Cuma, Kasım 26, 2010

Anne

Yaklaşık iki haftadır izinliydik. Bayram tatili ardından bir haftalık iznimizle birleşince uzun bir tatil oldu. Oğullarımla şöyle uzun bir vakit geçirmeyi çok özlemişim. Çok yorucu ama bir o kadar da güzel bir tatil oldu. Beraber gezdik, gördük, eğlendik bebişlerimle. Tatilde neler oldu? İlk üç gün ağlama seanslarıyla geçti. Nedense çok agresiftik. Bayramda tabi evden çıkıp gezmeler başlayınca biraz rahatladık stres attık. Ardından tatil olayı olunca ooohh değmeyin keyfimize bayağı relax olduk. İyi de oldu. Şu anda kelimeleri daha iyi kullanmaya başladık. "Evet"i çok kullanıyoruz. "Vivet" diyoruz bişey sorunca. Hayır oluncada "ok" diyoruz.


Ama en güzel haber şu Anneee diyoruz artık. İlk defa net bir şekilde 7 Kasım'da Talha dedi bunu. Enes'te nanne diyor. Tabi dünyalar benim durumundayım duyunca bunu. Bununda farkındalar sırf beni kandırmak için bile sık kullanıyorlar bunu. Birşey istediğimizde "anne" diyoruz, diğer durumlarda "aya":))

Pazartesi, Kasım 08, 2010

Ondan bundan şundan

Büyüyoruz, Sinirleniyoruz, Hırçınlaşıyoruz!

Enesim birkaç zamandır çok asabi ağa rollerinde. Mesela uzun zamandır gündemde olmayan şeyleri bile tekrar gündeme taşıyor. Saç çekmede bunların başında gelenlerden. Talhadan birşey alamadığı zaman ilk hareketi talhanın saçını çekmek oluyor. Hayır öyle böyle değil iyi çekiyo yani iki eliyle falan. Sonra ikisinde de fırlatma huyu had safhada. Sinirlendiğimiz anda elimizde ne varsa karşıdakine fırlatıyoruz.
En son pazar günü enes babasına sinirlenip kapıdan çıkarken kapıyı hızlıca babasının yüzüne kapattı. Hani sinirlenirsinde kapıdan çıkarken kapıyı çarparsınya aynen öyle. İnanamadık yani. Bir süredir zaten bizde onlardan resmen dayak yiyoruz. Mesela gözümüzün üstüne bazen çakıyorlar ama iyi çakıyorlar. Böyle şimşekler falan çakıyor. Öyle hareketleri varki normalde bizim bunlara sinirlenmemiz lazım aslında görünüşte sinirleniyoruz ama içten içe o kadar tatlılarki gülüpte hareketi pekiştirmemek için zor tutuyoruz kendimizi.

Biz tuvalet alışkanlığımızı kazanalı 6 ay kadar oldu. Ama hala nedense tuvaletimizin geldiğini ısrarla söylemiyoruz. Yani senin devamlı tetikte olman lazım. Neyse aslında asıl mevzu şu. Geçen gün öğlen uykusu için bizimkileri yatağa soktum. Tamam Talha çok geçmeden uyku moduna geçti. Eneste de böyle uyumak istemediği zaman ki şebeklikler falan. Buraya kadar normal. Sonra oğlum bir kere çişini yaptı. Kalktım üstünü değiştirdim neyse sonra geldik yine yatağa soktum. Sonra yine yaptı. Tekrar aynı olay kalk üstünü değiştir onu yap bunu yap. Ama işin garip yanı yapıp gülüyor. Böyle 4 yada 5 kere falan yaptık. En son 1 makine çamaşır birikmişti. Ve şunu keşfettim uyumamak için yapıyor. Yani kendini sıkıyor zorla yapıyor bende kalkıyorum oyalanıyorum falan hoşuna gidiyo gülüyo. En sonunda başardı uyutmadım ama bende bu arada yorgunluktan kırıldım tabi:)

Anlayacağınız olayı çözmüş bizim ağa.

Allahım korusun sizi, esirgesin, bağışlasın. Sizi Seviyorum İkiz Mucizem.

Pazar, Ekim 24, 2010

2,5 olduk;)


Bebeklikten çocuk olma yolunda 2.5 yılımızı çok şükür devirdik. Dünya tatlısı oğullarım artık 2.5 yaşında iki beyefendi oldular. Onlarda bizde zamanın nasıl bu kadar çabuk geçtiğinin, ne kadar hızlı büyüdüklerinin farkında değiliz. İşin içinde olmak böyle birşey demekki. Koşturmacadan kendimi herşeyi kaçırmış gibi hissediyorum. Bunu da ancak eski fotolarımıza baktığımız zaman anlıyorum. O kadar küçüklerki. İlk doğdukları halleriyle şimdiki hallerine baktığım zaman aynı çocuklar değilmiş gibi geliyor. Herşeyleri o kadar değişmiş ki. Ve bu değişim devam ediyor. Sonunda ortaya ne çıkacak merak ediyorum:)

Bu çocuklar kime benziyor? Genelde insanların en çok merak ettikleri konu bu. Kimi bana benzetiyor, kimi babaya, kimi anneanneye, kimi amcaya yada bunlar hiçbirinize benzemiyor diyenlerde var. Bana soracak olursanız ben bana benzetiyorum. Ne derler "aynı beeen" (öcüm duymasın)

Ya aslında yazıcak bu kadar şey varken yazamamak çok acı biliyorum. Ama bende bazen oğullarım gibi düşündüklerimi, kafamın içindekileri kelimelere dökmekte zorlanıyorum! Evet oğullarım hala konuşamıyor. Bu beni korkutuyor mu? Bilmiyorum galiba biraz korkutuyor. Herhangi bir doktora gitmedik. Hani konuşacaklarmış gibi geliyor bana, genetikmiş gibi. Kelimeleri söylüyoruz. Ama cümle kuramıyoruz. Baba gel, ayya gel vs. dışında. Bunlarda bana teselli veriyor. Az kaldı konuşacaklar diyorum. Bakalım kreş olayında genelde çözümlenirmiş bu geç konuşmalar. Birazda buna güveniyorum galiba.

En sevdiğim olay hani eve girersin iki yavrucunda kucağına zıplar ya! İşte ben buna bayılıyorum. Yanlış anlamayın hergün bu merasimle karşılanmıyorum evde. Hatta çok nadir böyle bir durum oluyor. O yüzden de çok kıymetli bu durum benim için. Helede bana böyle bir karşılama yapmayıpta babaya yaparlarsa o zaman tam haset oluyorum. Napim bu da anne kıskançlığı olsa gerek.
Şimdi olay şu! Apartmandan girer girmez bir kere sesler tüm apartmanda. İki meraklı yavrucuk "baba ayya dada" diye çığırıyor. Artık kime denk gelirse misali. Merdivenden çıkarken kapıyı anneanneye zorla açtırıyorlar. Son basamakta seni görüyorlar. Bir sevinç çığlığı kopuyor. Kapıya gelince eğiliyosunuz ve iki yavrucukta anne boynuna sarılmak için savaş veriyor. Ayyyaaaaa (annemmm demek bu biliyorum!) Günün yorgunluğu diye birşey kalmıyor. Birebir ilaç gibi yani.


Sizi seviyorum mucizelerim.

Cuma, Ekim 15, 2010

gribiz:(


Geçen hafta önce Talham ardından tabiki Enesim grip oldular. Cuma günü doktora gittik. İki poşet ilaç ile geri döndük. Antibiyotik, Şurup, Sprey vs. derken bir sürü ilaç. Antibiyotiği vermedim şurup ve sprey kullanıyorum sadece. İnşallah bir önce iyileşirlerde antibiyotiğe gerek kalmaz. Enesim hiç dayanamıyor hastalığa. Hele de işin içinde burun tıkanıklığı varsa geceyi ayakta geçiriyoruz. Çok sinirleniyor minişim. Ama elden bişey gelmiyor. Burunlarının akmasından nefret ediyorlar. Çok rahatsız oluyorlar. Hayır zaten titiz çocuklar ama işin komik tarafı elbiselerimizi mendil olarak kullanmaları;)) İğrençlik diz boyu yani! Birde kızdığımızı keşfettikleri zaman işi oyuna vuruyorlar. Talham bir ara babasının çorabına kadar güzelce halletti. Ama tam bir şebek bu kadar tatlı olunur yani. Gülmekten kırdı geçirdi bizi:))

Birşeye kızdığımı anlamasınlar. Üstüne üstüne gidiyorlar olayın. Kıkır kıkır kıkırdayarak bide. Gözümün içine baka baka. Gülsem mi, ağlasam mı durumu
Hergün yeni kelimeler katıyoruz hanemize. Tamam biliyoruz bizim yaşımızdakiler bülbül gibi konuşuyor. Ama olsun biz sonradan açılacağız. Hayıyyy diyoruz mesela yada İivveeeet :))
Koko diyoruz kokuya ve daha bir sürü yeni kelime. Konuşacağız, konuşacağız az kaldı

Pazartesi, Ağustos 09, 2010

Yeni Yeni Şeyler

Dün evden çıkarken Talha elinde çantam heyecanlı heyacanlı arkamdan geldi. "Ayyyaaa (bana böyyle diyorlar) Alll" diye çantamı uzattı. Çantamı unuttuğumu sanmış, peşimden getiriyor:)

Beraber evden çıkarken özgüre anahtarı aldın mı diye sormamla beraber Talha oğlu kapıya koşup anahtarı çekiştiriyor:)

Artık Boya kalemleriyle oynuyoruz. Kağıtlardan sonra duvarlarıda boydan boya boyadık.

Enes Talhayla güreşmek istiyor. Şaka değil gerçekten güreşmek istiyor. Talha kaçıyor Enes kovalıyor.

Enes şu anda Talha üzerinde tam bir hakimiyet sahibi ama ne zamana kadar sürer belli değil. Dediğim gibi ruh değiştiriyor bunlar ruh:)

Son zamanlarda arabalara merak sarmış durumdayız. Bütün arabaların onların olduğu iddiasındalar.

Resim çektirmekten hoşlanmaya başladık bana bir kaç defa poz bile verdiler:)

Cıssss - Caay - Caay

Bir haftayı daha bitirdik. Bu haftasonu uzun zamandır unuttuğumuz bir alışkanlığımız tekrarlar gibi oldu. Hani ohh be en azından bunu unuttuk dediğimiz anda Enesim yine esti gürledi ve en son olarak Talhayı üç farklı zaman ve mekanda üç yerinden ısırdı. Ya tekrar ısırma sürecine giriyoruz ki bu sefer çok bilinçli ısırıyoruz yada gelip geçici bir durum bir anlık sinir olarak (ki ben bunu umuyorum) isimlendireceğiz.

Artık öğle uykusunu istemiyoruz gibi. Tabi bu bütün gün oturmayan daha doğrusu oturacak vakti bulamayan bir anne için pekte iç açıcı bir durum değil. Ben yine ısrarla onları uyutmaya çalışıyorum. Çünkü uykuyu kesmek için daha erken diye düşünüyorum. En azından üç yaşına kadar. Uyumamak için her türlü şaklabanlığı yapıyoruz. Bu ayrı bir konu olur yani.

Bu hafta babamız işyerinde bir kaza atlattı. Eli kesildi ve 8 dikiş attılar. Dün pansuman için hastaneye gittik. Oğluşlarım bütün hastaneyi inlettiler.

Enes : (bağırarak) Baabbaaaa
Baba Kişisi: Efendim oğlum
Enes : (Babanın elini göstererek) Cısssss. Caaay, Caaay
(onlara çay döküldü dedim)
Talha : Babaaaa
Baba Kişisi: Efendim
Talha : Cıııııııısssss. Cayyy Cayyy

bu muhabbet hastaneden çıkana kadar devam etti:))

Pazartesi, Ağustos 02, 2010

Terrible two

2 yaş sendromlarını yaşamaya başladık. Gerçi çok önceden de yaşadığımız bu sendromları bu son 1 aydır talhamda ağır bir şekilde yaşıyoruz. İlle de benim dediğim olacak modunda olan oğlum son zamanlarda geliştirdiği yere yatma, elindeki nesneyi kafaya atma, eve girmek istememe ve mecburen girincede 1 saat ağlama ve bütün çabalarımıza rağmen keyiflenememe ve yemek yemeyi reddetme vsvsvs şeklinde reaksiyonlar gösteriyor.
Enes oğluma gelince oda inadında son derece kararlı. Ama Talhaya yetişemedi henüz. Gerçi dönem dönem ruh değiştirdiklerine inandığım oğullarımın ikiside aynı anda olmasada farklı dönemlerde aynı karakterlere büründükleri kesin. 1 ay Talha sakin Enes hırçınken öbür ay tam tersi oluyor. O yüzden son zamanlarda yaşadığımız bu modu bir süre sonra Enestede göreceğime eminim.
Related Posts with Thumbnails