Artık her hafta sonu efemle ağamı tabi Allah izin verirse, elimden geldiğince bir etkinliğe götürmeye karar verdim. Bu tiyatro olur, sinema olur, sergi olur. Eh işte ne olursa. O kadar hızlı geçiyor ki zaman denilen şey bir bakıyorsun yıllar, yıllar geçmiş. İşte birazda bunu düşünerek harçlık biriktirmek yerine anı biriktirmek denilen kavramı hayatımıza sokmaya karar verdim. Tabi ki Allah'ım sağlık ve huzur versin bu ikisi olmadıktan sonra hiçbir şeyin anlamı yok çünkü. Böyle diyerekten Aralık 2013'ün ilk haftası tiyatro izlemeye karar verdik. Tiyatromuzun adı TANKUK İLE MİNKAK.
Zaten çocuklara ilk söylediğimden andan beri hafta sonunu iple çektiler. Ve her dakika anne "tiatyoya gitmiyor muyuz?" diyip diyip durdular. Ve haftasonu geldi çattı gittik. O kadar güldük ki, gerçekten harikaydı. Süresi, konusu, çocuklara katması vs. Daha öncede tiyatro deneyimimiz olmuştu ama çocuklar çok sıkıldığı için yarıda bırakıp çıkmak zorunda kalmıştık. Neyse ki bunda eğlendik.
Pazar günü babamızla birlikte kahvaltıya gittik. Aslında kahvaltıya gitmek en çok anneleri mutlu etmesi gerekir. Şöyle ki sabah herkesten önce kalkıp güzel bir kahvaltı hazırlamak her ne kadar bizi çok mutlu etse de, birilerinin de bize kahvaltı hazırlaması da fena olmuyor yani:))
Ama Enes'le Talha daha mutlu oldular desem yalan olmaz. Dışarıda kahvaltı olayını otelde ki kahvaltıya benzettikleri için o serenomi bile onlarda tatildeymişiz hissi veriyor. Ve tabi ki 'anne tatilimiz gibi" demelerinde de bu sonucu çıkarıyorum. Neyse güzel bir kahvaltıdan sonra Forum İstanbul'a gidelim dedik. Orada biraz gezdikten sonra dışarıda birer tatlı yemek için Mecidiyeköy'de bir restorana girdik. Girdik girmesine de çıktığımızda arabamızın yerinde yeller esiyordu. Polis kaşla göz arasında ne ara çekti arabamızı bilmiyoruz. Özgür arabamızı almaya gitti bizde kendimizi Trump AVM'ye attık. Talha'nın bilmiş bilmiş babasını eleştirip " Babamda polisin yasak dediği yere koymasaydı anne, o zaman çekmezlerdi" demesi de günün kahkaha konusu oldu. Bu arada trumptaki tarihi arabalarda görülmeye değerdi. İşte günden birkaç resim.
Salı, Aralık 10, 2013
Pazartesi, Haziran 04, 2012
Tatildeydik
Bir haftalık tatilimiz bitti malesef bitti. Hiç istemesekte, keşke bir haftamız daha olsa desekte herşeyin sonu olduğu gibi tatilimizde sonunu buldu. Enesle Talham için inanılmaz bir yedi gündü. Gece geç saatlere kadar gez dolaş, hergün havuz, sinema, mini disco, park derken döndüğümüz günden beri bunalımdalar. Tabi onların bu bunalımları en çok beni etkiliyor. Mızmız, huysuz, inatçı, kırıcı, dökücü kişilikler benide bunalıma soktular diyebilirim. Okula gitmek istemiyorum söylemleri çoğaldığı gibi artık hergün kreşin kapısınnda on dakika da gitmiycem krizi yaşıyoruz. Bunun yanı sıra o kadar tatlılarki bir yandan kızarken bir yandan vicdanım sızlıyor. Allahım onları korusun sağlık sıhhat versin. Bu durumunda muhtemelen geçici bir süreç olduğunu düşünüyoorum. Bir tür bahar sendromu.
Pazartesi, Mart 19, 2012
Pazar günü gezmeye gittiğimiz evden çıkarken aradaki vana dolabını açtılar bizimkiler. Şöyle bir güzel incelediler. Asansöre binmeden önce Enes saatin üzerindeki mavi kapağı kaldırdı. Ve ev sahibine dönerek "size tuzak kurdum, biraz sonra hepiniz patlayacaksınız, hahaha" dedi. Ne diyeceğimi şaşırdım. O kadar ciddiydi ki:) Aşağı indiğimizde hala yukarı bakarak "anne ben onlara tuzak kurdum, biraz sonra bu ev başlarına yıkılacak" diyordu.
Enes Talha'nın kafasına bir top atmış. Tabi Talham biraz cazgırlığının etkisiylede acısını iki kat yaşayarak beni çağırdı. Ben tabi olaya müdahil olunca Enes'e Talhadan özür dilemesi ve öpmesi gerektiğini anlattım. Tamam dedi Enes gitti Talhanın kafasını öptü. Talha yanağını göstererek burası da acıyor diye Enese yanağını da öptürdü. Bu çene, göz, alın şeklinde devam etti... Fırsattan istifade bu olsa gerek:))
Pazar, Mart 18, 2012
Enesimin ve Talhamın hayvan sevgisini pekiştirmek için evimize bir muhabbet kuşu aldık. Kuşu görünce dünyalar oğullarımın oldu ama kuşun onlarla hiçbir alakasının olmadığını hatta ellerini uzattıklarında ısırdığını falan görünce bu durumdan hiç memnun kalmadılar. Hatta onları sevmediğini falanda düşünmeye başladılar. Tabi aradan 2 hafta geçti monik biraz alıştı bize. Benim omuzumda duruyordu. Enes çok ısrar edince onunda omuzuna koydum. Yarım saat beraber dolaştılar. Bu durum kuşumuzunda çok hoşuna gitmiş olacak ki hiç uçmadı. Enesimin mutluluğu ise görülmeye değerdi. Benim kuşum, beni öpüyor anne, monik beni çok seviyor anne diyip durdu. Tabi Talham durumu kıskandı. Bende istiyorum "haksısslık bu" diyip durdu. Sonrasında onun omuzuna koyduk önce Talha biraz korksada sonra alıştı. Yarım saate yakın da o omuzunda dolaştı monik. Mutlulukları görülmeye değerdi gerçekten:))
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
