Çarşamba, Haziran 11, 2008

40'ımız çıkarken











Salı, Haziran 10, 2008

40'ımız çıktı

Doğduğumuzun üzerinden 40 gün geçti. Peki biz ne yaptık bu sürede? Erken doğum münasebetiyle bir sürü ultrason ve testlere girdik. Aşılar olduk. Bunların en zoru prematürelerde uygulanan göz testiydi tabiki. efemle ağamın gözünü çengel gibi birşeyle açıp yine metal ucu sivri birşeyi gözlerine batırdılar. Kanarsa problem var demekmiş ama çok şükür bir problem çıkmadı. Kulak, kalça çıkığı, popo ultrasonu, kafa vsvs. bir sürü test, aşı ve ultrason yaptırdık. Anne sütünü çok istemiyoruz çünkü küvözde biberona alıştık. Bu kabullenmek benim için çok zor oldu ama yapacak bir şey yok bu nedenle genelde biberondan mama ile besleniyoruz. Oldukça yavaş içiyoruz 1 cc mamayı ancak 1 saatte bitirebiliyoruz. Bazen kollarımızın ağırdığını hissediyoruz artık. Çünkü elimizde biberon ve bebek saatlerce bu şekilde beklemek insanı yoruyor. Ama bana göre bebişler kucağa alıştılar mamada tabiki bahaneleri oluyor. Çünkü ne kadar uzun sürede içerlerse o kadar uzun süre kucağımızda kalıyorlar. Az uyanık değil benim bu oğluşlarım:)) Gece uykusuna gelince hiç uykumuz yok. Geceyi hemen hemen uyanık geçiriyoruz. 40'ı çıkınca yavaş yavaş düzelir diyorlar bakalım düzelecek mi? Bu arada biraz yüzümüz gözümüz gelişti, şişliklerimiz indi. 1400 gr almışız bu ay. Daha bir güzelleştik yada bana öyle geliyor. Çok sevimliler gerçekten. Not : Birbirlerine hiç bakmıyorlar onu farkettim görmemezlikten geliyorlar sanki:))

Perşembe, Mayıs 29, 2008

1. Ay

Talha
Enes








Çarşamba, Nisan 30, 2008

1. Haftamız





























Evde İlk Gün!...


Hastaneden geldiğimiz o ilk gün! bebeklerimle geçireceğim ilk günüm Bebek nasıl bakılır bilmem ben. Normalde kucağıma almaya bile korkarım. Hele birde yeni doğmuş, 2 kilo kadar, ufacık, el kadar bebeklerse bunlar. Nasıl bakarımın telaşesi had safhada. Yok öyle kucaklamak değilki sadece altını değiştiriceksin, banyo yaptıracaksın, karnını doyuracaksın. Velakin eve gelen bu iki bebek senin olunca işler değişiyor tabiki. Ben yapamam edemem dediğin şeyleri bir güzel yapmaya başlıyorsun, kendinde şaşırıyorsun bu duruma bırak yapmayı anneliğin verdiği o coşku ve şefkatle bir o bebeğe bir diğer bebeğe atlıyorsun. İlk 3 ay yanımda uyumaları için yatak odasına bir parkyatak koymuştum odalarının haricinde. Oraya yerleştirdik ikisini. Tabi dizildik sırayla hepimiz bir ona bakıyorum bir ona bunlar benim mi şimdi anne mi oldum ben. İnanamıyorum ki hala şoktayım. Sadece
benmi hane halkı komple şoktayız. Bir yatağa sığıyorlar daha doğrusu kayboluyorlar beşikte. O kadar minikler yani bir o kadar güzel. Melek gibi uyuyorlar. Veee sonra
tabi uyanıyorlar yok öyle sırayla değil aynı anda:)) haydaa! altını değiştir, süt ver, gaz çıkar, uyut kısa bir zaaman sonra tekrar... Başını kaşımaya vakit bulamıyosun, yada yemek yemeye!.. Gecesi gündüzü uykusu bilmem nesi yok. Bir şaşırmaca hepimizde bir şok, 4 çocuk büyüten annemde bile. Velhasıl bebeklerimizle beraber ilk günümüz böyle geçti. Ne kadar yorucuysa o kadar güzel, o kadar anlamlı!...

Cumartesi, Nisan 26, 2008

Takvim











Doğum

Evliliğimizin ikinci yılının 3. ayında aldık bu güzel haberi. Bir bebeğimiz olacaktı. Daha 5 haftalıktı öğrendiğimizde, kalp atışları bile belli belirsiz, ultrasonun ekranında görünen bir noktadan ibaret. Bir kaç riskli durum şüphesinden sonra doktorun tavsiyesi "dinlenmen gerekiyor" oldu. 8. haftamıza kadar istirahatten sonra yeni doktorum sema hanımla tanıştık. Sema hanım riskin sona erdiğini söyleyip ekranda daha yeni fasulye boyutuna ulaşmış bebeğimizi gösterdi. Çok mutluyduk bir o kadar da heyecanlı.
12. Hafta ise hamileliğimin dönüş noktası. Kiloma bakıldı evet normal 3 ay içinde 3 kilo. İyi gidiyoruz. Sonra ultrason için yattım merakla ekrana bakıyorum. Doktorum birden sustu ve elinde alet bir oraya bir buraya gidiyor. İnanmıyorum dedi birdenbire. Tabi bende korktum ne oldu ne gördünüz bir şey mi var diye sıraladım soruları. Doktor hala tepkisiz ağzında birkaç kelime döküldü zor bela. "Bunlar iki tane". Allahım ne yapacağımı şaşırdım birden. Şaka mı yapıyosunuz diye sordum doktora bu işin şakası olamayacağını bildiğim halde. Bir ara özgüre takıldı gözlerim o da şoka girmişti. O odadaki herkes resmen şoktaydı. Ben doktorum gözünün içine bakıyorum eminsiniz değil mi diye? Bak dedi ekrandan önce birini sonra diğerini gösterdi. Sonra nasıllar diye sordum ama doktor biraz endişeli "bilmiyorum, aralarında ki zarı göremedim büyük ultrasona gireceksiniz" dedi. Ben tabi bittim o an. Odadan çıktık başladım ağlamaya. Bir yandan mutluluk bir yandan endişe. Özgürse beni teselli etmeye çalışıyor. Tabi bunlar hakan beyle konuştuktan sonra son buldu. Onların hareketleri görünce ekrandan dünyalar bizim oldu. Ben rüyadaydım sanki. Sonra ikisininde durumunun iyi ve tabi aralarında bir zarları olduğunu da öğrendikten sonra rahatladım. Ama tabi riskli bir hamilelik dönemi geçireceğimi eklediler doktorlar. Hastaneden çıkınca annemi aradım. Annecim sana bir süprizim var dedim bil bakalım. Tabi annem anlamadı. İkiz torunların geliyor dediğimde resmen şoka girdi anneciğim. Bir an afalladı hadi canım şaka yapıyorsun falan (annem nedense başından beri hep ikiz bebek bekliyordu ve tabi özgürümde) sonra tabi annemi inandırmak biraz güç oldu ve sonra bütün ailemiz öğrendi.

Asıl hamilelik şimdi başlamıştı sanki. Doktorum iş yapmamı, ayakta fazla durmamı yasakladı. Tabiki işe gidip geldim 7. ayıma kadar. 4. ayımda giymeye başladım hamile kıyafetlerimi son ayımda ise artık onlarda küçük geliyorlardı. Bazı aylarda 7 bazı aylarda 4 kilo aldım ve sonunda 30 kilo almıştım. 36. haftaya girdiğim gün bebeklerimin hareket etmediğini anladım. Doktorumu aradığımda saat 16. 00 olmuştu. Doktorumun hemen hastaneye gel uyarısıyla annemle hastaneye gittik. NST'den sonra doktorum hemen doğum yapmam gerektiğini beni ameliyata alacağını söyledi. Çok korktum açıkçası zamanına daha var diye düşündüğüm ve beklemediğim bu ani ameliyat beni oldukça tedirgin etmişti. Doktorla konuştuktan sonra en geç yarın sabah hastanede buluşmak üzere ayrıldık. Ertesi gün sabahın ilk ışıklarıyla eşim ben annem hastaneye gittik. Çok sakin bir o kadar neşeliydim o gün. Sanki hastaneye doğum için değilde doğum yapan bir arkadaşımı ziyarete gelmiş gibiydim. Ta ki beni sedyeye yatıp ameliyathaneye götürülene kadar.
Ne kadar zaman geçti bilmiyorum ama beni odaya çıkarırlarken uyandım, yarı baygın bir halde bebeklerimin durumunu sordum yanımdaki hemşireye. Gayet sağlıklı iki oğlunuz oldu dedi. Sonra yine kendimden geçmişim.

Bütün gün bekledim bebeklerimi odaya getirmelerini ama solunum yetersizliğinden yoğun bakıma girdiler. 4 gün bebeklerimi kucağıma alamadan geçirdim hastanedeki günlerimi. Her odadan bebek ağlamaları duyulurken ben bebeklerimin doğru düzgün yüzünü bile görememiştim daha. 4. günün bitimin de çocuk doktorumuz bebeklerimin durumunun düzeldiğini ve eve götürebileceğimizi söylediler. Dünyalar bizim olmuştu tabi hemen hazırlıklarını tamamlayıp evin yolunu tuttuk bebişlerimizle:))

Ve gecesi, gündüzü olmayan insana kendini bile unutturan maceramız başlamıştı.
Related Posts with Thumbnails