu sendromları bu son 1 aydır talhamda ağır bir şekilde yaşıyoruz. İlle de benim dediğim olacak modunda olan oğlum son zamanlarda geliştirdiği yere yatma, elindeki nesneyi kafaya atma, eve girmek istememe ve mecburen girincede 1 saat ağlama ve bütün çabalarımıza rağmen keyiflenememe ve yemek yemeyi reddetme vsvsvs şeklinde reaksiyonlar gösteriyor.
Enes oğluma gelince oda inadında son derece kararlı. Ama Talhaya yetişemedi henüz. Gerçi dönem dönem ruh değiştirdiklerine inandığım oğullarımın ikiside aynı anda olmasada farklı dönemlerde aynı karakterlere büründükleri kesin. 1 ay Talha sakin Enes hırçınken öbür ay tam tersi oluyor. O yüzden son zamanlarda yaşadığımız bu modu bir süre sonra Enestede göreceğime eminim.

Cuma, Nisan 30, 2010

Pazartesi, Nisan 26, 2010

Bugün Güzel Bir Gün

Bugün güzel bir gün.

Bugün anlamlı bir gün.


Bugün önemli bir gün.


Bugün benim canım oğullarım hayatlarındaki ikinci yıllarını doldurdukları gün.

Bugün benim hayatımı anlamlandıran iki harikulade melekle tanışmamızın ikinci yıldönümü.

Bugün ikiyken dört olmamızın ikinci yıldönümü.

Bugün benim anne, Özgürün baba olmasının ikinci yıldönümü.

&

Oğullarım, canlarım her geçen gün büyüyorsunuz. Siz büyüdükçe benim içimdeki sevgide büyüyor, yüreğimden taşıyor. Her bakışınızda, her gülüşünüzde, her kelimenizde içimi titretiyorsunuz. Bu sevgi beni çoktan aştı.

Efem, Ağam;

O kadar güzelsiniz ki size baktığım zaman gözümü sizden alamıyorum. Bunlar benim meleklerim öyle mi diyorum kendi kendime. Bunlar benim bal böcüklerim, ballarım mı diyorum. Ne sizi öpmeye doyabiliyorum, nede kokunuzu içime çekmeye. Hani kafanızı hafif yana yatırıp anneeee diyosunuz ya işte o zaman beni benden alıyorsunuz.
Rabbime bana sizin anneniz olma şerefini nail ettiği için hep şükrediyorum. Sizi koruyup, saklayıp bize bağışlaması için dua ediyorum.


Sizi Seviyorum

Cuma, Nisan 02, 2010

23. Ay




Related Posts with Thumbnails