Cuma, Ağustos 29, 2008

4. Ay


Bu ay oldukça sıkıntılıydı. Çocuklarım aynı gün hasta oldular. Daha doğrusu aynı anda bende dahil hepimiz hasta olduk. Neden olduğunu anlamadım ama üşüttük muhtemelen. Tabi bu efemle ağamı daha zorladı. 10 gün boyunca oğullarımın griple birlikte bronşlarının dolması ve doğru düzgün nefes alamamaları ömrümden ömür götürdü resmen. Doktorumuz akciğer filmi istedi ve alerjik bronşit teşhisi koydu. Sonrasında buhar tedavisi başladı. Gittiğimiz akşam hastanede kalmamızı istedi ama ben iki çocukla ilgilenmekte zorlanabileceğim için evi tercih ettim. Acilde ki buhar tedavisinden sonra evimize gittik. Neyseki çocuklarım uzun uykusuz bir kaç geceden sonra o gün rahat uyudular. Ertesi gün sabah tekrar gittik ve 1 hafta aynı şekilde devam edildi. Tabi yanında antibiyotik, şurup vsvs. veriyoruz. Bu ayı böyle atlattık. Ama gerçekten çok zordu. İnsan bazı şeyleri anne olunca anlıyor. Evladının hasta olması ne zor olmuş. Tabi bide ikiz annesi olunca bu zorluk ikiye katlanıyor. Onlar her iniltisi gelip insanın kalbine ok gibi saplanıyor gerçekten. Bu arada anne sütü olayımız bizim nane molla çoğunluk mama yiyoruz. 4. ayımızda artık ek gıdalara başladık. Meyve püresi, havuç püresi, çorbalar vs.vs. veriyoruz. Bu işde öyle kolay değilmiş. Acayip vaktimi alıyor. Şöyleki çorbayı pişirdikten sonra tel süzgeçten geçiriyoruz (blender kullananlarda var ama ben sağlıksız buluyorum) ve bu işlem acayip vaktimi alıyor ama yedirmek çok keyifli. Yavaş yavaş, azıcık azıcık veriyorum oğluşlarımın ağzına. Her seferinde yeni bir tatla tanıştırıyorum. Kusmalarımız aynı hızda devam ediyor. Bu arada doğduğumuzdan beri çok kusuyoruz. Bütün çocuklar bu kadar kusarmı bilmiyorum. Artık insanları ayırt etmeye başladık. Anneannenin kucağından kimseye gitmiyoruz. Ondan sonra benim kucağımdan sonrada babanın kucağından kimseye gitmiyorlar. Bu arada kucakta oturmaya başladık. Ama hala kafamızı tam anlamıyla tutamıyoruz. Talha mın boynunda bir eğrilik oluştu. Ama doktor geçeceğini söyledi masaj yapmamız gerekiyormuş. Kulaktan arkaya parmak masajı. Yapmadığın takdirde 1 yaşından sonra çaresi yok. Allah korusun. Birde göz pınarı masajı var bu da hem nefes için hemde gözlerinde çapaklanma olmasın diye. Aldığımız ana kucakları beşiklerimizi gölgede bıraktı devamlı onun içindeyiz. Bu bizim için rahatlık oldu en azından kucaktan kurtulduk ama tabi devamlı birinin sallaması lazım ikisinide. Aksi takdirde kesinlikle içinde durmak istemiyorlar. Gece yatarken artık yeni beşikleriyle yanımıza taşınıyorlar. Birine annem birine ben bakıyorum yada güçlerimizi birleştirip bütün geceyi aynı odada beraber geçirip sabahı buluyoruz. Anladım ben benim çocuklarım uykuyu vakit kaybı sayıyorlar:))

Salı, Ağustos 26, 2008

4. Ay



























Pazar, Temmuz 27, 2008

3. ayımıza geldik


Yatakta ilk dönmelerimize başladık ve beşiklerimizin ayrılma vakti geldi. Çünkü oğluşlarım birbirlerini uyandırmaya başladılar. Ağlayarak zaten uyandırıyorlardı ama beşikte artık ayaklar inip kalktıkça diğeride ağlamaya başlıyor. Bu nedenlede beşikleri ayırdık. Artık ayrı odalarda yer yer de aynı odada iki ayrı beşikte yatıyoruz. Ee artık 3 aylık oldu el, kol, özellikle bacaklar devamlı hareket halindeler. Yeni şeyler geliştirmeye başladık tabi. Bunlardan en sevdiğimiz üstümüze örtüleri çekmek. Birşey olucak diye hepimizin aklı çıkıyor desem yeridir. Biliyorum koruyan gözeten Allah biz kimiz ki ama olan uykumda gitmiş durumda devamlı ses dinler konumdayız. Kaç defa üzerine battaniye (elbise, çarşaf vs ne bulduysa işte o anda) çekmişken ve altından çıkamaz bir şekilde bulduğumuzu anlatamam oğullarımı. (özellikle ağam bunu çok yapıyor) En son annem odalarından bir inilti duyup girmiş ve beşikte oynayan bir battaniye altında kıpkırmızı nefes alamayan ağam. Ondan sonradır oğullarımı beşiğe koymayıp yanımızda yatırıyoruz veya üstlerine çekebilecekleri birşey atmıyoruz. Hayır çok güzel giriyorsunuz battaniyenin altına be oğluşum da bir türlü altından çıkamıyorsunuz:)) E tabi bunlar bizim ilk vakamız değil daha 1 haftalıkken efe oğlumu hastane dönüşünde pusetin içine koymuştuk. Tabi küccük kafasınada şapka takmıştık üşümesin diye. Bir baktım eve gelince garip sesler geliyor pusetin içinden. Ne göriyim şapka oğlumun yüzünü olduğu gibi kapatmış, nefes alamıyor. Nasıl korktuğumu anlatamam. O günden sonra şapka takmadık oğullarıma. Çünkü ne zaman taksak sonuç aynı oluyordu. Bide tabi oğluşlarımı götürdüğümüz doktorumuz arada sırada yüzüstü yatırın ama çok dikkatli olun dedi. Ben tabi bilmiyorum o zamana kadar aman Allahım çocuklar nasıl sevdiler bu yatış şeklini anlatamam. Çevirdiğim anda uyanmalar, başka şekilde yatmak istememeler. Anne kucağında hissederlermiş kendilerini. Ama çok tehlikeli gözünü 1 an bile ayırmayacaksın nolur nolmaz diye. Öyle bile olsa 1 saat bile uyumaları işime geldiği için arada bir uyutuyorum. Şimdi tabi uyumaları özellikle gündüz sadece kucakta oluyor senin kucağında uykusunu alıyor bıraktığın anda uyanıyor. Ağam da efem de aynı. Ama bir tatlı oluyorlarki kucakta kedi gibi sırnasıyolar. Bu yorgun halimle kucağımdayken uyurum diye korkmasam kalsın gece gündüz hiç önemli değil. Bir ayın tüm maceralarını anlatmak istediğim için biraz karışık yazıyorum tabiki.



Çocuklarımı doğduklarından beri ayağımda uyutmuycam sallamaya alıştırmıycam diye çok attım tuttum. Yine öyle atıp tutarken ve çocuklar beşikte değil kollarımdayken ve asla ve kata uyumaz ve zır zır ağlar iken diğer taraftan evde misafir doluyken en sonunda amcamın hanımı son noktayı koydu "kızım sallasana bu çocukları uyusun ne bu kendine eziyet ediyorsun. Ve benim teslim bayrağını çektiğim an o an oldu. Evet o an:)) birini annemin güzel ayaklarına, diğerini yengemin güzel ayaklarına teslim edip çocuklarımın uyuyuşunu seyretmek gerçekten çok keyifliydi. Aman 3 ayı sallamadan geçirdik ya yeter:)) E tabi bu yeni yorgunlukların habercisi oldu. Şöyleki iki gün sonra ayakta sallamakta kesmez oldu benim efemle ağamı. Benim annemin eşimin hepimizin bacakları artık iflas noktasına geldi sallamaktan. Yok bu da çözüm değildi. Bunun için koşa koşa gidip iki tane ana kucağı aldık. En güzel yönü tabiki ana kucağı gibi değilde ayak gibi sallanıyor olması. Aman ne büyük rahatlıkmış biraz bizim kollar, bacaklar dinlendi tabi durumdan istifade. Daha tam alışmadılar ama alıştıkları zaman çok seveceklerine eminim.
Aslında bu kadarla bitmez benim anlatacaklarım ama şimdilik 3. aydan bu kadar.

Perşembe, Temmuz 10, 2008

Uyku Halleri 2





























Perşembe, Temmuz 03, 2008

3. Ay


























Pazar, Haziran 29, 2008

Uyku Halleri 1
















Cuma, Haziran 27, 2008

Gül oğlumun Gül lekesi:)



2. ayımıza girdik. Tek yumurta ikizi oğluşlarımın arasında olan 400 gr lık kilo farkı gittikçe kapanıyor ve bu gidişle ayıramayacağız dediğimiz anda talhanın elinde bir banyo sonrası


kırmızı bir leke farkettim ki ben bunu aslında bir şey alerji yaptı diye düşünmüştüm. Ama her geçen gün oğluşumun eliyle birlikte büyüdüğünü görünce doktorumuza danıştık. Meğer talhamın minik elindeki minik leke Gül lekesiymiş. O kadar şirin duruyorki beyaz minicik ellerinde doktor zamanla geçeceğini söyledi. Bende Gül oğlumu fotoğraflarken Gül lekesinide görüntülemeye çalışıyorum.
Related Posts with Thumbnails