Perşembe, Mayıs 29, 2008
Çarşamba, Nisan 30, 2008
Evde İlk Gün!...
Hastaneden geldiğimiz o ilk gün! bebeklerimle geçireceğim ilk günüm Bebek nasıl bakılır bilmem ben. Normalde kucağıma almaya bile korkarım. Hele birde yeni doğmuş, 2 kilo kadar, ufacık, el kadar bebeklerse bunlar. Nasıl bakarımın telaşesi had safhada. Yok öyle kucaklamak değilki sadece altını değiştiriceksin, banyo yaptıracaksın, karnını doyuracaksın. Velakin eve gelen bu iki bebek senin olunca işler değişiyor tabiki. Ben yapamam edemem dediğin şeyleri bir güzel yapmaya başlıyorsun, kendinde şaşırıyorsun bu duruma bırak yapmayı anneliğin verdiği o coşku ve şefkatle bir o bebeğe bir diğer bebeğe atlıyorsun. İlk 3 ay yanımda uyumaları için yatak odasına bir parkyatak koymuştum odalarının haricinde. Oraya yerleştirdik ikisini. Tabi dizildik sırayla hepimiz bir ona bakıyorum bir ona bunlar benim mi şimdi anne mi oldum ben.
İnanamıyorum ki hala şoktayım. Sadece
benmi hane halkı komple şoktayız. Bir yatağa sığıyorlar daha doğrusu kayboluyorlar beşikte. O kadar minikler yani bir o kadar güzel. Melek gibi uyuyorlar. Veee sonra
tabi uyanıyorlar yok öyle sırayla değil aynı anda:)) haydaa! altını değiştir, süt ver, gaz çıkar, uyut kısa bir zaaman sonra tekrar... Başını kaşımaya vakit bulamıyosun, yada yemek yemeye!.. Gecesi gündüzü uykusu bilmem nesi yok. Bir şaşırmaca hepimizde bir şok, 4 çocuk büyüten annemde bile. Velhasıl bebeklerimizle beraber ilk günümüz böyle geçti. Ne kadar yorucuysa o kadar güzel, o kadar anlamlı!...
Cumartesi, Nisan 26, 2008
Doğum
Evliliğimizin ikinci yılının 3. ayında aldık bu güzel haberi. Bir bebeğimiz olacaktı. Daha 5 haftalıktı öğrendiğimizde, kalp atışları bile belli belirsiz, ultrasonun ekranında görünen bir noktadan ibaret. Bir kaç riskli durum şüphesinden sonra doktorun tavsiyesi "dinlenmen gerekiyor" oldu. 8. haftamıza kadar istirahatten sonra yeni doktorum sema hanımla tanıştık. Sema hanım riskin sona erdiğini söyleyip ekranda daha yeni fasulye boyutuna ulaşmış bebeğimizi gösterdi. Çok mutluyduk bir o kadar da heyecanlı.
12. Hafta ise hamileliğimin dönüş noktası. Kiloma bakıldı evet normal 3 ay içinde 3 kilo. İyi gidiyoruz. Sonra ultrason için yattım merakla ekrana bakıyorum. Doktorum birden sustu ve elinde alet bir oraya bir buraya gidiyor. İnanmıyorum dedi birdenbire. Tabi bende korktum ne oldu ne gördünüz bir şey mi var diye sıraladım soruları. Doktor hala tepkisiz ağzında birkaç kelime döküldü zor bela. "Bunlar iki tane". Allahım ne yapacağımı şaşırdım birden. Şaka mı yapıyosunuz diye sordum doktora bu işin şakası olamayacağını bildiğim halde. Bir ara özgüre takıldı gözlerim o da şoka girmişti. O odadaki herkes resmen şoktaydı. Ben doktorum gözünün içine bakıyorum eminsiniz değil mi diye? Bak dedi ekrandan önce birini sonra diğerini gösterdi. Sonra nasıllar diye sordum ama doktor biraz endişeli "bilmiyorum, aralarında ki zarı göremedim büyük ultrasona gireceksiniz" dedi. Ben tabi bittim o an. Odadan çıktık başladım ağlamaya. Bir yandan mutluluk bir yandan endişe. Özgürse beni teselli etmeye çalışıyor. Tabi bunlar hakan beyle konuştuktan sonra son buldu. Onların hareketleri görünce ekrandan dünyalar bizim oldu. Ben rüyadaydım sanki. Sonra ikisininde durumunun iyi ve tabi aralarında bir zarları olduğunu da öğrendikten sonra rahatladım. Ama tabi riskli bir hamilelik dönemi geçireceğimi eklediler doktorlar. Hastaneden çıkınca annemi aradım. Annecim sana bir süprizim var dedim bil bakalım. Tabi annem anlamadı. İkiz torunların geliyor dediğimde resmen şoka girdi anneciğim. Bir an afalladı hadi canım şaka yapıyorsun falan (annem nedense başından beri hep ikiz bebek bekliyordu ve tabi özgürümde) sonra tabi annemi inandırmak biraz güç oldu ve sonra bütün ailemiz öğrendi.
Asıl hamilelik şimdi başlamıştı sanki. Doktorum iş yapmamı, ayakta fazla durmamı yasakladı. Tabiki işe gidip geldim 7. ayıma kadar. 4. ayımda giymeye başladım hamile kıyafetlerimi son ayımda ise artık onlarda küçük geliyorlardı. Bazı aylarda 7 bazı aylarda 4 kilo aldım ve sonunda 30 kilo almıştım. 36. haftaya girdiğim gün bebeklerimin hareket etmediğini anladım. Doktorumu aradığımda saat 16. 00 olmuştu. Doktorumun hemen hastaneye gel uyarısıyla annemle hastaneye gittik. NST'den sonra doktorum hemen doğum yapmam gerektiğini beni ameliyata alacağını söyledi. Çok korktum açıkçası zamanına daha var diye düşündüğüm ve beklemediğim bu ani ameliyat beni oldukça tedirgin etmişti. Doktorla konuştuktan sonra en geç yarın sabah hastanede buluşmak üzere ayrıldık. Ertesi gün sabahın ilk ışıklarıyla eşim ben annem hastaneye gittik. Çok sakin bir o kadar neşeliydim o gün. Sanki hastaneye doğum için değilde doğum yapan bir arkadaşımı ziyarete gelmiş gibiydim. Ta ki beni sedyeye yatıp ameliyathaneye götürülene kadar.
Ne kadar zaman geçti bilmiyorum ama beni odaya çıkarırlarken uyandım, yarı baygın bir halde bebeklerimin durumunu sordum yanımdaki hemşireye. Gayet sağlıklı iki oğlunuz oldu dedi. Sonra yine kendimden geçmişim.
12. Hafta ise hamileliğimin dönüş noktası. Kiloma bakıldı evet normal 3 ay içinde 3 kilo. İyi gidiyoruz. Sonra ultrason için yattım merakla ekrana bakıyorum. Doktorum birden sustu ve elinde alet bir oraya bir buraya gidiyor. İnanmıyorum dedi birdenbire. Tabi bende korktum ne oldu ne gördünüz bir şey mi var diye sıraladım soruları. Doktor hala tepkisiz ağzında birkaç kelime döküldü zor bela. "Bunlar iki tane". Allahım ne yapacağımı şaşırdım birden. Şaka mı yapıyosunuz diye sordum doktora bu işin şakası olamayacağını bildiğim halde. Bir ara özgüre takıldı gözlerim o da şoka girmişti. O odadaki herkes resmen şoktaydı. Ben doktorum gözünün içine bakıyorum eminsiniz değil mi diye? Bak dedi ekrandan önce birini sonra diğerini gösterdi. Sonra nasıllar diye sordum ama doktor biraz endişeli "bilmiyorum, aralarında ki zarı göremedim büyük ultrasona gireceksiniz" dedi. Ben tabi bittim o an. Odadan çıktık başladım ağlamaya. Bir yandan mutluluk bir yandan endişe. Özgürse beni teselli etmeye çalışıyor. Tabi bunlar hakan beyle konuştuktan sonra son buldu. Onların hareketleri görünce ekrandan dünyalar bizim oldu. Ben rüyadaydım sanki. Sonra ikisininde durumunun iyi ve tabi aralarında bir zarları olduğunu da öğrendikten sonra rahatladım. Ama tabi riskli bir hamilelik dönemi geçireceğimi eklediler doktorlar. Hastaneden çıkınca annemi aradım. Annecim sana bir süprizim var dedim bil bakalım. Tabi annem anlamadı. İkiz torunların geliyor dediğimde resmen şoka girdi anneciğim. Bir an afalladı hadi canım şaka yapıyorsun falan (annem nedense başından beri hep ikiz bebek bekliyordu ve tabi özgürümde) sonra tabi annemi inandırmak biraz güç oldu ve sonra bütün ailemiz öğrendi.
Asıl hamilelik şimdi başlamıştı sanki. Doktorum iş yapmamı, ayakta fazla durmamı yasakladı. Tabiki işe gidip geldim 7. ayıma kadar. 4. ayımda giymeye başladım hamile kıyafetlerimi son ayımda ise artık onlarda küçük geliyorlardı. Bazı aylarda 7 bazı aylarda 4 kilo aldım ve sonunda 30 kilo almıştım. 36. haftaya girdiğim gün bebeklerimin hareket etmediğini anladım. Doktorumu aradığımda saat 16. 00 olmuştu. Doktorumun hemen hastaneye gel uyarısıyla annemle hastaneye gittik. NST'den sonra doktorum hemen doğum yapmam gerektiğini beni ameliyata alacağını söyledi. Çok korktum açıkçası zamanına daha var diye düşündüğüm ve beklemediğim bu ani ameliyat beni oldukça tedirgin etmişti. Doktorla konuştuktan sonra en geç yarın sabah hastanede buluşmak üzere ayrıldık. Ertesi gün sabahın ilk ışıklarıyla eşim ben annem hastaneye gittik. Çok sakin bir o kadar neşeliydim o gün. Sanki hastaneye doğum için değilde doğum yapan bir arkadaşımı ziyarete gelmiş gibiydim. Ta ki beni sedyeye yatıp ameliyathaneye götürülene kadar.
Ne kadar zaman geçti bilmiyorum ama beni odaya çıkarırlarken uyandım, yarı baygın bir halde bebeklerimin durumunu sordum yanımdaki hemşireye. Gayet sağlıklı iki oğlunuz oldu dedi. Sonra yine kendimden geçmişim.
Bütün gün bekledim bebeklerimi odaya getirmelerini ama solunum yetersizliğinden yoğun bakıma girdiler. 4 gün bebeklerimi kucağıma alamadan geçirdim hastanedeki günlerimi. Her odadan bebek ağlamaları duyulurken ben bebeklerimin doğru düzgün yüzünü bile görememiştim daha. 4. günün bitimin de çocuk doktorumuz bebeklerimin durumunun düzeldiğini ve eve götürebileceğimizi söylediler. Dünyalar bizim olmuştu tabi hemen hazırlıklarını tamamlayıp evin yolunu tuttuk bebişlerimizle:))
Ve gecesi, gündüzü olmayan insana kendini bile unutturan maceramız başlamıştı.
Ve gecesi, gündüzü olmayan insana kendini bile unutturan maceramız başlamıştı.
Cumartesi, Şubat 16, 2008
Cumartesi, Ocak 12, 2008
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)











