Perşembe, Şubat 17, 2011
Bunu anlatmadan geçmemem lazım
Polisçilik olayını bayağı ilerlettik artık birbirimizi tutuklayıp, elleri kelepçeliyoruz. Önce Talha enese geliyo ikisininde elinde silah niyetine bir oyuncak (bu genelde lego oluyor) Muhabbet şu “siahı bıakk” diğeri silahı bırakıp elini kaldırıyor. Sonra evde bulduğumuz tespih ellere kelepçe niyetine geçiriliyor. Sonrada odaya hapsedilip kapı üzerine kapatılıyor. Bu durum Enesin Talhayı tutuklamasıyla devam ediyor. Ama Enes Talha’yı tutukladığı zaman Talhanın kopardığı kıyameti görmek lazım. Yıkıyo ortalığı kurtarın beni diye
Etiketler:
Bunu anlatmadan geçmemem lazım
Çarşamba, Şubat 09, 2011
MESLEĞİMİZİ SEÇTİK : "BEN POİSS"
Enesle Talhanın acayip bir silaha sempatileri var. Bu öyle birşeyki legolardan bile silah yapıyoruz. Bu sempatinin nereden geldiği konusunda bir fikrim yok artı hani bu çocuklarına silah alanlarada oldum bittim kızmışımdır. Ama oğullarımda böyle bir sevgi oluşunca olayın her zaman aileyle orantılı olmadığını da anladım.
Hafta sonu babalarının telefonunu almışlar, bir güzel başka bir odaya geçmişler onu bunu arıyorlarken yakaladım oğullarımı. Kimleri aradıklarına bakarken az kalsın poliside arayacakmışsınız dedim. Hikaye burdan başladı. Polis polis bağrışmaları bütün gün sürdü. Kimi arıyodunuz bakiyim dediğimde cevap direk pois pois oldu. Ama bununla bitmedi tabi ertesi gün Enesle Talham kendilerini polis ilan ettiler. Ben polisin ne olduğunu bilmediklerini zannediyordum.
Ama önce silahla polisi bağdaştırmaları (silahı alıp ben pois diyorlar) ardından televizyonda film izlerken polisleri göstermeleri, sokakta yürürken poliss arabasını ve hatta rozet resminden emniyet binasını gösterip polis polis demeleri bana şunu dedirtti. Valla benim çocuklar çok bilinçli bir şekilde bu mesleği sevip beğenmişler. Olayın ne olduğunun farkındalar yani.
Son olarak babamız 2 tane polis arabası hediye etti oğluşlarına. Ellerinde 5 dakika düşürmüyorlar. Birde gelip arabayı gösterip soruyorlar.
"Anne ne?"
"Enes yada Talha polisin arabası"
sormalarının sebebi bilmemeleri değil tabiki benim ağzımdan duyunca daha bir mutlu oluyo aşklarım.
Hafta sonu babalarının telefonunu almışlar, bir güzel başka bir odaya geçmişler onu bunu arıyorlarken yakaladım oğullarımı. Kimleri aradıklarına bakarken az kalsın poliside arayacakmışsınız dedim. Hikaye burdan başladı. Polis polis bağrışmaları bütün gün sürdü. Kimi arıyodunuz bakiyim dediğimde cevap direk pois pois oldu. Ama bununla bitmedi tabi ertesi gün Enesle Talham kendilerini polis ilan ettiler. Ben polisin ne olduğunu bilmediklerini zannediyordum.
Ama önce silahla polisi bağdaştırmaları (silahı alıp ben pois diyorlar) ardından televizyonda film izlerken polisleri göstermeleri, sokakta yürürken poliss arabasını ve hatta rozet resminden emniyet binasını gösterip polis polis demeleri bana şunu dedirtti. Valla benim çocuklar çok bilinçli bir şekilde bu mesleği sevip beğenmişler. Olayın ne olduğunun farkındalar yani.
Son olarak babamız 2 tane polis arabası hediye etti oğluşlarına. Ellerinde 5 dakika düşürmüyorlar. Birde gelip arabayı gösterip soruyorlar.
"Anne ne?"
"Enes yada Talha polisin arabası"
sormalarının sebebi bilmemeleri değil tabiki benim ağzımdan duyunca daha bir mutlu oluyo aşklarım.
Çarşamba, Ocak 05, 2011
2011'e merhaba
2010'u da bitip 2011'e merhaba dediğimiz bu günlerde uzunca bir zamandır uğrayamadığım blogumada bir merhaba diyim hemde ufak tefek aklımda kalan anılardanda bir dem vurayım dedim.
*Bu sene bizim için önemli çünkü bezden çıktık ve normal tuvalet alışkanlığımızı kazandık.
*Terrible two olması münasebetiyle oldukça sinirli, hırçın, duvarlara yumruk atan, yerle bütün olan, kapıları suratımıza çarpan birileri olduk çıktık.
*Ayrıca dalga geçilmesinden de hiç ama hiç hoşlanmıyoruz. Tatildeyken masaların yanında koşan Talhamın düşüşüne gülen masadakilerin başına gelenleri daha unutmadım. Tabi engel olmaya çalışan benim başıma gelenleri saymıyorum bile:))
* Artık birbirleri ile oynamaktan zevk alan iki oğlum var. Bu tabi bazen başka şeylere de sebebiyet verebiliyor ama olsun. Onların birlikte yaptıkları herşey bana mutluluk veriyor. Bu yaramazlık bile olsa.
*Artık kaşık tutma konusunda daha iyiyiz ama ben yinede çok dökülecek şeyleri kendim yedirmeyi tercih ediyorum.
*Oyuncaklar konusunda en sevdiğimiz oyuncak ben ne kadar buna pek sıcak bakmasamda silahlar onların deyimiyle cu cu:)) İkinci olarak mutfak malzemeleri:P
*Kendilerine has oğullarımın kendilerine has hallerinin olduğu alanlarda oldu tabi. Mesela tatilde bütün çocuklar sahnede dans ederken talha tek başına sahnenin altında dansediyordu. Herkes indikten sonrada o çıkmak istiyordu. Enes ise sahnede diğer çocuklardan ve onların danslarından alakasız bana el sallayıp öpücükler gönderiyordu.
*Tabi yaptığımız yaramazlıklardan da biraz dem vurmadan geçmek olmaz. Talhanın krem kutusunu komple kafasına sürdüğü ve enesinde talhanın yüzünden ve saçından alıp ne sürersem kardır hesabı saçlarına sürmesi ve gördüğümde onları temizlememin 1 saatten fazla zamanımı aldığı bir hikayemiz var.
*Talhamın ve Enesimin mutfak ve tezgahı ile ilgili bir sürü macerası var mesale aygazın düğmesini açması ve benim kokuya uyanmam ki Allahtan balkonun kapısı açıktı ve çok şükür ucuz atlattık. Ya da tezgahın üzerindeki yağ şişesini ele geçirip komple halıya bocalamak, tezgahın üstündeki süt dolu tencereyi kepçeyle lavaboya boşaltmak, annenin kekine kırdığı 5 yumurtayı komple yere ve halıya boca etmek vsvsvs. bunun gibi bir sürü örnek var elimizde:)
* Şunuda belirtmeden geçmeyelim şu anda hala konuşamıyoruz ama önceki yazılarımda da belirttiğim gibi kelime haznemizi bayağı genişlettik.
Şimdilik bu kadar.
Sizleri seviyorum canlarım
*Bu sene bizim için önemli çünkü bezden çıktık ve normal tuvalet alışkanlığımızı kazandık.
*Terrible two olması münasebetiyle oldukça sinirli, hırçın, duvarlara yumruk atan, yerle bütün olan, kapıları suratımıza çarpan birileri olduk çıktık.
*Ayrıca dalga geçilmesinden de hiç ama hiç hoşlanmıyoruz. Tatildeyken masaların yanında koşan Talhamın düşüşüne gülen masadakilerin başına gelenleri daha unutmadım. Tabi engel olmaya çalışan benim başıma gelenleri saymıyorum bile:))
* Artık birbirleri ile oynamaktan zevk alan iki oğlum var. Bu tabi bazen başka şeylere de sebebiyet verebiliyor ama olsun. Onların birlikte yaptıkları herşey bana mutluluk veriyor. Bu yaramazlık bile olsa.
*Artık kaşık tutma konusunda daha iyiyiz ama ben yinede çok dökülecek şeyleri kendim yedirmeyi tercih ediyorum.
*Oyuncaklar konusunda en sevdiğimiz oyuncak ben ne kadar buna pek sıcak bakmasamda silahlar onların deyimiyle cu cu:)) İkinci olarak mutfak malzemeleri:P
*Kendilerine has oğullarımın kendilerine has hallerinin olduğu alanlarda oldu tabi. Mesela tatilde bütün çocuklar sahnede dans ederken talha tek başına sahnenin altında dansediyordu. Herkes indikten sonrada o çıkmak istiyordu. Enes ise sahnede diğer çocuklardan ve onların danslarından alakasız bana el sallayıp öpücükler gönderiyordu.
*Tabi yaptığımız yaramazlıklardan da biraz dem vurmadan geçmek olmaz. Talhanın krem kutusunu komple kafasına sürdüğü ve enesinde talhanın yüzünden ve saçından alıp ne sürersem kardır hesabı saçlarına sürmesi ve gördüğümde onları temizlememin 1 saatten fazla zamanımı aldığı bir hikayemiz var.
*Talhamın ve Enesimin mutfak ve tezgahı ile ilgili bir sürü macerası var mesale aygazın düğmesini açması ve benim kokuya uyanmam ki Allahtan balkonun kapısı açıktı ve çok şükür ucuz atlattık. Ya da tezgahın üzerindeki yağ şişesini ele geçirip komple halıya bocalamak, tezgahın üstündeki süt dolu tencereyi kepçeyle lavaboya boşaltmak, annenin kekine kırdığı 5 yumurtayı komple yere ve halıya boca etmek vsvsvs. bunun gibi bir sürü örnek var elimizde:)
* Şunuda belirtmeden geçmeyelim şu anda hala konuşamıyoruz ama önceki yazılarımda da belirttiğim gibi kelime haznemizi bayağı genişlettik.
Şimdilik bu kadar.
Sizleri seviyorum canlarım
Etiketler:
2011 ilk yazı
Salı, Kasım 30, 2010
Oyuncaklarımızı topladık:)
Dün ilk defa mükemmel bir şekilde oyuncaklarını topladı bizim ağa ile efe. O kadar karışığızki devamlı toplamama rağmen ev resmen bir oyuncak pazarı gibi. Dün en sonunda dayanamadım "hadi oyuncaklarınızı toplayın yoksa oyuncaklarınızı toplayıp kaldırıcam" dedim. Tabi bunu iki üç sefer söyledikten sonra baktım sırayla odalarına girip kapılarını örttüler. Bir ara neler oluyo diye kapıyı şöyle bir araladım. Ne göreyim oyuncaklarını topluyor bizimkiler. Çaktırmadan kapattım kapıyı. Az sonra geldiler anne anne diye. Gittim ohh tertemiz olmuş odamız. Koca bir maşallah tabiki. Sonrasında tek tek odamızı herkese gösterdik, gururlandık, onurlandık. Tabi bu bir seferlikte olabilir. Ama bunu alışkanlık haline getirirsek en azından geceleri uzun bir vaktimi alan komple oyuncak kaldırma operasyonunda yanıma iki yakışıklı da eşlik edecek:))
Cuma, Kasım 26, 2010
Anne
Yaklaşık iki haftadır izinliydik. Bayram tatili ardından bir haftalık iznimizle birleşince uzun bir tatil oldu. Oğullarımla şöyle uzun bir vakit geçirmeyi çok özlemişim. Çok yorucu ama bir o kadar da güzel bir tatil oldu. Beraber gezdik, gördük, eğlendik bebişlerimle. Tatilde neler oldu? İlk üç gün ağlama seanslarıyla geçti. Nedense çok agresiftik. Bayramda tabi evden çıkıp gezmeler başlayınca biraz rahatladık stres attık. Ardından tatil olayı olunca ooohh değmeyin keyfimize bayağı relax olduk. İyi de oldu. Şu anda kelimeleri daha iyi kullanmaya başladık. "Evet"i çok kullanıyoruz. "Vivet" diyoruz bişey sorunca. Hayır oluncada "ok" diyoruz.
Ama en güzel haber şu Anneee diyoruz artık. İlk defa net bir şekilde 7 Kasım'da Talha dedi bunu. Enes'te nanne diyor. Tabi dünyalar benim durumundayım duyunca bunu. Bununda farkındalar sırf beni kandırmak için bile sık kullanıyorlar bunu. Birşey istediğimizde "anne" diyoruz, diğer durumlarda "aya":))
Ama en güzel haber şu Anneee diyoruz artık. İlk defa net bir şekilde 7 Kasım'da Talha dedi bunu. Enes'te nanne diyor. Tabi dünyalar benim durumundayım duyunca bunu. Bununda farkındalar sırf beni kandırmak için bile sık kullanıyorlar bunu. Birşey istediğimizde "anne" diyoruz, diğer durumlarda "aya":))
Etiketler:
Anne dedik
Pazartesi, Kasım 08, 2010
Ondan bundan şundan
Büyüyoruz, Sinirleniyoruz, Hırçınlaşıyoruz!
Enesim birkaç zamandır çok asabi ağa rollerinde. Mesela uzun zamandır gündemde olmayan şeyleri bile tekrar gündeme taşıyor. Saç çekmede bunların başında gelenlerden. Talhadan birşey alamadığı zaman ilk hareketi talhanın saçını çekmek oluyor. Hayır öyle böyle değil iyi çekiyo yani iki eliyle falan. Sonra ikisinde de fırlatma huyu had safhada. Sinirlendiğimiz anda elimizde ne varsa karşıdakine fırlatıyoruz.
En son pazar günü enes babasına sinirlenip kapıdan çıkarken kapıyı hızlıca babasının yüzüne kapattı. Hani sinirlenirsinde kapıdan çıkarken kapıyı çarparsınya aynen öyle. İnanamadık yani. Bir süredir zaten bizde onlardan resmen dayak yiyoruz. Mesela gözümüzün üstüne bazen çakıyorlar ama iyi çakıyorlar. Böyle şimşekler falan çakıyor. Öyle hareketleri varki normalde bizim bunlara sinirlenmemiz lazım aslında görünüşte sinirleniyoruz ama içten içe o kadar tatlılarki gülüpte hareketi pekiştirmemek için zor tutuyoruz kendimizi.
Biz tuvalet alışkanlığımızı kazanalı 6 ay kadar oldu. Ama hala nedense tuvaletimizin geldiğini ısrarla söylemiyoruz. Yani senin devamlı tetikte olman lazım. Neyse aslında asıl mevzu şu. Geçen gün öğlen uykusu için bizimkileri yatağa soktum. Tamam Talha çok geçmeden uyku moduna geçti. Eneste de böyle uyumak istemediği zaman ki şebeklikler falan. Buraya kadar normal. Sonra oğlum bir kere çişini yaptı. Kalktım üstünü değiştirdim neyse sonra geldik yine yatağa soktum. Sonra yine yaptı. Tekrar aynı olay kalk üstünü değiştir onu yap bunu yap. Ama işin garip yanı yapıp gülüyor. Böyle 4 yada 5 kere falan yaptık. En son 1 makine çamaşır birikmişti. Ve şunu keşfettim uyumamak için yapıyor. Yani kendini sıkıyor zorla yapıyor bende kalkıyorum oyalanıyorum falan hoşuna gidiyo gülüyo. En sonunda başardı uyutmadım ama bende bu arada yorgunluktan kırıldım tabi:)
Anlayacağınız olayı çözmüş bizim ağa.
Allahım korusun sizi, esirgesin, bağışlasın. Sizi Seviyorum İkiz Mucizem.
Enesim birkaç zamandır çok asabi ağa rollerinde. Mesela uzun zamandır gündemde olmayan şeyleri bile tekrar gündeme taşıyor. Saç çekmede bunların başında gelenlerden. Talhadan birşey alamadığı zaman ilk hareketi talhanın saçını çekmek oluyor. Hayır öyle böyle değil iyi çekiyo yani iki eliyle falan. Sonra ikisinde de fırlatma huyu had safhada. Sinirlendiğimiz anda elimizde ne varsa karşıdakine fırlatıyoruz.
En son pazar günü enes babasına sinirlenip kapıdan çıkarken kapıyı hızlıca babasının yüzüne kapattı. Hani sinirlenirsinde kapıdan çıkarken kapıyı çarparsınya aynen öyle. İnanamadık yani. Bir süredir zaten bizde onlardan resmen dayak yiyoruz. Mesela gözümüzün üstüne bazen çakıyorlar ama iyi çakıyorlar. Böyle şimşekler falan çakıyor. Öyle hareketleri varki normalde bizim bunlara sinirlenmemiz lazım aslında görünüşte sinirleniyoruz ama içten içe o kadar tatlılarki gülüpte hareketi pekiştirmemek için zor tutuyoruz kendimizi.
Biz tuvalet alışkanlığımızı kazanalı 6 ay kadar oldu. Ama hala nedense tuvaletimizin geldiğini ısrarla söylemiyoruz. Yani senin devamlı tetikte olman lazım. Neyse aslında asıl mevzu şu. Geçen gün öğlen uykusu için bizimkileri yatağa soktum. Tamam Talha çok geçmeden uyku moduna geçti. Eneste de böyle uyumak istemediği zaman ki şebeklikler falan. Buraya kadar normal. Sonra oğlum bir kere çişini yaptı. Kalktım üstünü değiştirdim neyse sonra geldik yine yatağa soktum. Sonra yine yaptı. Tekrar aynı olay kalk üstünü değiştir onu yap bunu yap. Ama işin garip yanı yapıp gülüyor. Böyle 4 yada 5 kere falan yaptık. En son 1 makine çamaşır birikmişti. Ve şunu keşfettim uyumamak için yapıyor. Yani kendini sıkıyor zorla yapıyor bende kalkıyorum oyalanıyorum falan hoşuna gidiyo gülüyo. En sonunda başardı uyutmadım ama bende bu arada yorgunluktan kırıldım tabi:)
Anlayacağınız olayı çözmüş bizim ağa.
Allahım korusun sizi, esirgesin, bağışlasın. Sizi Seviyorum İkiz Mucizem.
Etiketler:
ondan bundan şundan
Pazar, Ekim 24, 2010
2,5 olduk;)

Bebeklikten çocuk olma yolunda 2.5 yılımızı çok şükür devirdik. Dünya tatlısı oğullarım artık 2.5 yaşında iki beyefendi oldular. Onlarda bizde zamanın nasıl bu kadar çabuk geçtiğinin, ne kadar hızlı büyüdüklerinin farkında değiliz. İşin içinde olmak böyle birşey demekki. Koşturmacadan kendimi herşeyi kaçırmış gibi hissediyorum. Bunu da ancak eski fotolarımıza baktığımız zaman anlıyorum. O kadar küçüklerki. İlk doğdukları halleriyle şimdiki hallerine baktığım zaman aynı çocuklar değilmiş gibi geliyor. Herşeyleri o kadar değişmiş ki. Ve bu değişim devam ediyor. Sonunda ortaya ne çıkacak merak ediyorum:)
Bu çocuklar kime benziyor? Genelde insanların en çok merak ettikleri konu bu. Kimi bana benzetiyor, kimi babaya, kimi anneanneye, kimi amcaya yada bunlar hiçbirinize benzemiyor diyenlerde var. Bana soracak olursanız ben bana benzetiyorum. Ne derler "aynı beeen" (öcüm duymasın)
Ya aslında yazıcak bu kadar şey varken yazamamak çok acı biliyorum. Ama bende bazen oğullarım gibi düşündüklerimi, kafamın içindekileri kelimelere dökmekte zorlanıyorum! Evet oğullarım hala konuşamıyor. Bu beni korkutuyor mu? Bilmiyorum galiba biraz korkutuyor. Herhangi bir doktora gitmedik. Hani konuşacaklarmış gibi geliyor bana, genetikmiş gibi. Kelimeleri söylüyoruz. Ama cümle kuramıyoruz. Baba gel, ayya gel vs. dışında. Bunlarda bana teselli veriyor. Az kaldı konuşacaklar diyorum. Bakalım kreş olayında genelde çözümlenirmiş bu geç konuşmalar. Birazda buna güveniyorum galiba.
En sevdiğim olay hani eve girersin iki yavrucunda kucağına zıplar ya! İşte ben buna bayılıyorum. Yanlış anlamayın hergün bu merasimle karşılanmıyorum evde. Hatta çok nadir böyle bir durum oluyor. O yüzden de çok kıymetli bu durum benim için. Helede bana böyle bir karşılama yapmayıpta babaya yaparlarsa o zaman tam haset oluyorum. Napim bu da anne kıskançlığı olsa gerek.
Şimdi olay şu! Apartmandan girer girmez bir kere sesler tüm apartmanda. İki meraklı yavrucuk "baba ayya dada" diye çığırıyor. Artık kime denk gelirse misali. Merdivenden çıkarken kapıyı anneanneye zorla açtırıyorlar. Son basamakta seni görüyorlar. Bir sevinç çığlığı kopuyor. Kapıya gelince eğiliyosunuz ve iki yavrucukta anne boynuna sarılmak için savaş veriyor. Ayyyaaaaa (annemmm demek bu biliyorum!) Günün yorgunluğu diye birşey kalmıyor. Birebir ilaç gibi yani.
Sizi seviyorum mucizelerim.
Bu çocuklar kime benziyor? Genelde insanların en çok merak ettikleri konu bu. Kimi bana benzetiyor, kimi babaya, kimi anneanneye, kimi amcaya yada bunlar hiçbirinize benzemiyor diyenlerde var. Bana soracak olursanız ben bana benzetiyorum. Ne derler "aynı beeen" (öcüm duymasın)

Ya aslında yazıcak bu kadar şey varken yazamamak çok acı biliyorum. Ama bende bazen oğullarım gibi düşündüklerimi, kafamın içindekileri kelimelere dökmekte zorlanıyorum! Evet oğullarım hala konuşamıyor. Bu beni korkutuyor mu? Bilmiyorum galiba biraz korkutuyor. Herhangi bir doktora gitmedik. Hani konuşacaklarmış gibi geliyor bana, genetikmiş gibi. Kelimeleri söylüyoruz. Ama cümle kuramıyoruz. Baba gel, ayya gel vs. dışında. Bunlarda bana teselli veriyor. Az kaldı konuşacaklar diyorum. Bakalım kreş olayında genelde çözümlenirmiş bu geç konuşmalar. Birazda buna güveniyorum galiba.
En sevdiğim olay hani eve girersin iki yavrucunda kucağına zıplar ya! İşte ben buna bayılıyorum. Yanlış anlamayın hergün bu merasimle karşılanmıyorum evde. Hatta çok nadir böyle bir durum oluyor. O yüzden de çok kıymetli bu durum benim için. Helede bana böyle bir karşılama yapmayıpta babaya yaparlarsa o zaman tam haset oluyorum. Napim bu da anne kıskançlığı olsa gerek.
Şimdi olay şu! Apartmandan girer girmez bir kere sesler tüm apartmanda. İki meraklı yavrucuk "baba ayya dada" diye çığırıyor. Artık kime denk gelirse misali. Merdivenden çıkarken kapıyı anneanneye zorla açtırıyorlar. Son basamakta seni görüyorlar. Bir sevinç çığlığı kopuyor. Kapıya gelince eğiliyosunuz ve iki yavrucukta anne boynuna sarılmak için savaş veriyor. Ayyyaaaaa (annemmm demek bu biliyorum!) Günün yorgunluğu diye birşey kalmıyor. Birebir ilaç gibi yani.
Sizi seviyorum mucizelerim.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)