Cuma, Haziran 20, 2014

İlk kreşe başladığımız günü dün gibi hatırlıyorum. 05 Eylül 2011 günü evden çıkıp ilk kreşe gittiğimiz gün. Kapıda bizi karşılayan palyaço ablalar, balonlar, güler yüzlü öğretmenlerimiz. Ne kadar heyecanlıydım, bir o kadar endişeli. Daha üç yaşındaydık ve her gün sabah erkenden kalkıp hazırlanıp yola çıkmak, sonra acaba peşimden ağlarlar mı, gitmek istemezlerse gibi düşünceler... Neyse ki korktuğum olmadı pratik çözümlemelerle sabah kalkma işini hallettik, kreşe alışmaları da çok zor olmadı ama tabi ayrı sınıf olmaları işi onlar için hem anne hem kardeş özlemine götürdü.  Allahtan onlarda çok mızmızlanıp beni saatlerce kapıya dikmediler ara ara olanları saymıyorum tabi.
       Aradan 3 yıl geçti bugün günlerden 20.06.2014. Bugün benim için oldukça duygusal bir gün. Ağamla Efem 6 yaşındalar ve anaokulunun son günü. Açıkçası gözyaşlarımı tutamadığım ve onlara ağlarken yakalandığımda anne neden ağlıyorsun cevabına mutluluktan dediğim gündür. Evet mutluluktan çünkü daha  asker olacak yaşa gelmesek te:)) ilk mezuniyetimizi verdiğimiz gündür. 3 yıl önce geldiğimiz bu ikinci yuvaya veda günümüz. Heyecanla, endişelerle başlayan yolculuğumuzdan yeni bir ikinci yuvaya yolculuğumuzun başladığı gündür. Bugün bizim için mutlu, güzel bir gündür... Allah yolumuzu güzel ve aydınlık kılsın. Amin

Salı, Aralık 10, 2013

Tiyatro, Kahvatı, Tarihi Arabalar

Artık her hafta sonu efemle ağamı  tabi Allah izin verirse, elimden geldiğince bir etkinliğe götürmeye karar verdim. Bu tiyatro olur, sinema olur, sergi olur. Eh işte ne olursa. O kadar hızlı geçiyor ki zaman denilen şey bir bakıyorsun yıllar, yıllar geçmiş. İşte birazda bunu düşünerek harçlık biriktirmek yerine anı biriktirmek denilen kavramı hayatımıza sokmaya karar verdim. Tabi ki Allah'ım sağlık ve huzur versin bu ikisi olmadıktan sonra hiçbir şeyin anlamı yok çünkü. Böyle diyerekten Aralık 2013'ün ilk haftası tiyatro izlemeye karar verdik. Tiyatromuzun adı TANKUK İLE MİNKAK.

Zaten çocuklara ilk söylediğimden andan beri hafta sonunu iple çektiler. Ve her dakika anne "tiatyoya gitmiyor muyuz?"  diyip diyip durdular. Ve haftasonu geldi çattı gittik. O kadar güldük ki, gerçekten harikaydı. Süresi, konusu, çocuklara katması vs. Daha öncede tiyatro deneyimimiz olmuştu ama çocuklar çok sıkıldığı için yarıda bırakıp çıkmak zorunda kalmıştık. Neyse ki bunda eğlendik.

Pazar günü babamızla birlikte kahvaltıya gittik. Aslında kahvaltıya gitmek en çok anneleri mutlu etmesi gerekir. Şöyle ki sabah herkesten önce kalkıp güzel bir kahvaltı hazırlamak her ne kadar bizi çok mutlu etse de, birilerinin de bize kahvaltı hazırlaması da fena olmuyor yani:))
Ama Enes'le Talha daha mutlu oldular desem yalan olmaz. Dışarıda kahvaltı olayını otelde ki kahvaltıya benzettikleri için o serenomi bile onlarda tatildeymişiz hissi veriyor. Ve tabi ki  'anne tatilimiz gibi" demelerinde de bu sonucu çıkarıyorum. Neyse güzel bir kahvaltıdan sonra Forum İstanbul'a gidelim dedik. Orada biraz gezdikten sonra dışarıda birer tatlı yemek için Mecidiyeköy'de bir restorana girdik. Girdik girmesine de çıktığımızda arabamızın yerinde yeller esiyordu. Polis kaşla göz arasında ne ara çekti arabamızı bilmiyoruz. Özgür arabamızı almaya gitti bizde kendimizi Trump AVM'ye attık. Talha'nın bilmiş bilmiş babasını eleştirip " Babamda polisin yasak dediği yere koymasaydı anne, o zaman çekmezlerdi" demesi de günün kahkaha konusu oldu. Bu arada trumptaki tarihi arabalarda görülmeye değerdi. İşte günden birkaç resim.










Uzun zamandır açmadığım bloğumu açınca şunu farkettim. ÖZLEMİŞİM. Çocuklarım 5,5 yaşındalar ve ben hemen hemen 1,5 senedir hiç bloğuma yazı yazmamışım. Eski ve yeniye dönük eklemelerle bloğumu yine aktif kullanmaya karar verdim. Hadi hayırlısı :)

Pazartesi, Haziran 04, 2012

Tatildeydik Bir haftalık tatilimiz bitti malesef bitti. Hiç istemesekte, keşke bir haftamız daha olsa desekte herşeyin sonu olduğu gibi tatilimizde sonunu buldu. Enesle Talham için inanılmaz bir yedi gündü. Gece geç saatlere kadar gez dolaş, hergün havuz, sinema, mini disco, park derken döndüğümüz günden beri bunalımdalar. Tabi onların bu bunalımları en çok beni etkiliyor. Mızmız, huysuz, inatçı, kırıcı, dökücü kişilikler benide bunalıma soktular diyebilirim. Okula gitmek istemiyorum söylemleri çoğaldığı gibi artık hergün kreşin kapısınnda on dakika da gitmiycem krizi yaşıyoruz. Bunun yanı sıra o kadar tatlılarki bir yandan kızarken bir yandan vicdanım sızlıyor. Allahım onları korusun sağlık sıhhat versin. Bu durumunda muhtemelen geçici bir süreç olduğunu düşünüyoorum. Bir tür bahar sendromu.
Tatilden döndüğümüzden beri talha hergün enes bazen sabah ve akşam düzenli olarak değişik mimiklerle annesine soruyor. -Anne tatile gidelim miiiii??? -Gideriz annecim ama şimdi olmaz. -Ama nedenn? gidelim gidelim...... -????

Pazartesi, Mart 19, 2012

Pazar günü gezmeye gittiğimiz evden çıkarken aradaki vana dolabını açtılar bizimkiler. Şöyle bir güzel incelediler. Asansöre binmeden önce Enes saatin üzerindeki mavi kapağı kaldırdı. Ve ev sahibine dönerek "size tuzak kurdum, biraz sonra hepiniz patlayacaksınız, hahaha" dedi. Ne diyeceğimi şaşırdım. O kadar ciddiydi ki:) Aşağı indiğimizde hala yukarı bakarak "anne ben onlara tuzak kurdum, biraz sonra bu ev başlarına yıkılacak" diyordu.
Enes Talha'nın kafasına bir top atmış. Tabi Talham biraz cazgırlığının etkisiylede acısını iki kat yaşayarak beni çağırdı. Ben tabi olaya müdahil olunca Enes'e Talhadan özür dilemesi ve öpmesi gerektiğini anlattım. Tamam dedi Enes gitti Talhanın kafasını öptü. Talha yanağını göstererek burası da acıyor diye Enese yanağını da öptürdü. Bu çene, göz, alın şeklinde devam etti... Fırsattan istifade bu olsa gerek:))
Related Posts with Thumbnails